Alexa
DOLAR 7,7249
EURO 9,0667
ALTIN 468,182
BIST 1145,24
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 27°C
Az Bulutlu

100 Yıl Önce

100 Yıl Önce
23.04.2020 - 11:00
A+
A-

100 yıl önce, 23 Nisan 1920…
Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılmıştır.
Memleketin her tarafından birçok mebus gelmişti.
Bu yeni Meclise gelenlerin bir kısmı, Ankara’da hiçbir şeyin olmadığını görünce yeise düşmüşlerdi.
Bahsedilen ne Yeşilordu, ne hazine, ne yatacak otel, hiçbir şey yoktu.
Sadece Mustafa Kemal…
Bazılarına bu dava çürük gelmiş olacak ki, memleketlerine dönmeye karar verdiler.
Bunlar geri dönerlerse Meclis’te huzursuzluk olacağını anlayan Mustafa Kemal, kürsüye çıktı.
O gün pek heyecanlıydı.
Atatürk’ün hayatında belki böyle canlı bir tablo doğmamıştı.
Mebuslara hitaben şöyle dedi:
“İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek, memleketlerine dönmek istiyorlarmış. Ben kimseyi zorla Milli Meclis’e davet etmedim. Herkes kararında hürdür, bunlara başkaları da katılabilirler.
Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla, burdan bir yere gitmemeye karar verdim. Hatta hepiniz gidebilirsiniz.
Asker Mustafa Kemal olarak ben, mavzerimi elime alır, fişeklerimi göğsüme dizer, bir elime de bayrağı alır, bu şekilde Elmadağı’na çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı müdafaa ederim. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm.
Ben buna ant içtim.”
Bu feryadın ardından herkesi bir heyecan dalgası sardı.
Hiçbiri gözyaşlarını zaptedemedi ve hiçbir vekil Ankara’yı terk etmemişti. ( Enver Behnan Şapolyo)
***
Meclis’in adı konmamıştı.
Mustafa Kemal, arkadaşlarıyla yaptığı toplantıda, bu konuda ne düşündüklerini sorar:
Kimi “Kurultay” der.
Kimi “Meclis-i Kebir” adını önerir.
Mustafa Kemal, “Biz burada ‘Kurultay’ veya ‘Meclis-i Kebir’ adı ile bir Meclis kurarız.
Fakat Türk milleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasını bekleyecektir” deyince, odadakiler hepbirlikte; “Bulduk” derler.
Mustafa Kemal Atatürk ne olduğunu sorar.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi.”
***
Meclis’in yeri belirlenmiştir.
İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binadır.
Ancak bina henüz hazır değildir.
Ulucanlar’da yapılacak okul için alınan kiremitler getirilir fakat yetmez.
Ankaralılar, çatılarından kiremitleri sökerler, kucak kucak kiremitleri Meclis binasına taşırlar.
Marangozlar toplantı salonuna kürsü yaparlar.
Meclis’in aydınlatma aracı yetersizdir.
Bir kahveci kenarları avizeli büyük petrol lambasını gönderir.
Milletvekilleri’nin oturacakları sandalyeleri yoktur.
Ankara Muallim (Öğretmen) Mektebi ile Ankara Sultanisi’nin (Lise) sıraları taşınır.
***
Gazeteci Yunus Nadi Abalıoğlu Meclis’in, 22 Nisan 1920 Perşembe günü açılacağını kararlaştırdıklarını, ancak Milli Mücadele karşıtlarının, hareketin başarısız olması için dini kullanmaları ve kendilerini “şer’an asi” ilan etmeleri karşısında, açılışın Cuma gününe alındığını belirtir.
Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 tarihinde, Cuma günü namaz kılındıktan, kurbanlar kesildikten sonra dua ile açılır.
Mazhar Müfit Kansu, “Bizzat merak ederek saydım, 50 mebus kalpaklı ve 41 mebus fesli ve 21 mebus sarıklı idi” der.
***
Meclis’in açılış konuşmasını, en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey yapar.(*)
Şerif Bey’ şunları söyler:
“İstanbul’un geçici kaydıyla yabancı kuvvetler tarafından işgal olunduğu ve bütün esaslarıyla hilafet makamı ve hükümet merkezinin bağımsızlığı iptal edildiği malumunuzdur.
Bu vaziyete baş eğmek, milletimizin teklif olunan yabancı esaretini kabul etmesi demekti.
Ancak tam bağımsızlık ile yaşamak kati azminde olan, ezelden beri hür ve serbest milletimiz, esaret vaziyetini tam bir şiddet ve katiyetle reddetmiş ve derhal vekillerini toplamaya başlayarak Yüce Meclis’inizi vücuda getirmiştir.
Bu yüce Meclis’in Reisi Sinni sıfatıyla ve Allah’ın yardımı ile milletimizin dahili ve harici tam bağımsızlık dahilinde mukadderatını bizzat üslenmeye ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilan ederek Büyük Millet Meclis’ni açıyorum.
Metbuu akdesimiz (**) olan, bütün Müslümanların halifesi ve Osmanlıların padişahı Sultan Mehmet Hani Sadis (***) Hazretleri’nin yabancı kayıtlarından kurtarılmasına ve yüce saltanatın ebedi payitahtı olan İstanbul’umuz ile işgal altında ve türlü zulümler ve facialar içinde maddeten ve manen insafsızca imha edilmekte bulunan bütün mazlum vilayetlerimizin kurtarılmasına muvaffakiyet ihsan buyurmasını Cenabı Allah’tan niyaz ederim.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri)
***
23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin birinci dönemi 21 Mayıs 1927’de sona ermiştir.

(*) Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, açılış konuşmasını, Mustafa Kemal Paşa’nın kaleme aldığını belirtmektedir.
(**) (tabi olunan en mukaddes varlık)
(***) (6. Sultan Mehmet Han)

ETİKETLER: ,
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.