Alexa
Medya Siyaset

11 Kasım’dır

11 Kasım’dır

Sizinle dertleşmek isterim ATAM…

Utanırım, sıkılırım, ar ederim lakin bilin isterim Mustafa Kemal Paşam.

‘’Ayşe Uçar’a Türk’ün savaşçı kadınlarından olmak için.’’ İmzalı aldığım Türk kültürünün kadın kahramanları kitabı, yazarı sevgili Serap Yeşiltuna. O kitabı elime alıp imza yazısını gördüğümden bu yana düşünürüm. Ne kadar savaşabildim bilmiyorum Atam.

Aslında bunu yazarken dahi esef duyuyorum, üzerime düşen, andımızı koruyamadım, okutmadılar haykıramadım. ‘’ Ne mutlu Türk’üm diyene.’’ Sözümüzü sildiler, ırkçılık diyen ırkçılar, karşı duramadım.

Ankara…

Cumhuriyetin 10. Yılı…

Kutlamaların tümüne katıldığınız  için yorgun düşen siz , geç saatlerde Ankara Palas Oteli’nde, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Ruşen Eşref Ünaydın’la sohbet ediyorken,Sn. Ruşen Eşref bir ara ‘’ Paşam etraf çok kalabalık. Korumaları biraz artırsak mı ?’’ diye soruyor.  Siz ‘’ Hayır olmaz’’ diyorsunuz. ‘’ Bu, icraatından emin olmayanların yapacağı iştir.’’ Diyerek konuyu kapatıyorsunuz Atam.

Oysa şimdi sizin savaştan çıkmış bir millet ile yapmış olduğunuz tüm icraatlarınız satıldı Paşam. Ve şimdi milletin tüm varlıklarını satanlar , koruma orduları ile geziyor, bir zırhlı yetmiyor, bir uçak yetmiyor, bir küçük köşk yetmiyor, millet fakru zaruret içinde yaşamaya çalışırken ‘’ İtibardan tasarruf olmaz’’ diyenler, ihtişam içinde  yaşamaya devam ediyor. Ordumuz itibarsızlaşsın diyerek türlü iftiralar atanlar korunup kollanıyor, ve ben durun diyemiyorum Paşam.

‘’ Atatürk ve Cumhuriyetin’den’’ rahatsız olanlar , Türk’üm diyemiyor. Din kisvesi altına saklanıp ülkemizi  hilafete itenler  var Atam ve ben utanıyorum.

Türk milletinin, anlamını kavrayamayanlar bu aziz milleti ayrıştırıyor, karşı karşıya getiriyor, yokluk, yolsuzluk,  aldatma, aldanma, yandaş kollama, liyakatsiz atamalar ile yönetiliyoruz, utanıyorum Atam.

Cumhuriyetin koruyucusu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin onurlu komutanları ya istifaya itildiler ya görevlerini yapmalarına engel  olundular. Bazılarını ise hiç hak etmedikleri  hapislere mahkum ettiler, hayatlarını allak bullak edip,’’ Aldatıldık, özür dileriz’’, diyerek geçiştirdiler. Utanıyorum.

Eğitim için ön gördüğünüz Köy Enstitüleri çoktan kapatıldı, imam hatiplere mahkum edilen çocuklarımız ilimden, bilimden uzaklaştırılıyor, kahroluyorum Atam.

Ulus bilinci, ümmetçiliğe evrildi,

Milliyetçilik, ırkçılık oldu,

Üretmek isteyen çiftçi, sanayici, hayvancılık yapan besici, işçi, yani hepimiz, yanlış icraatlere karşı durunca ‘terörist’ olduk Atam, utanıyorum.

Doğayı katledenler var, çocukları ne idüğü belirsiz yurtlara vermek zorunda kalan anneler, babalar var. Beka sorunu kökten halledilmiş ülkemizi, beka sorunu içine iten yanlış dış politikalar var, bu yanlışlıklardan dolayı Şehitlerimiz var, Gazilerimiz var. Bir de gazilerimiz arasında dahi ayırım var. Gazilerimizin yaralarını santim santim ölçüp ‘’ Gazi değilsin’’ diyen bir güruh var, kahroluyorum Atam.

Tüm bunları yaşıyorken  BursaNutku’nu ve bir de;

Soğuk buz kesen havalarda cephede can veren, kolunu, gözünü, bacağını kaybeden, sırtında mermi taşıyan,  askerlerimiz gibi savaşan yiğit kadınlarımız, onların özgürlük için verdikleri mücadeleyi düşünüyorum hem kahroluyorum hem utanıyorum ATAM.

Sizin kurduğunuz Gazi Meclisi yetkisiz, etkisiz kıldılar. Sizin ‘’ Efendiler’’ diyerek başladığınız sözlerinizin unutulduğu, burada yazmaya utandığım kelimeler ile konuşan vekillere kaldık. Utanıyorum Atam.

Sizin de dediğiniz gibi, benim de hayallerim var, hiçbir şey için satmayacağım hayallerim. Şimdiye dek koruyamadığım, lakin korumaktan asla vazgeçmeyeceğim  hayallerim.

İsterdim ki; sizinle yaşayım, sizinle birlikte çarpışayım cephelerde, sizinle birlikte vurulayım, sizin çektiklerinize ortak olayım…

Sizinle birlikte yapabilmem mümkün değildi Atam,  lakin elimden geleni yapıp öyle ölmek, sizinle ölmüş gibi hissetmek tek arzum.

Şu dünyada hiç kimse yoktur ki, bedeni dünyadan gitsin, düşünceleri, evlatları sizin göçüp gittiğiniz gün sonsuza dek dirilsin.

Karanlıkta aydınlığım, gözyaşımda umudum, mutsuzluğumda sevgim, hilalimde yıldızım, bedenimde nefesim, kalbimde sizsiniz Atam.

Ve biliyorum ki, siz Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu değilsiniz sadece, her kelimenizde hayat umudu bulduğum, her kelimenizde çocuklarımın geleceği, her kelimenizde özgürlüğümsünüz Atam.

Ve her Anıtkabir’e gelişimde, her huzurunuza çıktığımda boğazım düğümlenir, ne diyeceğimi, nasıl duracağımı dahi şaşırırım. Ve her defasında, sizinle yaşayıp sizinle ölmediğim, bu garabet günleri gördüğüm, yaşadığım, engel olamadığım için kahrolup, başım önümde dönerim. Her şeye rağmen, yine hatırlarım, yine okurum kendi kendime Bursa Nutku’nuzu ve and içerim Atam. Ne kadar utansam da, ne kadar kahrolsam da;

Bu gün, benim için, bizim için, 11 Kasım’dır Atam, Gazi Mustafa Kemal Paşam, deyip  umudumu, hayallerimi yine diri tutar

Her 10 Kasım’da  ölüp, her 11 Kasım’da milyonlar doğarız Atam.

Yapamadıklarımız için özür, yaptıklarınız için minnettarız….

Sonsuza dek her 10 Kasım, aslında bizim için 11 Kasım olarak kalacaktır. Emanetinizi canımız pahasına korumaya devam edeceğiz.

Biz evlatlarınız olarak her daim sizi yaşayıp, sizi yaşatacağız.

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ