Alexa
Medya Siyaset

18.Yüzyılın da gerisindeyiz

18.Yüzyılın da gerisindeyiz

Sayın Cumhurbaşkanının kullandığı ‘’UCUBE’’ sözcüğü günümüz Başkanlık sistemi ile bire bir örtüşmektedir.

Dünyanın 1789’da kabul ettiği İnsan ve yurttaş hakları uygulamaları günümüzden  230 yılda geride kalmıştır. Bu tarihten sonra insan hakları konularında daha ileri adımlar atılmış, uygulamalar yapılmıştır. Türkiye bırakın 18.  yüz yıl uygulamalarını, bununda çok gerisinde kalmış hak, hukuk, demokrasi, özgürlük diyerek can çekişmektedir.

İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi:1789’da  yayınlanan bildirinin ana başlıkları: İnsanlar eşit doğar. Devletler insan haklarını korumak için vardır, kilise veya monarşide değil, Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır, kilise veya monarşide değil. Özgürlük başkalarına zarar vermeden istediğini yapabilmektir. Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar. Bütün vatandaşlar demokratik sürece katılma hakkına sahiptir. Yasaları çiğnemedikleri sürece hiç kimse yakalanamaz ve tutuklanamaz. Keyfi ve lüzumsuz cezalandırmalar yasaktır. Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masumdur. Hiç kimse inançları nedeniyle sorumlu tutulamaz. Herkesin özgür ifade ve özgür basına erişim hakkı vardır. Ordu sadece yöneticilere değil, tüm vatandaşlara hizmet verir. Gelir vergisi zorunlu kılınmıştır. Bütün vatandaşlar vergilerin değerlendirilmesi ve kullanımında söz hakkına sahiptir. Tüm kamu görevlileri doğru ve kamuoyuna açık kayıtlar tutmalıdır. Anayasa hukukun egemenliği ve kuvvetler ayırımına  dayanır. Bireysel mülkiyet hakkını tanımlar. İdam konusunda ise Maximilian Robespierre (1758-1794) ‘Beni ölüm cezasının kaldırılması çağrısı yapmaya iten duygu, bugün beni bu cezanın ülkemin tiranına uygulanmasını talep etmeye iten duygudur’’ ifadesini kullanmıştır.

1789’da konulan kriterlere tamamen ters düşüyoruz. Ve adına başkanlık sistemi diyoruz. Demokrasi konusunda en yakın örnek İstanbul Belediye seçimleri. Muhalefet hırsızlıkla, oy çalmakla suçlandı. Yenilenen seçimde halk suçlayanlara dersini verdi. Demokrasinin uygulanmadığının farkında olduğunu açıkça oyları ile birilerine anlattı. Haksız yere tutuklamalar, yargılamalar İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye aleyhine sonuçlanıyor. Hak, hukuk, adalet diyenlerin ne kadar haklı olduklarını Avrupa mahkemesi bile kabul ediyor, tescilliyor. Ama biz işinize gelmediğinde anayasayı, kuralları tanımıyor, yok sayıyoruz. Hazin bir tablo ile karşı karşıyayız.

Birde sıkıntıların ekonomik boyutu var. Halk enflasyon, geçim darlığı ve fukaralıktan inim inim inlerken kaymak tabaka ‘’kaymak’’ yaşam sürüyor. 20-30 arabalı konvoylar, uçaklar, motosikletler, helikopterler, eskortlar, korumalar hizmetlerine amade bulunuyor. Halkı ve devleti fakir, yöneticilerinin süper zengin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Sonucu hep birlikte görecek ve yaşayacağız. Olanlar; haksız yere suçlananlar, ekmeği elinden alınanlar ve her geçen gün lokması küçülen halkımıza oluyor. Adam kayırmalar, yolsuzluklar, hesapsız harcamalar, vatandaşı mağdur etmeler acaba hiç vicdanları sızlatmıyor mu?

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ