Alexa
Medya Siyaset

1915-2019 Üniversitelerimiz Göreve

1915-2019 Üniversitelerimiz Göreve

Her yıl Nisan ayı yaklaştığında önce hangi ülkeden Türkler soykırım yapmıştır sesi yükselecek diye bekler olduk. Daha doğrusu bu ses ortaya çıkıncaya kadar ne yazık ki deve kuşu misali kafamızı kuma sokup bekliyoruz.

Oysa bizim ve bizler gibi düşünenlerin hep dile getirdiğimiz gibi bu suçlama Türkiye için bir rutin suçlama haline gelmiş bulunmaktadır.

Her yıl alışılmış davranışı uygulayarak biz de, bu suçlamalara karşılık; Ruanda ve Cezayir örnekleri ile süsleyerek en yüksek perdeden cevap verdik. Sonunda Fransız parlamenterlerin alaycı alkışları ile salonu terk etmelerini başardık.

Bir eylem yaptığınızda bu eylemin bize ne kazandırdığı ve neler kaybettirdiğinin sosyal ve bilimsel yöntemlerle bir muhasebe yapmak zorundasınız. Tabii başarılı bir devlet yöneticisi iseniz.

Artık şunu lütfen kabul edelim ve kendimize yeni bir yol haritası çizelim. Türkiye bu güne kadar bu konuda uyguladığı eylem ve söylemlerle hep kaybeden taraf olmuştur.

1820 yılında İzmir’de gemiden inerek toprağı öpen ve “ ahdim olsun ki bu günah imparatorluğunu yıkacağım “  ( Bilal Şimşir-Ermeni Meselesi ) diyen papaz Larson’un ömrü Osmanlı’yı yıkmaya yetmemiştir ama Amerikan Kilisesi ile Avrupalı Hristiyanlar bu görevi başarı ile sonuçlandırmışlardır.

Tarihçi ve araştırmacılarımızın haklarını teslim edelim ki; Ne Türklerin ne de Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere soykırım uygulamadıklarını kanıtlamışlardır. Olay; Dünya’nın her tarafında olmuş ve ola gelen bir karşılıklı mukalete ( savaş ) dir. Bu konuyu araştıran yüzlerce eser ve belge kütüphanelerimizde mevcuttur.

Murat Bardakçı’nın yayınlamış olduğu “ Bir İttihatçının not Defteri “ isimli Talat Paşa’ya ait günlüklerde, tehcirle ilgili sayı, bilgi ve belgeler soykırım suçlamasını bir kez daha çürütmektedir. Zaten Ermeniler ve onların destekçileri ısrarla; arşivlerin karşılıklı açılmasını ve bu işi siyasilerden tarihçilere devretmenin çıkar yol olduğunu söyleye gelmektedirler. Doğrusu ’da budur.

Milli Mücadele’nin ilk yıllarında, Malta Sürgünleri arasında bulunan Osmanlı yöneticileri arasından,Soykırım Suçlusu yaratmaya çalışan İngiliz yönetimi; tüm Fransız ve Amerikan arşivlerinde araştırmalar yaptırmış ve kanıtlayıcı bir tek belge bulamamıştır. Meraklılar Uluç Gürkan’ın kitabını okuyabilirler.

Yukarıdan beri verdiğimiz bilgilerle söylemek istediğimiz özetle; biz haklıyız ve haklılığımızı ispat için yeni bilgi ve Belge’ye gereksinimimiz yoktur.

Bizi Soykırımla suçlayanlar bu konuda Doğruyu aramıyorlar, onların tek derdi bizi cezalandırmak. Soykırım suçlamalarını parlamentolarından geçiren veya geçirecek olan ülke halkları bizim suçluluğumuza inandırılmışlardır. Bu inanç yüz yılı aşkın bir çalışmanın geldiği son noktadır.

Yapmamız gereken söz konusu halkların bu konudaki inançlarını değiştirmektir, bunun da yolu; her yıl Nisan ayında bağırıp çağırarak Dünya’ya nizam vermeye kalkışmak değildir. Bu güne kadar bu yol denenmiş ve sonuçta “ Türkler Soy Kırım suçlusudur “ inancı pekişmiştir.

Ünlü düşünür İspinoza; “ hak kuvvettir “ diyerek sanki bizim bu günkü durumumuza gönderme yapmış.

Haklıyız, ama haklı olmak yetmiyor çünkü haklıya değil güçlüye inanmak istiyor dünya kamuoyu. Güçlü olan ise Ermeniler ve arkasındakilerdir.

Karşımızda öyle bir güç var ki nerede ise tüm dünyayı arkasına alarak bize bir savaş açmış. Görülen o ki bu savaşın hedefi olan ülkemiz halkı bu TOPYEKÜN Savaş’a katılmadıkça bu savaş kazanılamayacak.

Önerdiğimiz savaş; temiz, insan sevgisine dayalı; başta Fransız ve Amerikan halkları olmak üzere tüm dünya halklarına sevgi ile yaklaşan bir bilgilendirme savaşı olmalıdır.

Bu güne kadar görüldü ki, bu savaşın hükümetlerce yürütülmesi başarısız olmuştur. Bu savaş; Türk halkı ve onun temsilcisi olan Sivil Toplum Kuruluşları öncülüğünde yürütülmelidir. Sivil Toplum Kuruluşlarımıza da seksen bir ilimizde en büyük kadrolara sahip olan ÜNİVERSİTELERİMİZ öncülük etmelidirler.

Kim ne derse desin bu cangıl’dan çıkış yolu gene Atatürk’ün uyguladığı ve başardığı yoldur.

Atatürk’ün uyguladığı yol nedir sorusuna yanıt verelim:

Bilindiği üzere uygar diye nitelenen batı; Türkleri hangi ırka mensup oldukları, nereden geldikleri bilinmeyen, devlet kurmak ve yönetmekten aciz bir kavim olarak görüyordu. Atatürk öncülüğünde kurulan Türk Tarih ve Türk Dil Kurumları vasıtası ile Türklerin çok eski medeniyetlere ev sahipliği yapmış, beyaz Irak’a mensup bir halk olduğunu kanıtlamıştır.

Ancak bunu kanıtlamakla yetinmeyen büyük dahi; düzenlenmesine öncülük ettiği Uluslararası Antropoloji, Tarih ve Dil Kurultaylarında bu durumu tescil ettirmiştir. Üstelik bu kurultayların ve bu kurultaylarda üretilen bilgi ve belgelerin yurt içinde kalmasıyla yetinmemiştir. Kurultaylara aktif olarak alanlarında otorite olan bilim insanlarının katılmasını ve onların da derlenen bu bilgi ve belgeleri onaylamasını sağlamıştır.

Ancak bununla da yetinmeyip, Belleten isimli üç aylık düzenli çıkarılan bir dergide bu belgeleri yayınlanmıştır. Atatürk bununla da yetinmemiş bu dergileri İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca bastırıp, yayınlayıp dünya ya ve dünya otoritelerine dağıtmıştır.

Bizim Ermeni Soykırımı yapmadığımızı, aynı yol ve yöntemlerle, ama sabırla dünya halklarınca kabul edilinceye kadar sevgi dili ile bu halklara yaklaşmalıyız. Yüksek perdeden haykırışlarla biliniz ki yeni düşmanlar yaratmaktan başka bir şey yapmış olmuyoruz.

Osman Arıkan

Osman Arıkan

Osman Arıkan

1940 Bursa Orhaneli doğumluyum.İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden ve İstanbul üniversitesi İsletme fakültesi işletme iktisadı enstitüsünden mezun oldum.Özel sektörde yöneticilik yaptıktan sonra kendim bir şirket kurarak ticaret hayatına devam ettim. 1976-12 Eylül 1980 arası CHP il yönetim kurulu üyesi ve eğitim komisyonu başkanlığı yaptım. 1992 seçimlerinde SHP Bursa üçüncü sıradan ön seçimle milletvekili adayı oldum.Fakat Bursa da SHP milletvekili çıkaramadığı için seçilemedim. Halen Sade bir CHP üyesiyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ