Alexa
DOLAR
8,3221
EURO
10,1263
ALTIN
499,62
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Çok Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C

1921 anlayışı ile yeni anayasa demek başka bir cumhuriyet demek

1921 anlayışı ile yeni anayasa demek başka bir cumhuriyet demek

Erdoğan her ağzını açtığında Türkiye’nin gündemi bir anda değişiveriyor.

Gelinen noktada en sağlıklısı, muhatap almamak, her söylediğine yanıt vermemek olsa gerek.

Erdoğan ve anayasa

 AKP döneminde yapılan 2010 Anayasa değişikliği ile yargı bağımsızlığı neredeyse ortadan kaldırıldı.

2017 Anayasa değişikliği ile de yasama organının denetim yetkileri işlevsizleştirildi.

Ayrıca başbakanlık ve bakanlar kurulu kaldırılmakla, yürütme gücü tek bir kişinin, partili bir Cumhurbaşkanının elinde toplandı.

Bakanlar, önceki görev tanımlarından uzaklaştırıldı.

Erkler ayrılığı yok edildi.

Partili Cumhurbaşkanına belli konularda verilen kararname çıkarma yetkisiyle, adeta yasama işlemi gibi düzenleme yapma yetkisi tanındı.

Yürütme yetki ve görevi kullanan bu Cumhurbaşkanı, neredeyse TBMM’nin denetim alanından çıkarıldı.

Yasama organı, çoğunluk partisinin tekliflerini yasalaştıran, toplumsal gereksinimler için değil, iktidar partisinin siyasi çıkarları için yasa çıkaran bir organ haline sokuldu.

Yasama organını, yürütme organını, yargı organını varlık nedenlerinden uzaklaştıran Erdoğan, tüm bu durumların düzeltileceğini de ifade etmeden, yeni bir anayasa söylemini kullanmakta.

Aksine 2010 ve 2017 değişikliklerinin korunacağını beyan etmekte.

Burada 2010 ve 2017 değişiklikleri korunacaksa, hangi maddeler değişecek veya hangi maddeler sorun yaratıyor diye kendisine sorulsa, açıkça saydığı sayabildiği maddeler yok.

Daha doğrusu niyetini gizlemek ve ortaya koymamak için herhangi bir madde ifade etmediği herkesçe görülmekte.

Şimdi özgürlükçü anayasa söylemini kullanan Erdoğan, 2010 ve 2017 değişiklikleri sırasında da halkın karşısına aynı söylemlerle çıktı.

2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleri, 12 Eylül darbe döneminden daha fazla özgürlükleri yok etti.

Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerini değiştirmek

Hatırlarsak, AKP için geçmişte AYM tarafından, demokrasi ve laiklik Cumhuriyete aykırılığın odağı parti tanımlaması yapıldı.

O nitelemeden sonra söz konusu eylemlerin azalacağı yerde artarak devam etti.

AKP, hiçbir zaman açıkça şeriatı kınamadı, kınamadan uzak durdu.

Adına şeriat denmese de, dolambaçlı yollarla demokratik laik bir hukuk devletinin gereği olan kurum ve kuralların içini boşalttı, işlevini yok etti.

Şimdi AKP’nin gerçekte yapmak istediği, yeni bir anayasa söylemiyle, önünde duran ve kendisine ayak bağı gibi gördüğü Anayasanın ilk dört maddesini kaldırmak.

Yeni bir anayasa gibi görünüşte masum söylemlerle AKP, Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki ilk dört maddeyi yeniden yazmak peşinde.

Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki ilk dört maddesi demek, Atatürk Cumhuriyetinin tanımı demek.

Erdoğan, Anayasa’nın değiştirilemez nitelikteki maddelerine, kendi bakışına göre biçim vermek niyetinde.

Hedefte olan, Atatürk Cumhuriyeti.

Amaç, Atatürk Cumhuriyeti dönemini sona erdirerek, başka niteliklerle başka bir Cumhuriyete doğru yelken açmak.

1921 anlayışı ile anayasa

 1921 Anayasası, kurtuluş mücadelesi dönemini yöneten, geçici bir anayasa.

Kurtuluş mücadelesi, bu coğrafyada yaşayan herkesin bağımsızlık için, birlik ve beraberlik ile bir araya geldiği ve emperyalizme karşı tek yürek olarak verdiği bir mücadele.

1921 Anayasası yazıldığı sırada saltanat daha kaldırılmamış.

Henüz ulus devlet kurulmamış.

Merkezi bir devlet yok.

İllerde özerklik ve buna dayalı yönetimler sözkonusu.

Daha Cumhuriyet kurulmamış.

1921 Anayasası bu mücadeleyi yürütmek için erkler ayrılığının olmadığı bir anayasa.

1921 Anayasasının yazıldığı sırada daha devrimler başlamadığı için ümmet ve şeriat tamamen ortadan kaldırılmış değil.

1921 Anayasası yazıldığı sırada, Atatürk Cumhuriyetinin kabul ettiği tanımda bir Türk milleti henüz söz konusu değil.

Henüz laiklik söz konusu değil.

Atatürk önderliğinde bağımsızlık mücadelesi başlamış ancak henüz emperyalizme diz çöktürülmemiş, Cumhuriyet kurulmamış.

1921 Anayasası ile amaçlanan bu geçiş sürecini yöneterek, kuruluş ve kurtuluşu gerçekleştirmek.

İşte 1921 Anayasası ile amaçlanan bu hedeflere adım adım ulaşılmış.

Bu anayasa ömrünü doldurunca da yeni bir anayasa yapılmış.

Şimdi 1921 Anayasası’nın, bu anayasanın yapıldığı koşulların, yazılığı tarihin, o anayasadaki ruhun esas alınarak yeni bir anayasa yapmak söylemleri öne çekilmeye başlandı.

Bunun anlamı, 1921 Anayasası ve sonrasında yönetilen dönemdeki yukarda ifade edilen kazanımları terketmek.

1921 ruhu ile yeni bir anayasa demek, daha açık bir anlatımla da, Atatürk Cumhuriyetini, bu Cumhuriyetin niteliklerini, yani Anayasanın ilk dört maddesini bir tarafa bırakmak demek.

Yeni bir kuruluş sürecine girmek demek.

Bu kuruluşun gereği olarak, yeni bir devlet, yeni bir millet, yeni ve başka bir Cumhuriyet tanımı yapmak demek.

Ulus devleti, merkezi devleti olmazsa olmaz olmaktan çıkarmak demek.

Üniter devletin vazgeçilmezliğini yerine, özerklik esasına dayalı bir anayasayı söz konusu etmek demek.

Laikliği, çağdaş tanımıyla bir tarafta bırakmak demek.

Adım adım Cumhuriyetin ve niteliklerinin, anayasanın ve anayasal organların, hak ve özgürlüklerinin içi boşaltıktan sonra, kendi iktidarını sınırlandıracak bir güç kalmadığı düşüncesinden hareketle olsa gerek, artık Atatürk Cumhuriyeti yerine bir başka cumhuriyet söylemini masumane ifade etmek demek.

Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Yaşamsal düzeyde GÜNCEL VE ÖNEMLİ, tamamen HAKLI VE TEMELLİ, derin HUKUKSAL, tam DEMOKRAT, gerçek ATATÜRK’CÜ VATANSEVER, olağanüstü yüksek ulusal ve toplumsal DEĞERLİ, baştan sona MÜKEMMELbir teşhis ve tesbit, analiz ve sentez, teşhir ve tel’in. Çok değerli yazarı seçkin ve saygın hukukcu ve duayyen yargıç ve savcı sevgili Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU’na ve üstün ve özgün yayıncısı sevgili MEDYA SİYASET’e en yürekten tebrikler, içten selamlar, derin saygılar, yeni başarılar, en iyi dilekler ve irdelenen konu ve sorunla ilgili özel ve benzer bir ithaf :

    BU ESKİ VE YENİ BOP’CULUK VE BEŞINCI KOL’CULUK

    Bu maskeli ve maskesiz eski ve yeni BOP’culuk
    Ve açık ve gizli,yerli ve yabancı Beşinci Kol’culuk,
    Türk ve Türkçe,Atatürk ve Türkiye karşıtı en anti – milli bir misyondur
    Ve barış, Cumhuriyet ve uygarlık düşmanı en iğrenç bir koalisyondur.
    İşlediği suçlara ve günahlara en yenisini ekleme planları yapmaktadır.
    Yani devleti, şeriyat, hilafet ve cihad aygıtına çevirmeyi taslamaktadır.

    Bu planlari yerle yeksan etmek
    Ve tarihin çöplüğüne süpürmek,
    Cumhuriyet’ciler başta her yurttaş için acil ve kutsal bir görevdir
    Ve beka, barış, iş, aş,ekmek genlik ve gönenç ödüllü bir ödevdir.
    Bu görevi ve ödevi yapacak olan bütün kişiler, kurumlar,örgütler ve partiler,
    Tek ve en geniş geniş bir Hak,Vatan ve Halk Cephesi kurup birleşmelidirler

    Gönül Pınar Atacı, 14.Şubat.2021