Medya Siyaset

24 Haziran Sonrası Federasyonlar Dönemi – 1

24 Haziran Sonrası Federasyonlar Dönemi – 1

Bahçeli,Erdoğan BAŞKANLIK adı altında Türkiyeyi federasyona taşıyor.

İkiz İhanet Yasalarını Bahçeli imzaladı.  AKP ve CHP Meclisten geçirdi! Başkanlığın aslı Federasyon. 24 Haziran sonrası ilk başkanlık seçimi gerçekleşmiş oluyor . Başkanlık demek ! FEDERASYON demektir.

AB uyumu adı altında çıkarılan sözde yasaların  bilhassa !Vakıflar Yasası, Büyük şehirlerin sınırlarını düzenleyen yasa, İkiz ihanet Yasaları,Polis mukavemet kanunu gibi ülkenin birlik ve beraberliğine kökten zarar verdi. Bilhassa İKİZ yasalarla  sürecin Özerklik’e  doğru gittiğini anlamamız gerekir.

HDP’ nin Özerklik talebi maalesef Anayasal kapsamda hukuki bir hak haline getirilmiştir. Yani HDP yasal HAKKINI KULLANIYOR.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk` ün milli birlik ve beraberlik temelleri üzerine bina ettiği Türkiye Cumhuriyeti  Devleti, şimdilerde özerklik ve de federasyon SAFSATALARIYLA PARÇALANMA AŞAMASINA GELMİŞTİR.

BAŞKANLIK sistemi bunun en açık göstergesidir. 24 Haziran başkanlık seçimi süreci tayin edecektir.

AKP genel başkanı Erdoğan tarafından “ Kürdistan ve Lazistan söylemi” unutulmamalıdır.

Son İngiltere temasları bize sürecin ipuçlarını vermektedir.

30 Ağustos 2009 tarihli 108 sayılı 3. Göz Gazetesinin haberi; Hükümetin Kürt açılımıyla yeniden ülke gündeminin hassas konuları arasına giren ve bu günlerde CHP ve MHP yöneticilerinin ,İkiz İhanet Yasalarının altında bu iki parti yöneticilerinin imzalarının bulunduğunu hatırlatalım. Tabi olarak AKP oyları bu süreci tayin etmiştir.

İkiz Sözleşmelerin Ortak 1. Maddesi: Bütün halklar kendi kaderini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler. Bütün halklar doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir.

MHP Genel Başkanı  Devlet Bahçeli, 19 Mart 2001`de Hükümet üyesi olarak ikiz sözleşmelerin altına imzayı bastı. CHP`de AKP`yle birlikte 4 Haziran 2003`te ikiz ihanet yasalarını Meclisten geçirdi. Ancak her iki parti de, yaptıklarını bugün yapmamış gibi hareket ediyorlar. Sanki imzalarını sildirmişler.

MHP ESKİ MİLLETVEKİLİNİN AÇIKLAMALARI…..BENİM KAVGAM İSİMLİ KİTABINDAN

‘’Türkiye insan haklarına ilişkin iki Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni 15 Ağustos 2000’de imzaladı. Türkiye adına imzayı New York’ta Büyükelçi Volkan Vural koydu. DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti onayladı, ancak Meclis’e sevk edemedi. Bu eksiği de AKP Hükümeti giderdi. Haklı olmaya haklısınız, Türk siyasetçiye yapılan sevelim ya da sevmeyelim (-ki hiç sevmem) bu yanlışın hesabını mutlaka hükümet sormalıydı. Öte yandan Bahçeli’nin de kimlere sacayağı olduğunu, bu gün TBMM’de var olan partilerin kimler tarafından getirildiğini, kimlerin hizmetkârlığını yaptığını da görmezden gelemeyiz. Mersin eski milletvekili Ali Güngör “Benim Kavgam” kitabında şu bilgileri vererek bir döneme ışık tutuyor. Tarih 17 Ağustos 2000. Volkan Vural “azınlıklara kendi kaderini tayin hakkı” veren “İkiz Yasalar”a 57. koalisyon adına imza atıyor. Haberi alan İçel milletvekili Ali Güngör MHP Genel Merkezi’ne geliyor. Daha sonraları kurulacak AKP hükümetlerinin “Kürt açılımı”nın hukuki dayanağını oluşturan bu imzanın üniter yapıyı parçalayacağını o gün fark eden Ali Güngör, Devlet Bahçeli’ye diyor ki: – “Siyasi sorumluluğunu taşıdığınız bu imza Türkiye Cumhuriyetini bölünmeye götürür. O zaman MHP’liler de Ülkücüler de bizi affetmez.” Devlet Bey kendinden emin bir şekilde hafifçe gülümsüyor:

– “Unuturlar Ali Ağa, unuturlar!..”

– “O zaman Rüştü Kazım Yücelen’in idam şerhini kaldırmasında sizin de onayınız var?” Devlet Bey susuyor, sonra arkaya yaslanıyor:

– “Unuturlar Ali Ağa unuturlar!..”

Volkan Vural ismi , uzun yıllar MHP Gurup başkanvekilliği görevini yapan Oktay Vural beyin kardeşi.Hatırlatmakta fayda var.

AB ilerleme süreci kapsamında dayatılan “AB Uyum Yasaları”nın dayatılmasının hemen öncesinde dayatılan “TAHKİM” yasasının kabul zeminini hazırlamak üzere Türk medyasında haberler çıkmaya başladığında, 21 Haziran 2001’de TAHKİM YASASI TBMM’den MHP’li vekillerin de onayı ile geçti. Sonrasında devam eden UYUM YASALARI sürecinde de, “BU YOLUN GİTTİĞİ YER YATAK ODASININ KAPISIDIR !” (SONUÇ ALİ GÜNGÖR PARTİDEN İHRAÇ EDİLMİŞTİR) . Ve Ali Güngör artık aramızda yer almamaktadır.

Yeni Sevr Antlaşmaları: İkiz Sözleşmeler;

1999 Helsinki Zirvesi… Türkiye’ye “üye adayı” unvanı veriliyor. Ardından pürtelaş geçirilen üç yıl… 2000 ve 2001 hazırlık ve gelişme dönemlerinden sonra 2002 yılı siyasi kriterler açısından bir operasyonlar yılı oldu. Türkiye, bir yandan Avrupa Birliği’nin (aslında Fransa ve Almanya’nın) emirlerini yerine getirme anlamında “reform hareketleri”ni hızlandırırken, öbür yandan aynı ülkelerden bir “müzakere tarihi” alabilme uğruna yoğun ve adeta “çılgınca” bir faaliyet sürdürdü (Osmanlı da böyle Avrupa’nın dayatmasıyla, “reform” yapa yapa batmıştır).

Helsinki Zirvesi’nde Türkiye “aday üyeler listesi”ne alındıktan sonra ikinci aşama “AB’ye katılım müzakerelerinin başlaması” olacaktı. Ne var ki müzakerelerin başlatılması, Türkiye’nin, Kopenhag ölçütlerini tam olarak yerine getirmesi koşuluna bağlanmıştır.

Buradaki “tam olarak yerine getirme” ifadesine dikkat ediniz. Böyle bir koşul eşyanın tabiatına aykırıdır. Çünkü dünyada hiçbir iş tam olarak yapılamaz. Her işin eksik bir tarafı daima bulunabilir: Türkiye bir “gül” olup Avrupa’nın karşısına çıksa, hiç kuşkunuz olmasın, Gunter Verheugen pis pis sırıtarak “iyi ama, dikenin var” diyecektir.

AB Türkiye’nin “Kopenhag koşullarına uyma” sürecini izlemek gayesiyle şöyle bir süreç uyguluyor:

-“Katılım Ortaklığı Belgesi”yle Türkiye’ye buyruklarını iletiyor.

-Türkiye “Ulusal Program”la taahhütte bulunuyor.

-“Uyum Yasaları” ile taahhütlerini yerine getiriyor.

Atatürk Türkiyesi bitiriliyor

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir hatalar zinciri, işte bu süreçle başladı. Sonu belirsiz bir AB hayali uğruna, “teslimiyetçi Batıcı-mason” güçlerin itelemesiyle kendini bu mekanizmanın çarkları arasında bulan Türkiye, her şeyinden, bütün  birikiminden vazgeçmeye başladı: Artık nesi var nesi yok değiştiriyor, tüm tarihsel değerlerini terk ediyor, önüne ne konulursa hiç düşünmeden, körü körüne kabul ediyordu.

Türkiye Cumhuriyeti “Atatürk Türkiye’si” olmaktan çıkartılıyor, giderek artan bir hızla kendine yabancılaştırılıyor; adeta yapay bir yaratığa dönüştürülüyordu.

24 Haziran seçimlerinden sonra , Türkiye farklı bir ülke olacak.

Evet, Türkiye’yi sürükleyen uğursuz güç AB’ye girme uğruna bütün ulusal birikimimizi dağıtıyor, bütün Atatürkçü kazanımlarımızı yok ediyor (Öyle ki bu pespayeliğe Atatürkçülük adına kim destek oluyorsa, gerçekte yalan söylüyor ve Atatürk’e ihanet ediyor).

Soruyorsunuz bunları yapanlara, “Neden böyle yapıyorsunuz? Bu eylemleriniz şanlı bir geçmişi olan, bir Atatürk ve daha nice kahramanlar yetiştirmiş büyük bir ulusa, Türk milletine yakışır mı? Üstelik bu yaptıklarınız bilimsel gerçeklere de uymuyor. Devlet ve toplum yaşamı böyle sürekli değiştirip durmaya gelir mi? Yüz yılların birikimleri böyle bir kalemde silinip atılır mı? Yoksa “değiştirme hastalığı” diye bir hastalık var da, siz buna mı yakalandınız? Takiyyeci şeriatçılardan her ihanet beklenir; ya siz, hani siz Atatürkçüydünüz? Desenize, siz Atatürkçü değilsiniz; siz “teslimiyetçi Batıcı-mason” Atatürkçülersiniz!

Bu iki şerikin yanıtları, ancak bir çocuğun verebileceği bir yanıt: “Avrupa Birliği’ne gireceğiz de ondan! Avrupalıları memnun etmemiz lazım! Onlar da bize harçlık verecek.”

Evet Osmanlı’nın Reşit, Ali Fuat Paşaları da, Damat Ferit’i de öyle yapıyordu, devleti bunlar gibi yönetiyorlardı. Bütün gayretleri halkı değil, Avrupalıyı memnun etmeye yönelikti.Kaldı ki koltukta kalmanın formülü buydu.  Ancak tarih hiçbir hatayı affetmez. Böyle yabancılar tarafından güdüle güdüle, sonunda koskoca bir devleti çökerttiler. Türk halkını da yapayalnız, sersefil ve yoksul bıraktılar. Onların yaptığının aynısını, şimdi de bu “işbirlikçi ,batıcı-mason” İslamisteler ve rozet Atatürkçüleri yapıyor. Devlet yine tehlikede, halk yine perişanmış; Batıcı teslimiyetçilerin umurunda mı? Atatürk Anadolu’yu cennete çevirmeyi düşlüyordu, onlarsa cehenneme çevirdiler. Avrupa’nın gönlünü hoş etmeye gelince, takiyyeci şeriatçılarla nasıl da el ele tutuşuyor, nasıl da sarmaş dolaş oluyorlar!

Yazı dizimiz olarak beyanlarımızın tamamı ayni ile vaki olup devam edecektir. 24 Haziran sonrası Federasyon ihtimali olan bir sürecin altyapısı on beş yıl içerisinde örülmüş olduğu için kolaylıkla vatandaşın gözünden kaçırılacaktır.

Defaatle yazdım . Versay düzeni ile Sevr aynı şey . 24 Haziran seçimlerinde birinci başkanlık onaylanıyor gibi görünüyorsa bile , Yahudilerin uğursuz sayısı olan 13. TÜRK CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞI oylaması yapılamıyor. Dönüyoruz başa ! Birinci başkanlık seçimi.

AKP genel başkanı Erdoğan meydanlarda “ BÜYÜK USTA” olacağım diyor. Yani KABBALACILARIN HİRAM USTA dedikleri büyük usta gibi mi diyorum .

Bakıyorum Kabbalacıların Hiram ustası , iyi bir taş ustası.

Bakıyorum Erdoğan ! Her yeri betonlaştırdı. Tabi birebir olduğunu söylemiyorum . Ama bu kadar benzemek istemesi beni yoruyor.

Bugünlük bu kadar . Konuya devam edeceğiz .

Bu arada “ RABITA , Uğur Mumcu`dan sonra – Atatürk `ün yasaklanan kitabı , Atatürk ve Cumhuriyete kuşatma “ kitaplarımı okumayı unutmayın .

Sevgiyle kalın

Atabey H.Hakkı Kahveci

 

Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci

19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA ‘de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD ; Master düzeyinde Uluslararası ilişkiler ve Management eğitimi almıştır. Türkiye‘ye dönüşünden sonra TURİZM sektöründe uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında Profesyonel GENEL MÜDÜR olarak görev yapmıştır. Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci – Yazar ve Stratejist olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. Parlamentohaber.com internet haber sitesi ve K2 Medya haber gurubunun MEDYA GURUP BAŞKANI olup; Özel Haber alanında ARAŞTIRMACI – GAZETECİLİK faaliyetine devam etmektedir. ANSAV STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI Başkan Yardımcılığı görevinin yanı sıra yayınlanmış üç tane kitabı ” Yüzyılın Hilesi Sandıktaki Hülle ; Yeşil Hücreler ; RABITA ‘Uğur Mumcu’dan sonra ” kitaplarının yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ