Alexa
Medya Siyaset

50’li Yılların Sancısı ve bir Portre

50’li Yılların Sancısı ve bir Portre

Sevgili okurlar sizlere daha önce başka bir internet gazetesinde yayınlanan bir yazımı sunmak ve Siyaset Tarihimize damgasını vuran 50’li yıllar ve o yıllarda yaşanan gerçek bir olayın sonuçlarının, günümüzde keyfi ve kanun tanımaz anlayışa nasıl cesaret verdiğini hep birlikte görelim istiyorum. 50’li yıllar, Türkiye’nin uluslararası tarafsızlık politikasını bıraktığı ve emperyalizme yanaşmaya başladığı yıllardır aynı zamanda.

Müthiş bir kariyer ve dünyanın ilk kadın yargıtay üyesi “Melahat Ruacan” ı takdimimdir;

1945 yılında Yargıtay üyeliğine atanan Melahat Ruacan, o tarihte dünyada ve Türkiye’de böyle bir göreve getirilen ilk kadın yargıçtı ve biz bunu Cumhuriyetimize borçluyduk.

Ruacan, 1906’da İstanbul’da dünyaya geldi. 1924’te Erenköy Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra bir yıl felsefe eğitimi gördü. Ankara Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptıran ilk kız öğrenci de olan Ruacan, okulunu 1929’da birincilikle bitirdi. Daha sonra Nezahat Göreli ve Beyhan Hanım’la Danıştay’da ilk kadın raportörlerinden biri olarak çalıştı. 1932’de Ankara Adliyesi Asliye Mahkemesi’nde ilk kadın hakim oldu. 1939’da meslektaşı Asım Ruacan ile evlendi. 1945’te Yargıtay üyeliğine getirildi.

1974’te vefat eden Melahat Ruacan’ın oğlu Prof. Şevket Ruacan bize annesini şöyle anlatıyor:
Bizzat Atatürk’ün kanatları altında yetişmiş o ilk neslin ortak özelliği, “mesleki namus” konusunda aşırı titiz oluşlarıydı. Maalesef ilerleyen yıllarda bunun acısını çok çektiler. Annem 1954’te, Demokrat Parti döneminde Temyiz Mahkemesi’ne yükseldi. 2 yıl sonra da hukuku savunduğu için görevinden oldu.

Olayı hatırlayalım;

Başbakan Menderes 1956 seçiminden önce Kırşehirlilere “Osman Bölükbaşı’yı milletvekili seçerseniz, Kırşehir’i ilçe yaparım!” diye gözdağı verir fakat Bölükbaşı buna rağmen seçilir, DP iktidarı da dediğini yapar ve Kırşehir’i “ilçe” ilan eder.

Bölükbaşı’nın itirazı üzerine Yargıtay durumu inceler ve uygulamanın hukuka uygun olmadığına hükmeder. Bunun üzerine DP iktidarı bu kararı veren heyeti tümüyle (Daire Başkanı da dahil) emekliye sevkeder. Annem başka bir heyette olmasına rağmen Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nı arayıp Yüksek Mahkeme üyeleri adına “Yapılan haksızlığın düzeltileceğini umuyoruz” der. Ve sırf bu sözünden dolayı ertesi gün “emekliye” sevkedilir.

Yukarıda anlatılan trajik ve histerik olayın üstünden yarım asır geçmesine rağmen, yargının, günümüzde hala hükümetlerle yakın ancak bağımlı hale getirilmiş ilişkisi ta Demokrat Parti dönemine dayanıyor.

Ve maalesef, yozlaşmanın ve iktidar sarhoşluğunun acımasızlığı günümüzde de toplumun hemen her kesiminde hissedilirken, yargının korkusuz ve hukuka uygun kararlar veremediğini söylemek, mangal gibide yürek gerektiriyor.

Elbette Atatürk Türkiyesi bugünkü düzeyine bir gecede gelmedi. Cumhuriyetin, toplumun her kesiminin önünü açan eşit kazanımlarını Demokrat Parti ve sonraki benzerleri adım adım yokettiler.

Bakın, yıl 1923 ancak yaklaşım çağın çok ötesinde;
1923 (Atatürk’ün S.D.II, s. 86)
“Efendiler, affedersiniz, bir noktayı açıklamak için bir an duracağım. “Efendiler!” dediğim zaman hanımefendiler ve beyefendiler demektir. Kolaylıkla kullanılması gereği ve bayanlarla bayların hepsini ifade etmek için bu sesleniş şeklini uygun gördüm” diyen Atatürk demek ki, kadın ve erkeğin eşit şekilde temsil edildiği bir ortamdadır ve ‘efendiliği’ kadına da atfeden bir yaklaşımdadır.

Bugün siyaseten ülke ve toplum olarak keskin hatlarla ayrışmışken ve bilimi dinin önündeki en büyük tehlike gören anlayışın, erkeği ve kadını çağdışı şer-i hukukla yeniden tanımlanmasını yadırgamıyorum.

Genç Türkiye Cumhuriyetinin az zamanda çok iş başarmasına yeniden ve yeniden saygı duyarak ve asla umudumu yitirmeyerek, bu bataklıktan kurtulmanın, yine Atatürk’ün asasına tutunmaktan geçtiğini biliyorum. Tıpkı sizler gibi…

Seda Özçelik

Seda Özçelik

Ankara’da doğdum ve yetiştim. Université Libre de Bruxelles, Modern Languages and Letters’de İngiliz Dili ve Anadolu Üniversitesinde Sosyal Bilimler Okudum. Özel Sektörde ve Hollanda Devletinin Türkiye Ofislerinde çeşitli görevlerde bulundum ve elektronik ortamda kurucusu olduğum bir danışmanlık ve çeviri ofisim var. Yazmak en büyük tutkum. Tarih, Felsefe ve Dinler Tarihi özel ilgi alanım.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Deniz Soydanoğlu dedi ki:

    Güzel tespitler, keyifle okudum.

    1. Seda Özçelik dedi ki:

      Çok teşekkürler ederim. Varolun🙏

  2. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    Çok derinden etkileyen ve gerçek hukukcu ve Atatürk’cü bir kadın fenomenin yaşamını ve savaşımını özetleyen muhteşem bir belge ve bilgi, yorum ve sonuç. Çok değerli yazarı sevgili Seda ÖZÇELİK’e en yürekten tebrikler, derin saygılar, en iyi dilekler ve yeni başarılar.

    1. Seda Özçelik dedi ki:

      Çok teşekkürler ederim, motive edici güzel cümlelerinizle çok mutlu oldum. Varolun🙏

BİR YORUM YAZ