Alexa
Medya Siyaset

65 Yaş Üstünün Dramı

65 Yaş Üstünün Dramı

En haklı eleştiriyi dahi yapsanız hemen trollar katliama geçiyor. İstedikleri gibi yazıp çiziyorlar. Fütursuzca saldırıyorlar, karalıyorlar ve daha da ileri giderek tehdit ediyorlar.

Bunlar bu gücü nerden alıyor diye sormama gerek yok sanırım. Şu maske ve kolonya dağıtım işine bir bakalım. 3-4 maske, küçük bir kolonya ile virüs öldürülebilse idi Dünyanın dev ekonomileri bunu binlerce vatandaşına göndererek uygulardı. Çam sakızı çoban armağanı maske ve kolonyayı almadığını bildiren vatandaşlara hemen saldırı yapılıyor. ‘’Bunlar ortamı bulandırmak için birkaç kişinin yaptığı iş’’ diyerek mersiye yazıyorlar. Mersiye yazabilirler hakları ama bu mersiyeler gerçekçi olmalı.

Şimdi gelelim 65 liklere, 20’nin altındakiler ayrı bir yazı konusu. Rakamlardan yola çıkalım. Türkiye nüfusunu masaya yatıralım. Türkiye nüfusu 83,154,997, 20 yaş altı 25, 561,00, 65 üstü 7,550,000, Aktif nüfus 33,114, 547, Sahadaki nüfus 50.420.450. ve 7.550.000kişi  65 yaş üstü vatandaşımız var. Emekli vatandaş sayısı 8.500.000 olarak belirtiliyor. Demek ki arada 900.000 kişi  65’in altında emekli var. Onlarda sahadaki nüfusa dahil ediliyor. Sadece sorun 7.550.000. kişi.  83 milyon kişi içinde katı yasaklar uygulanan 7.550.000 kişi, toplam nüfusun yüzde 10’u bile değil. Bu nüfusa maske verilmiyor, bırakın verilmesini gücü olanların paraları ile bilemaske  alma, aldırtma  olasılığı yok. Mantalite şu: Zaten sokağa çıkmaları yasak, maskeye ihtiyaçları yok. Maske teminine izin verilirse sokağa çıkarlar.Virüste kontrolden çıkar. Şu okullar olmasa eğitim çok kolay yönetilir diyenlerin olduğu bir ülkede, şu 65 üstü olmaza virüs tedbirlerine ne gerek var diyende olabilir. Unutulmasın herkes o yaşlara gelecek. İşte o zaman anlarlar Hanya’yı Konya’yı.

65 yaş ve üstünün sorunlarına göz atalım. Bunların en genci 1955 doğumlu. Demokrat Parti döneminde Dünyaya gelmişler. Ortalama 12 yaşlarında baliğ olduklarını kabul edersek 1967 sonrasını anımsarlar. 18 yaşı yani reşitliği kabul edersek 1973 sonrası için Türkiye’nin sosyal ve ekonomik ortamı içinde aktif olarak bulundular. 1973 ve sonrasını Türkiye’sinde var olan laikliği, yarımda olsa özgürlüğü ve demokrasiyi yaşadılar. Sosyal devletin ne olduğunu yaşayarak deneyimlediler. 2002 yılına gelindiğinde farklı bir tablo ile karşılaştılar. Türkiye’nin ekseni kaydı, sonrası malum. 1955 yılı öncesi doğan 65 yaş üstü nesil artık kel aynak nesil. Devrimler gördüler, savaşlar gördüler, kavgalar yaşadılar, terörün acısını çektiler. Bir yerde acı ile yoğuruldular. Şimdi bu nesle kendi paraları ile de olsa maske alabilmeleri çok görülüyor. Bu mu yaşlıya saygı? Lafa gelince mangalda kül bırakmıyoruz.

Eli kalem tutan 65 yaş üstü vatandaşlarımız internet ortamında dertlerini dile getiriyorlar. Yazılı yandaş basın uzaktan yakından yaşlılarla en ufak bir ilgileri yok. Sorunlarına gelelim. Çoğu rahatsız. Kalp, tansiyon, şeker,damar sertliği, kas sorunları, şeker, üriner sorunlar ve daha niceleri ile uğraşıyorlar, zaten sağlık nedenleri ile dışarı çıkamıyorlar,ilaç takviyesi ile kalan üç beş günlük yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Şimdi bunların üç beş saatliğine  sokağa çıkabilenlerine katı bir hapis neden reva görülüyor. Hareketsizlikten ilaçlarla kontrol altında tutabildikleri hastalıkların azgınlaşarak, durumlarının ağırlaşacağı neden göz ardı ediliyor. Görülmüyor demiyorum, hemde görülüyor ve biliniyor.  Kötü şeyler düşünmek istemiyoruz. Emekli maaşlarını alabilmek için bankaya , ilacını almak için eczaneye ve rutin tıbbı kontrollerini yaptırabilmek için hastaneye dahi gidemiyorlar. Evlerde yoğun bakıma alınmış durumdalar. Ama yoğun bakım yapacak kimseleri olmayanları düşünebiliyormusunuz. Ne haldeler?

Evet bütün tedbirler onların iyiliği için yapılıyor. Buna kimse itiraz edemez. Bu insanların içinde yakını olmayanlar, yalnız yaşayanların olduğu bilinmemezlikten geliniyor. Bankaya gidip paralarını çekemedikleri gibi, borçlarını ödeyemiyorlar. Tamam evde kalsınlar ama hayatlarını idame ettirmek için ufak tefek alış verişlerini ve işlemlerini de sınırlı saatlerde yapabilsinler. Bu konuda sanal ortamda çok sayıda talep var. En azından geceleri el ayak çekildikten sonra birkaç saat izin verilerek kısmi çözümler üretilebilir. Bu konuda akıl verecek değiliz. Sorunlar belli, çözümler belli. Yeterki samimi olunsun.

Yaşlılarımızın sesini duyalım, onlara destek olalım.

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ