Alexa
Medya Siyaset

94 Yaşında bir delikanlı

Cumhuriyet

94 Yaşında bir delikanlı

Cumhuriyet …

Cumhuriyetimizin 94. yılını gururla, sevinçle, içtenlikle andık, ömür boyu da anacağız.

Çok gururluyum çünkü ben bir Cumhuriyet çocuğuyum.

Vicdanım hür, aklım hür, bireyim, yurttaşım.

Bu gün (gözlemlerime dayanarak) cumhuriyete sahip çıkanlarda vicdanı ve aklı hür olan insanlardır.

Ne yazık ki toplumun bir kesimi Osmanlıdan gelen sürü çoban zihniyeti ile yaşamayı sürdürüyor.

Hala kendilerine kurtarıcı arıyorlar, çünkü vatandaşlık bilinci bir türlü gelişmemiş.

Bu durumu iyi gözleyen kurnaz siyasetçiler fırsatı kaçırmıyor, “Çobanlığı hafife almayın. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım.” diyerek beklentisi olanlara gereken mesajı veriyor.

O nedenle vicdanı hür, aklı hür, sorgulayan, soran insanları hiç sevmiyorlar.

Sevmesinler hiç sorun değil, geleceğimiz bu insanların varlığı ile şekillenecektir. Akılla, bilgi ile, sorgulamakla. O nedenle akıl varsa geçte olsa her sorunu çözer, her engeli aşar. Er geç akılsızlara karşı üstünlük sağlar. Bu nedenle umutluyum.

Aklı yok sayan AKP döneminde bakın neler oluyor!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’nin Müslüman bir ülke olduğunu ve “konumu itibariyle” mucitler çıkaramadığını, bunun için gençlerini ara eleman olarak yetiştirmeye odaklanması gerektiğini söyledi. (06/08/2013-Radikal)

Sebahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı, okuma oranı arttıkça kendisine afakanlar bastığını söyledi ve cahil, okumamış halka daha çok güvendiğini belirtti. Türkiye’deki en tehlikeli kesimin üniversite mezunları olduğunu iddia eden Arı, ülkeyi ayakta tutacak olanların okumamış cahil halk olduğunu söyledi. (21.03.2016-Odatv)

Enerji Bakanı Taner Yıldız ”Eğitim seviyesi yükselince oy oranımız düşüyor. (22.03.2014-mynet.com)

15 yıldır eğitim sistemi neden seviyesizleşti, yerlerde süründürülüyor şimdi anladık mı…

Cumhuriyet döneminde neler oldu.

Savaşın olanca hızıyla sürdüğü 1921 yılında toplanan “Maarif Kongresi”nde ilk ve ortaöğretim kurumlarının programları ve ders konuları ele alınmıştır. Atatürk, kongreyi açış konuşmasında Cumhuriyet hükümetinin milli eğitimde vurgulayacağı temel ilkeleri açıkça belirtmiştir. Atatürk bu konuşmasında: “Geniş ve yeterli olanaklara sahip oluncaya dek, şu savaş günlerinde bile, dikkat ve özenle işlenip çizilmiş bir milli eğitim programı hazırlamak ve eğitim örgütünü çalıştıracak temel ilkeleri saptamak gerekir.” diyerek yeni bir toplum yaratmada eğitimi lokomotif olarak gördüğünü ortaya koymuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarında milli, bilimsel; çağdaş ve laik eğitim anlayışı doğrultusunda çalışmalar yapılmış, yeni bir eğitim sistemi oluşturmak için kimi yasal düzenlemelere gidilmiştir. Örneğin; öncelikle 3 Mart 1924 günü kabul edilen “Tevhid-i Tedrisat” (Öğretimin Birleştirilmesi) yasası ile “ümmet birliği” anlayışını temel alan eğitim kurumları kaldırılmış, milli eğitimdeki farklı gelişmelere son verilmiştir. Bu yasa ile medreseler kaldırılarak eğitim laikliği temel alan bir nitelik kazanmıştır.

Tevhid-i Tedrisat Yasasını, 1928’de uygulamaya konulan yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin yasa izlemiştir. Yeni Türk harflerinin kabulü aslında yeni bir kültür uyarlaması ve bağımsızlık hareketi olarak kabul edilebilir. Yeni Türk harflerinin kabul edilmesiyle birlikte tüm ülkede okuryazarlık kampanyası başlatılmış, “Millet Mektepleri” ile “Halk evleri”nin açılmasıyla okuryazar oranında hızlı bir artış sağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra, hukuk, takvim, kıyafet, unvanların kaldırılması gibi devrimler de eğitimdeki çağdaşlaşma girişimlerini destekleyen yenileşme hareketleridir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yeni bir eğitim sistemi oluşturma çabaları, bir çok sorun ile karşılaşmış, bu baskı özellikle kırsal yörelerde daha çok hissedilmiştir. 1940 yılında ülkemiz nüfusunun yüzde 80’inin köylerde yaşaması nedeniyle, eğitimle ilgilenenler, köy eğitimi konusuna yönelmişlerdir. Bir yandan kalkınmayı köyden başlatmak, öte yandan yurt düzeyinde okur yazar oranını artırmak amacıyla 1939 yılında “Köy Enstitüleri” açılmıştır. Başlangıçta sayıları iki olan bu okullar zamanla yaygınlaştırılmıştır. Bu okullar, on yıl gibi kısa bir sürede 26.016 öğretmen ve 701 sağlık memuru yetiştirmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında merkezde insan vardır. Bu tercih 1950’den sonra değişmiştir.

1950’den sonrasını yazmıyorum, çünkü eğitim diye bir şey kalmadı. Son yılları ise yukarıda örneklendirdim.

Cumhuriyet demek eşit yurttaşlık demektir, kadın erkek eşitliği demektir, çağdaş insan demektir, aydın insan demektir, vicdanlı insan demektir, aklı hür vicdanı hür yurttaş demektir.

Değerlerimizle onurluca yaşamak için cumhuriyete sahip çıkmalıyız. Yaşasın cumhuriyet, yaşasın olmazsa olmazı laiklik.

Serdar Yılmaz

Serdar Yılmaz

Emekli öğretmen, siyaset, yakın tarih,ekonomi, meraklısı, okur yazar....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ