Alexa
DOLAR
8,0659
EURO
9,6646
ALTIN
459,31
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Mevzi Sağanak
22°C
İzmir
22°C
Mevzi Sağanak
Cumartesi Çok Bulutlu
28°C
Pazar Sağanak Yağışlı
27°C
Pazartesi Gök Gürültülü
24°C
Salı Gök Gürültülü
21°C

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi

ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi

7 Ocak’ta göreve başlayan ABD’nin 47. Başkanı Joseph Biden kendi yönetim döneminde uygulanacak ulusal güvenlik stratejisi için geçici bir rehber (interim guidence) yayınlamıştır.[1]Başkan bu geçici strateji rehberini esas ulusal güvenlik strateji belgesi hazırlana kadar zaman kazanmak ve esas belgeye ışık tutmak maksadıyla yayınlamıştır.Buna dayanarak kalıcı ulusal güvenlik strateji Belgesi (national security strategy)  hazırlanacak, savunma Bakanlığı’nca ulusal savunma stratejisi (national defence strategy)  ve Genelkurmay Başkanlığı’nca ulusal askeri strateji (national military strategy) belgeleri hazırlanacaktır. Sıralı bu dokümanlarBiden döneminde ABD dış politikasına, silahlı kuvvetlerinin kuvvet geliştirme, modernizasyon, teşkilat,  konuşlanma ve kullanılmasına ışık tutacaktır.

Geçici ulusa güvenlik stratejisi rehberinin ana hususları aşağıda analiz edilip incelenmektedir:

Tehdit:

Biden’ın belgede belirttiği ABD ulusal güvenliğine tehditleri ve sorunları üç başlık altında toplamak mümkün:

  1. Tehdit (threat) değil fakat üstesinden gelinmesi gereken sorunlar ( challenges). Bunlar:
  • COVİD-19 salgını ve buna bağlı ekonomikkriz,
  • Otoriter rejimlerin çoğalması ve etkilerinin artması,
  • Otoriter rejimlerde yolsuzlukların eşitsizliklerin kutuplaşmanın ve popülizmin artması,
  • Otoriterrejimlerin uluslararası kuruluşlarıve kuralları çiğnemeleri,
  • Demokrasilerin tehdit altında oluşu,
  • Kitle imha silahlarının yayılması,
  • Siber ve dijital saldırılar,
  • Otoriter rejimlerin başvurduğu yanlış bilgilendirme (misinformation) veyabilgileri saklama (desimformation),
  • Kırılgan yönetimler, yönetilemeyen bölgeler ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan, aşırıcılık (extremizm),
  • Terörizm,
  • Kitlesel göçler gibi konulardır.
  1. İkinci grup tehdit dünyada güç dengelerinin değişmesidir Biden özellikle Çin ve Rusya üzerinde durmaktadır.

Çin’in ekonomik, diplomatik, teknoloji ve askeri bakımlardan ABD’ye meydan okuyabilecek yegâne güç haline geldiği değerlendirilmektedir.

Rusya eski etki alanına ve ekinliğine kavuşmak istemektedir. Bu iki devlet ABD’nin ve ortaklarının çıkarlarını tehdit etmektedir.

  1. Diğer bir tehdit unsuru İran, Kuzey Kore gibi dengeleri değiştirme yeteneğine sahip bölgesel güçlerdir.

Ulusal Çıkarlar:

Bu sorunlar ve tehditler karşısında korunması gereken Amerikan ulusal çıkarları şunlardır:

  1. Amerikan halkının güvenliği ve huzuru,
  2. Ekonomik refahın geliştirilmesi ve dengeli dağılımı,
  3. Amerikan yaşam tarzının temeli olan demokratik değerlerin geliştirilmesi ve korunması.

Hedefler:

  • ABD’nin gücünün (sosyal, ekonomik, askeri güç ve demokrasi) geliştirilmesi
  • Dünya çapındaki güç dengesinin ABD’yi ve müttefiklerini hiçbir gücün tehdit edemeyeceği şekilde yeniden düzenlenmesi,
  • Büyük güçlerin ortak alanlara ( global commons: okyanuslar, kutuplar, uzay gibi) erişiminin engellenmesi,
  • Güçlü demokrasilere sahip müttefikler ve ortaklarla birlikte açık ve istikrarlı bir uluslararası düzenin oluşturulması.
  • ABD bunları tek başına yapamayacağından ittifakların ve ortaklıların yeniden canlandırılması ve modernize edilmesi.
  • Uluslararası kuruluşlardaki eski liderlik konumuna geri dönülmesi. Amerika geri dönmektedir (America is back),

Bölgesel Hedefler:

 NATO canlandırılacak ve gücendirilecektir.

Avusturalya, Japonya ve Kore ile ilişkiler geliştirilecektir.

Hindistan, Yeni Zelanda, Singapur, Vietnam diğer ve ASEAN ülkelerle ilişkiler geliştirilecektir.

Amerika ülkeleri ile (özellikle Kanada ve Meksika) daha yakın ilişkiler kurulacaktır, orta Amerika ülkelerine dört yılda dört milyar dolar yardım yapılarak buradan ABD’ye göçler azaltılacaktır.

Avrupa Birliği ve İngiltere ile yeniden güçlü ilişkiler kurularak trans Atlantik bağlar kuvvetlendirilecektir.

Ortadoğu:

Ortadoğu’daİsrail’in güvenliği birinci önceliktir. Yaşayabilir iki devletli çözüm İçin çalışılacaktır

İran’ın saldırganlığını önlemek için bölgesel ortaklarla birlikte çalışılacaktır.

El kaide ve bağlantılı terörist gruplara rahat verilmeyecek, IŞID’ın yeniden canlanması önlenecektir.

Ortadoğu’daki insani krizlerle daha yakından ilgilenilecek ve istikrarı bozan bölgesel çatışmalara son vermeye gayret edilecektir.

Ortadoğu’daki sorunların çözümü için askeri gücün çare olmadığına inanılmaktadır. Bu nedenle Yemen’deki çatışmalara askeri destek kesilmiştir. BM nezdindeki girişimler desteklenmektedir.

Bölgedeki ortakların Amerikan çıkarları ve değerleri ile çelişen tutumlarına göz yumulmayacaktır.

Bölgesel gerginliklerin azaltılmasına çalışarak bölge halklarının kendi amaçlarına ulaşmasına yardım edilecektir.

Afrika ülkeleri ile diplomatik, ekonomik, kültürel bağları güçlendirilecektir.

 Uluslararası kuruluşlardaki eski liderlik konumuna geri dönülecektir.

İklim değişikliği gelecek nesiller için büyük tehdittir.Bu nedenle Paris iklim anlaşmasına geri dönülmüştür.

COVİD-19 insanlık için büyük tehdittir. Bu ve gelecekteki olası pandemilerle başa çıkmak için Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO)  reforme edilmesi ve güçlendirilmesine öncülük edilecektir. COVİD -19 aşısı için 2 milyar dolar katkın sağlanmış, 2 milyar dolar daha sağlanacaktır.

Amerikan çıkarları tüm dünyada hayatları iyileştirilmeye, ortak sorunlara karşı ortak mücadele etmeye, yükleri paylaşmaya ve işbirliği alanını genişletmeye bağlıdır. Küresel istikrar için dış yardımlar yapılacak, dünya çapında güvenli gıda ve su, sürdürülebilir tarım, hastalıkların önlenmesi, kamu sağlığı ve sağlıklı beslenme için gayret gösterilecektir. Çocukların ve gençlerin kaliteli ve eşit eğitim almaları için çalışılacaktır. Cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi esastır. Küresel kalkınma Amerikan değerlerinin yaygınlaştırılmasına olduğu kadar ulusal güvenliğe de hizmet edecektir. Dış yardımlar ve ortaklıklarbu hedeflerin gerçekleştirilmesi için en uygun araçlardır.

Birleşmiş Miletler (BM) ve diğer uluslararası kuruluşlar ABD’nin çıkarları için önemlidir bu kuruluşlara aktif olarak katılınacaktır.BM’ye ABD’nin yapması gereken mali katkı sağlanacaktır.

Nükleer silahların yarattığı tehditle ilgilenilecek ve pahalıya mal olan silahlanma yarışı bırakılacak,  silahların kontörlündeliderlik rolüne dönülecektir. Bu maksatla Rusya ile START (nükleer silahların azaltılması) anlaşması uzatılmıştır. Yeni silahsızlanma anlaşmaları yapmaya çalışılacaktır. ABD ulusal güvenliğinde nükleer silahların rolü azaltılmakla birlikte stratejik caydırıcılık ve müttefiklere sağlanannükleer şemsiye devam edecektir.

ABD teknolojik üstünlüğünü sürdürecektir. Yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması konusunda bir düzensizlik vardır. Teknolojik rekabetin risklerini azaltacak yeni kurallar getirilmesi için ortaklarla işbirliği yapılacaktır.

Nükleer silahların yayılmasının önlenmesinde ABD’nin öncü rolü devam edecektir.

İran’ın nükleer silahlanması ve istikrarı bozucu eylemlerine karşı müttefik ve ortaklarla ilkeli diplomasi yürütülecektir. K. Kore’nin nükleer ve füze tehdidine karşı Japonya ve G. Kore ile birlikte diplomasi yürütülecektir.

Askeri gücün kullanılmasında makul ve disiplinli seçimler yapılacaktır.Güçlü ordu caydırıcılık için esastır. Yaşamsal ulusal çıkarları korumak için askeri güç kullanılmasında tereddüt gösterilmeyecektir. Silahlı kuvvetler, hasımları caydıracak ve Amerikan ve müttefik halklarını koruyacak ve ileride çıkacak tehditleri karşılayacak şekilde donatılacaktır. Amerikan dış politikasında diplomasi ve ekonomi esas olacak askeri güç son çare olarak kullanılacaktır. Güç kullanmak gerektiğinde küresel ve bölgesel ortaklarla birlikte hareket edilecektir. Silahlı kuvvelerin sivil kontrolü ilkesine uyulacaktır.

ABD ordusu Çin ve Rusya tehditleri ile başa çıkabilecek dünyanın en güçlü ordusu olacak şekilde geliştirilecektir. İhtiyaç duyulmayan teknolojiler yerine en son teknolojiler geliştirilecektir. Özel kuvvetlere, gayrinizami harp unsurlarına, terörizmle mücadele unsurlarına, kriz yönetim unsurlarına önem verilecektir.

ABD’nin küresel çaptaki çıkarlarını korumak için diplomasi ve ekonomi öncelikli olacak, güç kullanma son çare olacaktır. Askeri gücün kullanılmasında sorumlu davranılacak,  makul ve disiplinli tercihler yapılacaktır.

Silahlı kuvvetler; hasımları caydıracak, Amerikan ve müttefiklerin çıkarlarını savunacak, çıkabilecek tehditleri yenebilecek şekilde geliştirilecek ve donatılacaktır. Güç kullanılmasında elde edilebilir, açıkça tanımlanmış hedefler verilecek, güç kullanımı hukuka ve Amerikan değerlerine uygun olacaktır. Amerikan halkı bilgilendirilecek, Kongre ile birlikte çalışılacaktır. Askeri güç mümkün olduğunca tek başına değil müttefikler ve ortaklarla birlikte kullanılacaktır.

Amerikan ordusu çok zayiata ve maliyete mal olan “bitmeyen savaşlara” girmeyecektir. Afganistan’daki savaşı bitirilecek ve bu ülkenin yeniden terörist yuvası olması önlenecektir.

Amerika dışındaki kuvvet konuşlanması,teröristleri rahat bırakmayacak,İran’ı caydırabilecek ve Amerikan yaşamsal çıkarlarını koruyacak şekilde yeterli ve ölçülü olacaktır. Dış konuşlanmalarda Amerikan personelinin güvenliği sağlanacak, ev sahibi ülkelerle yakın çalışılacaktır. Yurt dışındaki Amerikan gücü içerdeki ekonominin sağlamlığı ile orantılı olacaktır.

(Belgenin geri kalan kısmı ekonominin ve demokrasinin geliştirilmesi ile ilgilidir.)

Değerlendirme

Biden bu belge ile dış politikada idealizm ve realizm olarak bilinen iki temel seçenekten genellikle demokrat başkanların yaptığı gibi idealizmi tercih ettiğini göstermektedir. Realist yaklaşımın aksine idealizmde güç kullanmak öncelikli araç değildir. Uluslararası sorunların çözümünde diplomasi, ekonomi, değerler, yumuşak güç,  uluslararası işbirliği esas alınmaktadır.

Biden demokrasiyi önemli bir güç olarak görmekte, Amerika’nın kendi demokrasisini geliştirmeyi ve bunu diğer ülkelere örnek olarak göstererek bir güç unsuru olarak kullanmayı öngörmektedir. Öncelikle 6 Ocak’taki Kongre baskını ile demokrasinin aldığı yara sarılacaktır.

Demokrasilerin güçlendirilmesi kulağa hoş gelen ideal bir hedef olarak sunulmaktadır. Ancak ABD’nin bu güne kadar sergilediği demokrasi anlayışı “Amerikan politikalarını destekleyen, ABD ile işbirliği yapan demokratiktir” şeklinde özetlenebilir (Ör: ‘Suriye demokratik güçleri’) . Bu anlayış bölücü terörist unsurların demokratik olarak görülmesi ve desteklenmesi gibi bir tehlike yaratmaktadır. Bölgede bir Kürt devletinin kurulması demokrasiyi desteklemek kılıfı atında teşvik edilebilir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.

Trump yönetiminde uluslararası kuruluşlardan çekilen ve kısmen içe kapanan Amerika geri dönmekte ve tekrar liderlik rolüne hazırlanmaktadır.

Soğuk savaşta dünyanın sosyalist ve kapitalist bloklar olmak üzere ikiye bölünmesine benzer şekilde Biden dünyayı otokratik ve demokratik ülkeler olarak ikiye ayırmakta ABD’yi demokratik ülkelerin lideri konumuna getirmektedir.Otokratik ülkelerin de demokratikleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu yönde ABD’nin kendi ölçülerinde demokratik olmayan ülkelere silahlı olmasa bile ekonomik ve siyasi araçlarla müdahale  etmesi olasıdır.

Belgede Trump yönetiminin aksine ”önce Amerika” denilmemiş, dünyanın geri kalmış ve otoratik ülkelerindeki sorunların Amerika’yı da etkileyeceği dikkate alınarak küresel bir yaklaşım izlenmiştir.

Yumuşak güç unsurlarına önem verilmekle birlikte askeri gücün geliştirilmesi ve kullanılması İhmal edilmemiştir. Cin ve Rusya ile stratejik rekabet devam etmektedir. Çin’i Asya-Pasifik bölgesinde,  Rusya’yı ise Baltık, Doğu Avrupa, Balkanlar, Karadeniz ve Akdeniz’den kuşatmak hedeflenmektedir. Son zamanlarda Yunanistan’la Trakya’da ve Akdeniz’de artan askeri işbirliği Rusya’yı çevreleme politikasının uygulanmasıdır. e ASEAN ülkeleri ve Hindistan  ile ilişkilerin geliştirilmeside Çin’i çevreleme politikasının uygulanmasıdır. Dünyada güç merkezinin Asya-Pasifik bölgesine kayması karşısında tedbir alınmaktadır.

NATO’nun güçlendirilmesi kapsamında Türk-Yunan dengesini bozacak şekilde Yunanistan’a silah verilmesi ve bu ülkede üsler elde etmesi bizim açımızdan dikkatle izlenmelidir.

Montrö’nün güvenlik önlemlerini delebilecek Kanal İstanbul projesi bu açıdan ABD’nin işine yarayacaktır.

Askeri güç kullanmada Bush ve Trump dönemlerinde yapılan hatalardan yararlanılmış, daha sorumlu ve ölçülü kuvvet kullanma öngörülmüştür.

Belgedeki hedefler ve ilkeler yaşanabilir ideal bir dünya resmi çizse de Amerikan dış ve güvenlik politikalarında Başkan tek karar verici değildir. Uygulamada büyük silah, petrol ve ilaç şirketlerinin, etnik lobilerin, düşünce kuruluşlarının, Pentagon’un,  CIA’nın, dışişleri bürokrasisinin, (establsihment)  kongredeki dengelerin ve en sonunda Amerikan halkının örgütlü etkileri önemli rol oynayacaktır. Uygulama bütün bu güçlerin bileşkesi yönünde olacaktır. ABD’nin emperyalist politikaları terk edeceğini düşünmek aşırı iyimserlik olur. Emperyalizm yumuşak güçle devam edecektir.

Ortadoğu’da İsrail’in güvenliği birinci plana alınmıştır. Bu Suriye’nin de Irak gibi parçalanmasını gerektirdiğinden ABD ile aramızdaki PKK /YPK sorununun devam edeceği belli olmaktadır. İsrail’in güvenliği için İran’ın baskı atında tutulması devam edecektir.

İran bölgesel bir tehdit olarak görülmekte ve buna karşı ortaklarla birlikte hareket edileceği belirtilmektedir. Biden döneminde ABD’nin İran’a askeri müdahalesi zayıf bir olasılık olmakla birlikte, bizden İran’a karşı ABD politikalarını desteklememiz istenebilir. Bu konuda hazırlıklı olunmalıdır.

Belgede başa çıkılması gereken sorunlar olarak otokratik rejimlerdeki yolsuzluklar, kutuplaşma, popülizm, uluslararası kurum ve kuralların hiçe sayılması, demokrasi ve insan haklarının tehlikede oluşu gibi sorunlar bize hiç yabancı gelmemektedir.“Bölgedeki ortakların Amerikan çıkarları ve değerleri ile çelişen tutumlarına göz yumulmayacaktır.” İfadesi dikkate alındığında Biden döneminde AKP iktidarının bu konularda baskı altında tutulması büyük olasılıktır. Demokrasi standartları mandacı anlayışla ABD istediği için veya bu ülkeye hoş görünmek için değil, kendimiz istediğimiz ve layık olduğumuz için yükseltilmelidir.

Otokatik-demokratik dünya ikileminde Türkiye komşularla ilişiklere zarar vermeden yerini ve rolünü açık ve kesin olarak belirlemeli, zikzaklardan kaçınmalıdır.

[1]https://www.hsdl.org/?abstract&did=850581. Erişim 8 mart 2021

Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Biden yönetimin yerel, bölgesel ve küresel stratejileri ve muhtemel taktikleri hakkında tamamen BELGESEL, çok ÖZLÜ ve ÖNEMLİ, derin BİLİMSEL, her cümlesi MÜKEMMEL bir analiz ve sentez. Tebrikler sayın DUMANL