Alexa
Medya Siyaset

Adam Gibi Adamlar Aranıyor!… (Bölüm-1)

Adam Gibi Adamlar Aranıyor!… (Bölüm-1)

Bu millet, bu vatanda, özgürlük ve bağımsızlık bayrağını dikip KURTULUŞ Savaşı ile, öz devletini kurmuşsa, onu ilelebet yaşatmak görevini de üstlenmiş demektir.

Buna karşı çıkış ise ihanettir… ki böylesi bir hayasızlık bu vatanın ekmeğini yemiş, suyunu içmiş hiçbir kişinin haddi de değildir.

Şayet Ata’nın yüklediği birinci vazife, bu cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa etmekse, gerektiğinde, gereği, hiç tereddütsüz mutlak yerine getirilir.

İşte ve dışta yaşanan pek çok olayla bu durum defalarca kanıtlanmıştır.

Madem ki en öncelikli amaç bu devletin ve bu milletin birlik ve beraberlik içinde sürdüreceği varlığı, bekası, huzuru ve mutluluğudur; öyleyse, bu bilincin en tepedeki yönetenden başlayıp en tabandaki yönetilene kadar her kesimde – tereddütsüz- var olmasını isteriz ve bekleriz.

Ne yazık ki; tereddütlerimiz var!. Son yıllarda pek çok olumsuz sorular takılmakta aklımıza… Adam gibi adamlar aramamızın asli gerekçesi de budur!.,

*

Sorulanlara yiğitçe cevap verecek -Adan Gibi Adamlar- aranıyor!…

Ki, insan olmanın yanında, yurttaş olmanın erdemlerine de sahip olduğumuz, bu sorulanlara verilecek “adam gibi” cevaplarla çıkacaktır ortaya.

Kul olmak kolay… Zor olan erdem ve ahlak sahibi olmak.

Adam’lığa atılan ilk adım da buradan başlar işte…

En heybetlisinden saray, en yücesinden makam, en pahalısından gemicik, en kurşun geçirmezinden araba, en kazançlısından iş, en yüksek sermayelisinden holding, en yağlısından ihale… Hiçbiri ölçütü değil adamlığın.

Birilerinin kuyruğunda makamlara sahibi olup, kırk makamdan, evine çok para götürmek de değil adamlık…

Tuttukları köşe başlarından, gelene ağam nağmeleri düzerken, dün paşam dediklerine bu gün en ağırından hakaretler ve sövgüler yağdırmak cesareti(!) de adamlığa ölçüt değil…

Adam olmanın asli göstergesi, erdem, onur, ahlak, izan, akıl sahibi olmak ve var olan vicdanı insanlık ölçütleri içinde kullanabilmektir.

İşte, tam da bunun için, sorulanlara yiğitçe cevap verecek Adam’lardan söz ediyoruz.

Baş yastığa değende duyulan iç huzurunu, bankalardaki milyon dolarlarından daha çok önemseyebilenlerden söz ediyoruz.

Çevresinde yüzlerce koruma olmadan halk içine çıkabilmeyi özlem derecesinde önemsiyoruz.

İşte bunun için şaibeye –kire- bulaşmamış, siyaseti, bireysel ikbal kapısı görmeyen, birilerinin talimatına göre adım atmayan, talimatla parmak indirip kaldırmayan, bulunduğu yeri devlete ve 82 milyona hizmet kapısı gören adam gibi adamlar arıyoruz…

Ve bilmem kimin kulu, bilmem neresinin kılı olmayı içine sindiremeyen, soran sorgulayan, araştıran, çalmadan çalışan, oy’unu namusu bilen, sorunlara çözüm arayan, sorulanlara da “yiğitçe” cevap verecek adam gibi adamları özlemle arıyoruz.!

*

Şeytanın avukatlığı değil yaptığımız. Zoraki türetilmiş, kumpasla üretilmiş, özenle seçilmiş, tezgahtan geçirilmiş türden değil, soracaklarımız. Tamamı bu ülkeye dair…

Akılcı, izanlı, vicdan tartısından geçirilmiş sorgulayıcı, her erdem sahibinin -kuyruk takımı hariç- aklına takılan sıradan sorular bunlar…

Aklına takılan – ancak cevap alamadığı – sorular…

* FETÖ ve PKK dün de en tehlikeli terör örgütleri değil miydi?…

* 15 Temmuz olmasaydı FETÖ ile mücadele gündeme gelecek miydi?

* PKK ile açılım adı altında ülkeyi açmazlara kim soktu?

* Ülkeyi, FETÖ beraberliği ile tehlikenin eşiğine kim getirdi?

* FETÖ’ye övgü düzen, ayağına gidip icazet alan, hayır duasını eksik etmemesini el etek öperek isteyenler kimlerdi?

* Hangisine ne oldu? Bunları koruyan kollayan güç var mı? Varsa kim? Korunuyorsa niçin?

**

Bu sorulara en açık, en kestirme cevapları verebilmek için sadece ellerin vicdana uzanması yeterli!.. Bu gerçeği göremeyen izan olabilir mi?

Vicdanlar mı bu denli taşlaşmış, beyinler mi bu denli uyuşturulmuş, kişilikler mi silinmiş, kişiler mi bu denli korkutulmuş?

Taşlaşmış vicdanların, uyuşturulmuş beyinlerin, korkutulmuş kişiliklerin var olduğu ülkede hak hukuk ve adaletten -hele ki demokrasiden- söz edilebilinir mi?

Koruma kalkanı kalkarsa uzanacağı odaklardan mı korkuluyor?

Şu anda FETÖ ile kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir mücadele sürdürüldüğüne kimin inanması bekleniyor?

FETÖ’nün siyasi ayağının en çok nerede kümelendiğini; bilmeyen var mı?

“FETÖ ile menzilimiz bir’di… Aldatıldık…  Allah da millet de bizi affetsin” diyen ayan beyan ortadayken, gel hadi inan: “İnlerine gireceğiz inlerine!” söylemine!…

Allah ve millet bu af dileğine “olur” vermiş olsa bile; “Devlet” ne demeli bu yersiz talebe?…

Onu tarihler gösterecek!…

“Ne istediniz de vermedik”, sözünün muhatabı, FETÖ ile göstermelik mücadelenin ötesine gidebilir mi?

Devamını da 2. bölüme bırakalım hadi… 2. bölüm bu son ümle ile başlasın yine.

02 Aralık 2019,

Mehmet Halil Arık

Emekli eğitimci

mehmethalilarik@gmail.com

0535 202 11 61

 

ETİKETLER:
Mehmet Halil Arık

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ