Alexa
Medya Siyaset

Akbaş Cephaneliği Baskını Ve Milli Şehit Hamdi Bey

Akbaş Cephaneliği Baskını Ve Milli Şehit Hamdi Bey

Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak I. Dünya Savaşı’ndan çekilmişti.

24 maddeden oluşan Ateşkes Antlaşması çok ağır hükümler içeriyordu. Antlaşmanın bazı maddeleri  Osmanlı Devletini savunmasız hale düşürüyor ve müttefiklere suni sebeplerle işgal  hakkı tanıyordu.Ateşkes Antlaşmasından sonra İtilâf Devletleri Antlaşmanın ilgili maddelerine dayanarak çıkarlarına uygun gördükleri yerleri işgale başladılar.

Antlaşmanın en önemli maddeleri uyarınca İstanbul ve Çanakkale boğazları asker ve silahtan arındırılacak, silah ve mühimmatlar İtilaf Devletlerine teslim edilecekti.
Harbiye Nezareti 26 1918 akşamına kadar Gelibolu Yarımadası ve Çanakkale’nin Anadolu yakasının askeri birliklerden arındırılmasını istedi.
14.Kolordu ile 55. Tümen Gelibolu’dan Tekirdağ’a ,49. Tümen Malkara’dan Kırklareli’ye60. Tümen Eceâbat’tan Keşan’a geçerek boğazı savunmasız bıraktılar. İtilaf Devletleri boğazın iki yakasını işgal ederek bütün cephanelik ve mühimmata el koydular. Bu cephaneliklerden en önemlisi Akbaş Cephaneliği idi.

Mondros imzalandığı zaman Akbaş Depolarında 8000 Rus tüfeği, 40 Rus ağır makineli tüfeği, 20.000 cephane sandığı, yüzlerce sandık ikmal malzemesi bulunuyordu.
Akbaş Deposu, Fransız kontrolü altında Türk subay ve erleri tarafından korunuyordu.

Tek bir merminin bile hayati önem arz ettiği bir dönemde, bu kadar yüklü bir cephaneyi saklayan depo Kuvayi Milliye tarafından takibe alınmıştı.

***

15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi, Batı Anadolu’da büyük bir uyanışa vesile oldu.
26 Temmuz 1919’da toplanan I.Balıkesir Kongresi 31 Temmuz 1919 tarihine kadar devam etti.
Bu kongrede Yunanlıların sadece İzmir’e değil, bütün Batı Anadolu Bölgesine, dahası güçleri yeterse memleketin tamamına hakim olmak istedikleri herkes tarafından kabul edilmişti. Buna karşılık millet kendi oluşturacağı kuvvetler ile işgale direnecek ve silahlanacaktı.
Kongreye Edremit Kaymakamı Hamdi Bey, Burhaniye Kuvayi Milliye Komutanı olarak katılmıştı.
15-25 Ağustos 1919 Tarihinde Alaşehir Kongresi, 19 Kasım 1919 da üçüncü Balıkesir Kongresi toplanmıştı.
Yapılan bütün kongrelerde halktan yardımlar toplanmış, ancak bütün bu yardımlar eksik kalmıştı. Toplanan milis kuvvetleri donatmak, böylece Yunan ilerleyişine ve iç isyancılara karşı durmak amaçlanmıştı.

***

Kuvayi Milliye’ye karşı Anzavur tarafından kurulan Kuvayi Muhammediye çeteleri,Susurluk Göbel köyü yakınlarında Kuvayi Milliye’ye ait 7 cephane arabasını yağmalamıştı.
Balıkesir’i basmayı ve müdaafa-i hukuk cemiyetini dağıtmayı amaçlayan Anzavur, 61. Tümen Komutanı Kazım Özalp tarafından Demirkapı dolaylarında sıkıştırılmış, yanına aldığı 300 kadar eşkiyası ile bozguna uğratılmıştı.

Yunanlılara ve iç isyanlara karşı başarılı direnişleri, Kuvayi Milliye’nin halk tarafından kurtarıcı olarak görülmesine vesile oldu. Bu olaylardan sonra yapılan yardımlar ve milis müfrezelerine katılan gönüllüler artış göstermişti.
Ancak halk, elinde olanın neredeyse tamamını vermesine rağmen, yapılan yardımlar ihtiyaçları karşılamıyordu.
Böyle bir ortamda Akbaş Cephaneliğinin basılması ve  içindeki mühimmatın Kuvayi Milliye yararına kullanılması Kazım Özalp ve Köprülülü Hamdi Beylerin fikriydi.
***

Hamdi Bey, cephanelik baskınını tasarlamak ve keşif yapmak amacı ile 12 Ocak 1920’de yanında Dramalı Rıza Bey ve 37 kişilik bir kuvvetle Balıkesir’den Biga’ya geldi. Burada Kara Hasan isminde eşkiya bastırılarak halkın güveni kazanıldı ve esas amaç olan Akbaş Cephaneliği gözetlenmeye başladı.

Hamdi Bey hazırlık için ilk olarak Akbaş bölgesini incelemesi için  Dramalı Rıza Bey’i görevlendirdi. Dramalı Rıza Bey kıyafet değiştirerek iki arkadaşıyla birlikte Biga’dan Lapsekiye geçti. Burada Bergos Bucak Müdürü Reşadettin Bey’le buluştu. Gelibolu’da önemli kişilerle temas sağlandıktan sonra Reşadettin Bey geri döndü. Dramalı Rıza Bey ise bir hafta kadar Akbaş depolarının etrafında çoban kıyafetiyle dolaştı. Hatta bir yolunu bularak silâh depolarına girip içeride de incelemelerde bulundu. Bunun yanında bazı köylülerle tanışıp, onlar vasıtasıyla muhafızların vaziyet ve mevkilerini, nöbetçilerin adedini, ne şekilde nöbet değiştirdiklerini, telefon hatlarını, depolardan deniz kıyısına giden yolları, depolardaki malzeme miktarını ve sahildeki kayıkların yanaşabileceği noktaları tespit etti.

Rıza Bey bilgileri topladıktan sonra Biga’ya döndü. Hamdi Bey’le bir plân hazırladılar. Hamdi Bey durumu büütn ayrıntıları ile Kazım Özalp Bey’e bildirmişti.Bunun üzerine Kazım Bey 14. Kolordu Komutanı Vekili sıfatıyla İstanbul’da Galatalı Şevket Bey’e (Bahr-ı Şefid ve Boğazlar Kumandanı) bir telgraf göndererek Lapseki ve Karabiga civarında kalan Kolordu’ya ait eşyanın Bandırma’ya nakli için bir motor göndermesini ve motor kaptanının da, Lapseki’de kendisi tarafından gönderilecek memurun kendisine vereceği emre göre hareket etmesi lüzumunun tebliğini rica etti. Esasında böyle bir eşya mevcut değildi. Lapseki’de bulunacak memur ise Kolordu’nun bir subayı kıyafetine girecek olan Hamdi Bey olacaktı Bu hazırlanan plânın bir parçasıydı !

Bu hazırlıklardan sonra Hamdi Bey ve arkadaşları 18 Ocak 1920’de Lapseki’ye geldiler. Meseleyi gizlemek, casusların haber almasını engellemek için Kara Hasan’ın tutuklandığı sırada kaçan çete mensuplarını yakalamak üzere geldiklerini ve arama yapacaklarını belirttiler. Yine aynı bahaneyle dikkatleri başka yöne çekmek için 30 kişilik bir kuvvetle Dramalı Rıza Bey Bergos’a gönderildi.
Ayrıca Hamdi Bey, Lapseki Kaymakamı Hasan Basri Bey’i ziyaret etti.  Kaymakam’ın yardımıyla ve Kayıkçı Hasip Ağa, Lapseki Millî Teşekkülünün başında bulunan Hancı Lütfü Bey ile arkadaşı İbrahim Ağa vasıtasıyla Lapseki, Çardak, Gelibolu ve Umurbey iskelesinden ne kadar motor ve kayık varsa temin edildi.

Hamdi Bey Lapseki’de kaymakam,jandarma komutanı ve şube başkanı ile anlaştı ve plân gereği adamlarından ikisini asker kaçağı diye yakalattırarak Gelibolu Müstahkem Mevki Komutanlığına sevkettirdi. Komutan Halit Bey de durumu biliyordu, getirilen kaçakları O da Akbaş Cephaneliği’ne şevketti. Akbaş’da Osmanlı Devleti adına görevli Binbaşı Bahri Bey yaptığı soruşturmadan sonra onların asker kaçağı olduğuna hükmederek ikisini de cephaneliğinde görevlendirdi.

Bu arada İstanbul’da Galatalı Şevket Bey vasıtasıyla Çanakkale Mütareke Komisyonu’ndan temin edilen Bolayır motoru Bergos’a geldi. Yine Lapseki’den ve diğer bölgelerden temin edilen kayık, motor ve mavnalar da Bergos iskelesinde toplandılar. Bunlar Bolayır motoruna bağlandı. Artık baskın için bütün tertibat alınmıştı.

BASKIN GECESİ

Nihayet 26-27 Ocak 1920 gecesi plân gereğince ilk olarak otuz kadar Kuvay-ı Milliye askeri motorlarla Gelibolu Yarımadası’na devriye gemilerine görünmeden geçirildi.
Bunlar Dramalı Rıza Bey’in başkanlığında evvela telefon hatlarını kestiler. Bilahare Cephaneliği koruyan Fransız nöbetçileri tesirsiz hale getirdiler. Arkasından Senegalli askerlerin bulunduğu Muhafız Birliği binasını sardılar. Bomba ve silâhlarla yatak koğuşuna hücum ederek teslim olmalarını istediler. Şaşkına dönen Fransız Muhafız Birliği askerleri teslim oldular. Bunun akabinde derhal depolar açıldı ve daha önce oradaki köylülerden de sağlanan elemanlarla cephane ve silâhlar büyük bir çabuklukla taşınmaya başlandı58. Nitekim yüzelli kişilik bir grup oluşturan bu ekip kısa zamanda silâh ve cephaneyi kıyıya taşıdı. Bu arada baskın grubu, orada görevli Osmanlı topçu neferleri Binbaşı Bahri Bey’le, Mülazım Hulusi ve Osman Efendileri ve yine orada bulunan altı Fransız askerini de bağlayarak beraberlerinde götürdüler.

Sahile cephane taşındığı sırada karşı kıyıda bekleyen Hamdi Bey’in emrindeki Bolayır motoru ve ona bağlı kayıklara gereken işaret verildi. Onlar da derhal harekete geçerek cephanenin taşındığı mevkiye geldiler. Bilahare burada motor ve kayıklara hızla yüklenen silâh ve cephane karşı tarafa Bergos Bucağı’na getirildi. Orada da köylerden toplanan ve geceyarısı getirilen çeşitli taşıtlar beklemekteydi. Bunlar da esas meseleden haberdar değillerdi. Bu sırada aynı zamanda Bergos’ta çok sıkı tedbirler alınarak telefon ve telgraf merkezleri tutulmuş, Lapseki ve Çanakkale ile bağlantı tamamen kesilmişti. Nihayet Bergos iskelesine getirilen silâh ve cephaneler burada bulundurulan taşıtlara yüklenerek Kuvay-ı Milliye elemanlarının kontrolünde kıyıdan içerilere doğru yola çıkarıldı. Bu taşıtlar bir müddet Lapseki’ye doğru yol aldılar. Bir süre sonra ise yoldan sapıp Beypaş, Hacıkemler köylerine geçerek Balcılar’a geldiler ve yüklerini buraya boşalttılar. Bilahare buradan silâh ve cephaneler yörükler vasıtasıyla önce Çan’a, bilahare oradan da Yenice Köyü’ne taşındı. Silâh ve cephanelerin Bergos’tan uzaklaştırılmasından sonra elde bulundurulmakta olan Binbaşı Bahri Beyle Fransız askerleri serbest bırakılarak bir kayıkla Akbaş’a geri gönderildiler. Bu arada Bolayır motoru da olay yerinden uzaklaştırılarak baştan kara bir vaziyette karaya oturtulmuş olarak terkedildi. Böylece Akbaş baskını plânı bölgede görev yapan İtilâf devriyelerine duyrulmadan başarıyla uygulanmış oldu.

EMPERYALİZM’E İNSANLIK DERSİ !

Hamdi Bey, silahları güvene aldıktan sonra Fransız askerlerini bir kayık ile Akbaş bölgesine geri yollamıştı. Giderken, kumandanlarına vermeleri şartı ile bir Türkçe mektup kaleme aldı. Mektupta şu satırlara yer vermişti  :

Muhafazanız altında bulunan silahlar aslında bizimdir ve bize lazımdır ! Cephaneliği 200 kişi ile bastım ve içindekileri ben aldım. Askerlerinizin hiç bir kabahati yoktur. Kendilerinden aldığım bütün teçhizatı vererek onları size gönderiyorum.”
Memleketi yağmalanırken zalimlere insanlık dersi veen bir kahramandı Hamdi Bey.

***
VATAN UĞRUNA FEDA EDİLEN BİR YAŞAM VE VAHŞİCE KATLEDİLEN HAMDİ BEY !

Hamdi Bey baskından sonra Biga’ya dönmüş ve asker toplama faaliyetlerine devam etmeye başlamıştı.
Hamdi Bey sayıları 5000’i bulan bir kuvveti donatmak için yeni gelir kaynakları yaratmaya çalışmış bu amaçla köylerden vergi alınmasını uygun görmüştü. Elinde avucunda olanı veren halk bu yeni vergilerden öylesine usanmış olmalı ki Hamdi Bey’e karşı hoşnutsuzluk büyümüştü. Kazım Özalp bey tarafından daha önce sindirilen ve teyakkuzda bekleyen Anzavur tekrar harekete geçmiş ve bu ortamdan faydalanarak Kuvayi Milliye ve Hamdi Bey üzerine yürüyüşe geçmişti.
Ayrıca İngilizler Anzavur kuvvetlerine 4000 tüfek, 30 mitralyöz, 4top ve yüklü miktarda cephane göndermişlerdi.
16 Şubat 1920 günü Biga, Anzavur Kuvvetleri tarafından baskına uğrar. Hamdi Bey cephanelere ulaşmak ve güvene almak için Yeniceköy bölgesine doğru harekete geçer.
Yolda dinlenmek için girdiği İnova köyünde İmam Fevzi ( Gavur İmam) kuvvetleri tarafından yakalanır. Biga’ya götürülmek üzere Hamdi Bey ve adamları yola çıkarılırlar. Biga’ya varıldığında Hamdi Bey eşkiyalar tarafından şehit edilmiştir. Süngü ve Kama ile delik deşik edilmiş vücudu halka gösterilmek üzere teşhir edilir. ( 17 Şubat 1920 )
Vahşetleri dinmeyen asiler, Hamdi Bey’in cansız bedeninden başını ayırarak günlerce Biga sokaklarında sürüklerler. Ağızlarında tek bir slogan ile ” KUVAYİ MİLLİYECİLERİN SONU BUDUR ”
Dramalı Rıza Bey bu elim hadiseler üzerine AKBAŞ Deposundan kaçırılan silahların Anzavur kuvvetlerinin eline geçmesine mani olmak amacı ile bütün cephaneyi ateşe vererek havaya uçurmuştur. Hiç bir işe yaramamış bir cephane için bu memleket Hamdi bey gibi yiğit bir evladını kaybetmişti.

***

Yusuf İzzettin Paşa Biga’ya vardığı vakit asilerden alınan Hamdi Bey’in mübarek naaşı ve şehit erler Hükümet Binası önünde bulunan camii avlusuna gömülürler.

Mahmut Esat Bozkurt İzmir’e Doğru Gazetesinde Hamdi Bey’in ardından şu sözleri söylemişti :
” On gün evvel Biga’nın, hain ve katil Biga’nın kara toprakları üstünde  memleketin büyük ve fedakar bir evladı, vatandaş kurşunuyla can verdi. Zavallı Hamdi Bey !
Hayatının ne elim ve feci bir akıbeti varmış !
Hamdi’nin b
ütün hayatı başlı başına bir destan idi.”

***
Şimdi sen Ey Türk Evladı !
Üzerinde yaşadığın vatanın ne bedeller karşılığında kurtarıldığını hala görmeyecek misin ?
Sorarım sana, Hamdi Bey’in hakkını nasıl ödeyeceksin ?
Titre ve kendine gel.
Atalarına, verdikleri şanlı mücadeleye sahip çık ve bu mübarek mücadeleye dil uzatanlara karşı dur !
O zaman Hamdi Bey mezarında rahat uyuyacaktır.

Ruhun şad olsun büyük ve mübarek ŞEHİT !

Kaynakça : 1- Köprülülü Hamdi Bey ve Akbaş Cephaneliği Baskını, Zeki Çevik
2- Akbaş Baskini olayı, Arş. Gör. Adnan Sofuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Ekin Topcuoğlu

Cumhuriyet Tarihçisi. Medya Siyaset Tarih Danışmanı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ