Alexa
Medya Siyaset

Anadolu Ajansı

Anadolu Ajansı

16 Mart 1920, İstanbul işgal edilmiş, Meclisi Mebusan kapatılmıştı.

İstanbul’da kalınamayacağını gören yurtseverler, Mustafa Kemal’in davetiyle, Milli Mücadeleye katılmak için Ankara’ya ulaşmanın yollarını aramaktadırlar.

Bu aydınlar arasında gazeteci Yunus Nadi ve Halide Edip’te vardır.

Milli Mücadeleye katılma kararını veren Yunus Nadi ve Halide Edip Ankara yolundadır.

Yunus Nadi, 31 Mart 1920’de Halide Edip Hanımla mola sırasında görüşür; aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Halide Hanım: “… gider gitmez bir ajans teşkilatı kuralım, o vasıta ile dahile ve harice söyleriz.

Yunus Bey: Birinci şart hanımefendi. Sonra tabii bunun teferruatı gelir; mesela ilk merhalede neşriyat, ki başlı başına teşkilata ihtiyaç gösterir. Sonra propagandanın envaı…

Halide Hanım: Tabii sıra ile hepsi yapılır. Fakat benim fikrimce ilk iş ajans olmalıdır. Hatta isterseniz adını burada koyuverelim: Mesela Türk Ajansı, mesela Ankara Ajansı, mesela Anadolu Ajansı… daha da bulunabilir.

Yunus Nadi: Bana Anadolu Ajansı en iyi bir isim gibi görünüyor.

Halide Hanım: Bana da öyle. Değil mi, evvela kendini ve mümkünse bütün vatanı kurtaracak olan Anadoludur. O halde kararımızı vermiş olalım: Anadolu Ajansı…

Yunus Nadi: Evet Anadolu Ajansı hanımefendi…”

***                             ***

Tren Ankara garına ulaşır. Mustafa Kemal, misafirlerini alması için araba göndermiştir. Misafirler,  Mustafa Kemal’in garargahı Ziraat Mektebi’ne getirilir.

Mustafa Kemal Paşa, Halide Edip’e yoldaki izlenimlerini sorar:

Halide Edip; Yunus Bey’le yolda konuştukları ajans meselesini açar, devamında;

“Ne harici dünya, ne memleketin içi milli hareketin manasını anlamamışlardı. Çünkü bu hususta haber alamıyorlardı. Bunu Yunus Nadi Bey’le Anadolu Ajansı olarak başlamayı konuştuğumuzu anlattım. Teklifimiz, bu ajans haberlerini telgrafhanesi olan her yere göndermek ve olmayan yerlere de camilere ilan halinde yapıştırmaktı. Bundan başka da, dünya efkarını anlamak için İngilizce ve Fransızca gazetelerin en mühimlerini zamanında getirtmekti…” der ve bir daktiloya ihtiyaçlarının olduğunu dile getirir. Mustafa Kemal, Osmanlı Bankası’ndan temin edeceği sözünü verir.

***                  ***

Yunus Nadi, Ankara buluşmasını şöyle anlatıyor:

“…Sonra Halide Edib hanımla Akhisar istasyonunda karar verdiğimiz Anadolu Ajansından bahsedildi. Eğer Paşa da muvafık görürse yarından tezi yok, hemen işe başlanabilirdi.

Paşa, fikri çok güzel buldu. Ancak Paşa, memleket muhitine telgrafla verilmek üzere yazılacak olan haber ve yazıların ilk günlerdeki eşkalini bir kere kendisi görmek istiyordu. Takip olunan siyaset ve zihniyete muhalif bir şey olmasın diye.

İlk günleri, diyordu, bu yazılarda gerek fikir, gerek tarzı tahrir (yazım) itibarile belki bazı tashihat (düzeltme) yapılmak lazım gelebilir. Fakat üç beş gün geçtikten sonra zaten siz takip olunan siyaseti kavramış olacağınızdan artık belki buna da hacet kalmadan iş kendi kendine yürür gider.

Ajans bahsinde kararımız şu oldu: İlk günü Paşa Anadolu Ajansını bütün memlekete takdim edecekti. Yani şu ve şu maksatlarla Ankara’da bir Anadolu Ajansı teşkil edildi. Memleketin her tarafını, şu müşkül anında, cereyan eden ahvalden haberdar edecektir. Bu ajans tebligatını şu ve şu suretlerde mümkünse ve mümkün olduğu kadar memleketin en ücra köşesine kadar yayacaksınız, diyecekti.

Halide Edib hanımla ben de neşri o günlerin işine yarayacak resmi, gayri resmi, yerli ve yabancı haberleri toplayarak günde en az iki servis yapmak üzere telgrafhaneye verecektik.”

6 Nisan 1920’de Anadolu Ajansı’nın kuruluşu gerçekleşir.

Mustafa Kemal, Milli Mücadele’nin haklılığını, meşruluğunu duyuracak bu kuruluşa çok önem verir.

Askeri yetkililere ve sivil kuruluşlara gönderdiği ‘genelge’de bu hususa dikkat çeker.

Anadolu Ajansının kurulduğuna ilişkin “tarihi genelge”nin ulaştırıldığı sivil merkezlerden biri de “Sivas Kadınlar Cemiyeti”ydi. Telgrafda aşağıdaki cümleler yeralmıştı:

“İslamın canevi olan Osmanlı Saltanatı merkezinin düşman işgaline geçmesi, bütün ülke ve ulusumuzun en büyük tehlikeyle karşılaşması sonucu olarak bütün Rumeli ve Anadolu’nun giriştiği ulusal ve kutsal savaşım sırasında, Müslüman kişilerin iç ve dış en doğru havadis ile aydınlanmalarının zorunlu bir gereksinme olduğu önemle göz önüne alınmış, bunun sonucu, burada en yetkili kişilerden oluşan bir özel kurul yönetiminde, (Anadolu Ajansı) adı altında bir kurum kurulmuştur. Anadolu Ajansı’nın en hızlı araçlarla vereceği havadis ve bilgi aslında, Temsilciler Kurulu’muzun belgeli ve asıl kaynaklarının sonucu olacağı için, bu ajans bildirimlerinin oraca ve özellikle Müdafaai Hukuk örgütümüzce dahi seçilecek caddelere ve toplanılacak yerlere asılması, dağıtımı, dahası bucak ve köylere dek ulaştırılması yolunda, olabildiğince çok yayınlanabilmesi için ivedili düzenlemeler yapılması, sonucundan da bilgi verilmesi önemle rica olunur.”

Yunus Nadi, Ajans’ın ilk günlerinde yapılanları şöyle anlatıyor:

“Aynı zamanda Halide Edip hanımla Anadolu Ajansının servislerini yapmağa başladık. O sene Ankara’nın kırk ikindi yağmurları kesretle yağıyor ve adeta bazen kış manzarası verdiği oluyordu. Ajans için Paşanın karargahı olan Ziraat Mektebinde bir oda olarak merkez ittihaz ettik. Her gün oraya çıkıyorum ve Halide hanımla çalışıyoruz. Bu işte çok geçmeden İstanbul mebusu Ali Rıza beyde bize iltihak etti.”

                        ***                             ***

Halide Edip; dosya rafları, sandalye, iki masa ve eski bir yazı makinesinden ibaret olan dar ve uzun odada çalıştığını; İngilizce gazetelerin siyasete ilişkin kısımlarını tercüme ettiğini, Mustafa Kemal’in telgrafları arasında Anadolu Ajansı ya da hakimiyet-i Milliye gazetesi için gerekli parçaları kestiğini ve yine Mustafa Kemal’in diğer haberleşmelerine ilişkin yazıları hazırladığını anlatır.

Anadolu Ajansı’nın 12 Nisan 1920 tarihli ilk açıklamasında şu hususlara vurgu yapılır:

“Devlet Merkezimizin düşman işgali altına geçmesi üzerine, Anadolu ve Rumeli’nin Müdafaa-i Hukuk azim ve kararlılığı içinde, yiğitçe harekete geçtiği şu sıralarda din ve vatan kardeşlerimizin en doğru haber ve bilgiler alabilmelerini sağlamak için kurulan Anadolu Ajansı bugünden itibaren göreve başlıyor.

Bugün alınan haber ve bilgilerin oralarda da mümkün olduğu kadar fazla kimse tarafından okunup bilinmesi gereğini arz ve açıklamağa yer yoktur. Bu amaçla oralarda dahi özel örgütler meydana getirerek her gün vereceğimiz bilgilerin telgrafhane kapılarında siyah levhalar üzerine yazılması ve yeterli araç olan yerlerde basılması, yayınlanması ve dağıtılması, nahiyelere ve hatta köylere kadar gönderilmesi hususlarının yerine getirilmesini hepinizin vatan ve millet sevgisinden ve yardımlarından rica ederiz…”

Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Anadolu Ajansı’nın“Özel Bülten” için kendisiyle yapılan röportajda, “Bizim de bir ajansımız var. Dünyaya haber verebiliyoruz diye pek çalımlıydık” der ve “Anadolu Ajansı’nın nın haberlerinin İstanbul’a gizli gönderildiğini” belirtir.

Celal Bayar, Ajansın kuruluşunu, “Anadolu’nun ve İhtilalin Sesi” diye değerlendirir.

“Anadolu Ajansı’nı, Anadolu’nun ve ihtilalin sesi olarak kurmaya karar verdik. (…) O zaman Anadolu Ajansı, ihtilalin en büyük ihtiyaçlarından birisini temin etmiştir. Hem bizi; ihtilalin maksat ve gayesini Anadolu’nun görüşlerini harice aksettirmiştir hem de hariçte hakkımızda ne gibi bir muamele cereyan ediyor, onları bize bildirmek suretiyle iki başlı mühim bir vazife yapmıştır” der.

***                             ***

Nerden, nereye?

Mustafa Kemal Atatürk ve yurtsever aydınlarımızın öncülüğünde kurulan, Milli Mücadele’nin kazanılmasında çok önemli görevler yapan; Aydınlanma yoluna ışık tutan; Uygarlığın, çağdaşlığın, yurttaşlığın haberlerine yer veren, Anadolu Ajansı’nın acınacak haline bakın!

Bağımsızlığa, özgürlüğe, cumhuriyete, devrimlere sahip çıkması için kurulan Anadolu Ajansı, kuruluş değerlerinden uzaklaşmıştır.

Halka; doğru haber vermek zorunda olan Anadolu Ajansı, halkı kandırıyor.

Kuruluş yıldönümünde, kurucusunun (Mustafa Kemal Atatürk) adını anmıyor.

Seçim gibi çok önemli haberi “manipüle” ediyor.

Halkın vergisiyle maaş alan Genel Müdürü, “yandaş” olduğunu gizlemiyor.

Kınıyorum, kızıyorum, bağışlamıyorum.

Hakkımı “helal” etmiyorum.

(Görevini yapan, sorumluluğunun bilincinde olan çalışanları ayrı tutuyorum.)

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ