Alexa
DOLAR 6,8655
EURO 7,7836
ALTIN 400,224
BIST 118578,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 35°C
Az Bulutlu

Anı

Anı
24.02.2020 - 21:03
A+
A-

Yıl 1925, aylardan Mayıs, yer Ankara.
Mimar Arif Hikmet, mimarisini çizdiği, Afyonkarahisar milletvekili Ruşen Eşref Bey’in Çankaya semtinde yaptırdığı evin inşaatını da takip etmektedir.
Akşam saatlerine kadar işçilerle birlikte çalışan Mimar Arif Hikmet Bey, inşaatın bedon döküm işini bitirmiş, Kavaklıdere’deki inşaatına gitmek üzere yola koyulmuştur.
O yıllarda “Riyasti Cumhur Köşkü” denilen yerden geçerken; Atatürk’ün yaveri Muzaffer Bey’in koşarak kendisine doğru geldiğini görür.
“Gazi Hazretleri seni görmek istiyor” der.
Mimar Arif Hikmet, Köşk’e yönelir, bahçesinden içeri girer.
Atatürk ve iki sarıklı zatın, bir ağacın gölgesinde oturduklarını görür.
Atatürk’ü ve yanındakileri saygıyla selamladıktan sonra;
“Affedersiniz Paşam, inşaat yerinden geliyorum, beton döktürüyordum; üstüm başım kirli vaziyette huzurunuza çıkmak istemezdim” der.
Atatürk:
“Hikmet, senin çalışmalarını yakından izliyorum, beğeniyorum. Bugün ustabaşı filan yok, her işin başında kendin bulunmak zorundasın; emin ol, senin bu kılık kıyafetini de beğeniyorum, gel otur” der ve yanındaki iskemleyi gösterir.
Mimar Arif Hikmet, Ata’nın gösterdiği iskemleye oturduktan sonra Atatürk’ün yanındakileri tanır. Biri Diyanet İşleri Reisi Rifat Efendi, diğeri Vahit Hocadır.
Çaylar gelir, içerken bir ara Atatürk Rifat Efendiye sorar:
“Hocam, cenaze namazı niçin ayakta kılınır?..”
Rifat Efendi, yanıtlar:
“Cenaze namazı dışarıda tabutun yanında kılındığından, yerler toz, çamur, pis olduğundan mecburi olarak ayakta kılınır…”
Atatürk:
“Acaba cami zeminleri temiz midir?…”
Rifat Efendi:
“Temiz denemez Paşam, bahusus mikrop denilen nesne bilindikten sonra, cami zeminlerine temizdir demek için çok cahil olmak gerekir,” yanıtını verir ve ekler:
“Esasen icabına göre namaz ayakta da kılınır, bir arıza dolayısıyla ayağa kalkamayan kimse oturduğu yerde de kılabilir, hatta mecali kalmayan bir kimse göz işaretiyle de kılabilir…”
Atatürk:
“Bu önemli bir meseledir, cami zeminlerinin temizliği için bir şekil ve vazife düşünülmelidir” deyip Mimar Arif Hikmet Bey’e döner:
“Hikmet! Senin Eskişehir’de çarşı camii inşaatını bitirmek üzere olduğunu biliyorum. Bu camide secdeye temiz yer için bir şeyler düşün ve yap.”
Arif Hikmet:
“Camii inşaatının bitiminden sonra, saf aralarını hesapladığını, secde edilecek yerleri, yerden yüksekçe enli bir şerit halinde yaptığını ve üzerine de beyaz muşamba döşettiğini; muşamba satıhın her an sabunlu su ile silinerek temizlenebileceğini, böylece yüzün temiz bir yere değeceğini” anlatır.
Atatürk, çok memnun olmuştur. Mimar Arif Hikmet Bey’i tebrik eder.
Rifat Efendi de, anlatılanlardan hoşnut kaldığını belirtir.

KAYNAK : Atatürkçülüğün Alfebesi / İlhan Selçuk

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.