Alexa
Medya Siyaset

Araplar Arkadan Vurdu Mu?

Araplar Arkadan Vurdu Mu?

Tarih 25 Temmuz 2017, Bugünden 6 ay önce, Erdoğan AKP Grup toplantısında konuşuyordu; “Araplar bizi arkadan vurdu yalanını bir kenara bırakmanın zamanı gelmiştir. Bugün ülkemizde devletimize ve milletimize karşı savaşan terör örgütleri yüzünden nasıl toplumun belli kesimlerini toptan suçlayamazsak, Arapları da tümden itham edemeyiz!”

“ Arap Birliği ” 1945 yılında kuruldu. 22 üyesi olan birliğin merkezi Kahire’dedir.

Üye ülkeler; Irak-Suriye-Lübnan-Ürdün-Suudi Arabistan-Bahreyn- Katar- Birleşik Arap Emirlikleri-Umman-Yemen-Kuveyt-Mısır-Libya-Tunus-Cezayir-Fas-Moritanya-Sudan-Somali-Filistin-Cibuti-Komor’dur.

Arap Birliği , Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin’e yönelik başlatmış olduğu Zeytin Dalı harekâtından rahatsız oldu! Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebul Geyt; “Suriye’nin kuzeyindeki durumu, özellikle de Türk Ordusunun operasyon gerçekleştirdiği Afrin’deki durumu endişe ile takip ediyoruz” dedi…

Haydaaa! Oldu mu şimdi?

Tam bizler Erdoğan’a inanmak üzere iken, Arapların Türkleri bir daha arkadan vurduğunu gördük!

İçlerinden biri, hiç olmazsa hafta yedi, gün sekiz sayıp Beştepe Sarayından çıkmayan, 5000 Mehmetçiği onu korusun diye emrine verdiğimiz Katar Emiri bizi arkadan vurmasaydı da “Türk Ordusunu destekliyoruz” diyebilseydi yahu!
Ya Filistin’e, oteline kadar koşup küçücük çocuğunun elini öptüğümüz Suudi’ye,
bize ada satmaya çalışan Sudan’a ne demeli?
Hepsi bir araya geldiler ve aynı anda beraberce bizleri arkamızdan vurdular.

Gerçi ben bu çadır Bedevilerine hiç güvenmediğimden sırtımı onlara asla dönmem ama, Arapları çok seven, muhterem eşi de Arap olan, Araplarla iş yapmayı tercih eden Erdoğan bir kez daha yanıldı, aldatıldı!
Hem de çok güvendiği akrabaları tarafından…

Arap Ülkelerini “özgür-bağımsız” ülkeler görmek en büyük yanılgıdır.
Arap ülkelerini yöneten Şeyhler-Emirler-Krallar, kısacası elleri kanlı diktatörler, Amerika’ya uşaklık etmek karşılığında yerlerinde kalırlar ve zavallı Müslümanları sömürmeye devam ederler.
Nasıl PKK’nın siyasetteki ve Avrupa’daki Baronları lüks içinde yaşayıp, bölge insanını sömürüyorsa!
Nasıl ki kerameti palavra olan Cübbeli-Fesli şarlatanlar cemaatlerini, kendilerine inanan safları sömürüyorsa!
İşte bu medeniyet fukaraları da, ABD’nin kucağına oturup kendi insanlarını donlarına kadar sömürürler…

Don deyince aklıma geldi;
Çölde yaşayan Bedevi kabilesininreisi herkesi toplayıp şunları söylemiş;
Beni dinleyin, bu dünyaya hayvan gibi geldik, hayvan gibi yaşıyoruz, hayvan gibi öleceğiz. Halbuki “Medeniyet” denen bir şey varmış. Bunu öğrensin diye
on sekiz yaşındaki oğlum Hassan’ı Fransa’ya göndereceğim. Hassan orada medeniyeti öğrenecek ve gelip bizi de medeni insanlar gibi yapacak!
Zılgıt, alkış eşliğinde Hassan’ı Fransa’ya göndermişler.
Aradan dört yıl geçmiş ve Hassan kabilesinin yanına dönmüş!
Babası herkesi meydana toplamış ve Hassan’a dönerek ‘Anlat hele nasıl bir iştir medeniyet’ diye emir vermiş!
Hassan, demokrasi-insan hakları-çağdaşlık-kişi hak ve özgürlükleri-adab-ı muaşeret kuralları-bilgi-teknoloji diye saatlerce anlatmış. Fakat tüm kabile aynen öküzün trene baktığı gibikendisine bakıyor!
Kabile Reisi sinirlenmiş ve bağırmış; Ya bizim anlayacağımız gibi anlat ya da kelleni vurdururum!
Hassan bakmış ki pabuç pahalı, meydanın ortasına doğru yürüyüp, etekliğini yukarı doğru kaldırmış!
Tüm meydan oooooo sesleri ile inlemiş! Hassan bağırmış; İşte buna don denir ve medeniyet budur. Medeni olmak için don giymek şarttır. Avrupa’da tüm medeni insanlar don giyer, deyince bir alkış tufanı kopmuş.
Herkes neşe içinde, “biz de medeni olacağız” diye oynamaya başlamış.
Hassan babasının yanına gitmiş, babası onu kucaklayıp ödüllendirmiş!
Tüm kabile medeni olacakları için gülüp oynarken, Hassan’ın kardeşi yanlarına gelmiş ve “Abi, donunu ver de ben de medeni olayım”demiş.
Hassan donunu kardeşine vermiş, kardeşi de giyip sevinçle oynamaya başlamış.
Biraz sonra Hassan; “Babacığım, bizim kabile biraz kalın kafalı, onlara medeniyeti zor öğreteceğiz” deyip kardeşine bağırmış;
“A hayvan, sen bu medeniyeti öğrenemeyeceksin, ters giymişsin!
Kahverengi olan tarafı arkaya, sarı olan tarafı öne gelecek…”

Araplara Sayın Erdoğan bile medeniyeti öğretemediyse, bunlar bizi daha çoook arkadan vururlar!Benden söylemesi…

Sağlık ve başarı dileklerimle 27 Ocak 2018

KAYNAK : https://rifatserdaroglu.com/2018/01/27/araplar-arkadan-vurdu-mu/

Rifat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu

İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Maliye Bölümünü bitirdi. Bergama Belediye Başkanlığı, 19-20 ve 21. Dönem İzmir milletvekilliği ile Sağlık ve Devlet Bakanlıkları yaptı. Evli ve 2 çocuk babası.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Mehmet Ali Aykın dedi ki:

    SEN CENBİYE NEDİR, BİLİR MİSİN KIZANIM?

    Ben 1315’li (Rumî 1315, Miladi 1899’a tekabül eder) bir babanın evladıyım. Merhum babam, Çanakkale cephesine sevk edilmek üzere 16 yaşında iken askere alınmış; ancak daha cepheye vasıl olmadan, -Çanakkale savaşı sona ermiş olduğu için- birliği ile birlikte, Gazze cephesine gönderilmiş ve orada 3 yıl savaşmıştır. Ricat başlayınca da, 14 kişilik bir hemşeri grubuyla Kilis’e doğru, yola düşmüşler.

    Sizler cenbiye nedir bilir misiniz? Eğri çeliğine çifte su verilmiş, bedevi hançeridir cenbiye. Araplar yolda 12 arkadaşını, “Siz de altın var, yuttunuz” diyerek, cenbiye ile midelerini deşerek öldürmüşler. Babam sadece bir arkadaşıyla ve üzerindeki lime lime olmuş uzun paçalı donla, memleketine sağ salim varabilmiş. Ancak Kilis’e vardıklarında, -İngilizler çoktan kenti işgal etmiş olduklarından- daha terleri kurumadan dağa çıkmışlar.

    1960’lı yılların ortasında, Şam radyosu her gün saat 16.00 sularında Türkçe yayın yaparak, o günlerin en popüler şarkılarını yayınlıyor; Kilisli gençler de, bu saatte hep Şam radyosunu dinliyorlardı. 5.6.1967 günü başlayan Arap-İsrail savaşı sırasında, spiker saat 16.00’da başlayan müzik yayınını aniden kesip: “Koşun! Koşun! Fatih’in torunları! Yavuz’un torunları! Kutsal topraklar elden gidiyor,” diye feryadı basınca, herkes dona kalmıştı. Müzik kesilerek yinelenen bu duyurular günlerce sürdü.

    Ancak babam ilk gün, duvarın gölgesindeki yer sandalyesine oturmuş, güvercinlerini seyrediyordu. Duyuruyu işitince, sanki spiker karşısındaymış gibi, yerel şiveyle ve ağıza alınmayacak en kaba biçimde spikere küfürler savurmaya başladı. Belli ki, arkadaşlarının katili olan Arapların yapmış oldukları mezalimi ve kalleşliği, hâlâ unutamamıştı Gazze gazisi.

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    “Araptan dost kurttan post olmaz” atasözünü BİLEREK veya bilmiyerek ya da kimi kişisel ve ailesel, partisel ve hizipsel çıkarları nedeniyle gözardı ederek tüm yurdu ve bütün ulusu ARAPLAŞTIRMAYA çalışmış ve hala da çalışmakta olanlara ve hatta Mehmetcikler’i Arap çöllerine ve bataklığına sürenlere sonsuz lanet ve nefret. Çok değerli ve sevgili SERDAROĞLU’na ise en yürekten teşekkür ve minnet.

BİR YORUM YAZ