Alexa
Medya Siyaset

ATANAME Niçin ve Nasıl Yazıldı?

Birinci amacım, Atatürk’ün fikir ve görüşlerini tek bir kitapta toplamak oldu.

ATANAME Niçin ve Nasıl Yazıldı?

ATANAME

Üniversiteden 2007 yılında emekli oldum. O tarihe kadar iktisat biliminin yanı sıra, -1993 yılından itibaren- Atatürk ve Cumhuriyetimiz üzerine de yazılar kaleme aldım, yayımladım. Bu çalışmalarım sırasında bir husus dikkatimi çekti: Atatürk hakkında pek çok yazı ve kitap mevcut olmasına rağmen, onun fikir ve görüşlerini toplu ve sistemli olarak sunan bir kaynak yoktu! Mevcutların önemli bir kısmı da birbirinin tekrarıydı. Atatürk’ün herhangi bir husustaki düşüncesini bulup kullanmak gerektiğinde, her defasında yeniden aramak, çaba göstermek gerekiyordu. Sağlanan bilgiler eksik olabiliyor, konunun bütün fikir sistemi içindeki yeri de görülemiyordu.

Denebilir ki, Nutuk var. Büyük Önderimizin görüşleri Nutuk’ta mevcut, o kitabı kaynak olarak kullanabiliriz. Bu itiraz, doğru değil. Neden? Atatürk hem bir fikir, hem de eylem adamıdır. O, Büyük Nutuk’ta kendini bir eylem adamı olarak ifade eder. Üç buçuk yıl süren Millî Mücadele sırasında, neler yaptığını anlatır: İşe nasıl başladı, nasıl bir yol izledi, hangi sorunlarla karşılaştı. Önüne çıkan engelleri nasıl aştı? Kimlerden destek gördü, kimlerle mücadele etti? Bunlar hakkında açıklamalar yapar; esas itibariyle olayların seyrini, sebep ve sonuçlarını ortaya koyar.

Buna karşılık o büyük yapıtta sahip olduğu düşünce ve görüşlere çok az yer verir. Örneğin, bağımsızlık, millî egemenlik, cumhuriyetçilik, halkçılık, bilim,… hakkındaki görüşleri, sosyal ahlak konuları… Bu konulara ve benzerlerine ancak zaman zaman, o da çok kısa bir şekilde, dolaylı olarak değinir. Esaslı, geniş ve derin açıklamalar yapmaz, o konuları doğrudan doğruya ele almaz.

***

Ancak, bu elbette Atatürk’ün, düşüncelerini yeterince ifade etmediği anlamına gelmez. Tam tersine… Bu görevini de çok geniş ölçülerde, sık sık, yaşamı boyunca yerine getirmiştir.

İstiklal Savaşı sırasında sadece işi üzerinde değildir. Aydınlatır, yol gösterir, bilgilendirir. Konuşmalar yapar; her fırsatta düşünce ve görüşlerini anlatır: Meclis kürsüsünde, yazışma ve haberleşmelerde, gazetecilere verdiği mülakatlarda, yazılarında, bazen mektuplarında… Dahası ülkenin çeşitli kentlerinde halkla temas eder, görüşür. Özellikle 1922 sonları ve 1923 yıllarında… Zafer’in ardından, ülke çapında büyük seyahatler yapar. Her gittiği yerde, uzun uzun konuşur. Yurttaşlara Milli Egemenlik nedir, Tam Bağımsızlık nedir, Halkçılık, Laiklik neden gerekli? Bu ve benzeri konular üzerinde ayrıntılı açıklamalar yapar, tıpkı bir öğretmen gibi, halkın anlayacağı şekilde.

Bu aydınlatma faaliyetini Cumhuriyet döneminde, son günlerine kadar sürdürmüştür. Bunların hepsi kayıtlı…, basılı yapıtlarda, gazetelerde, resmi belgelerde mevcut. Özellikle Kaynak Yayınları’nın çıkardığı Atatürk’ün Bütün Eserleri külliyatında >>bu konuşmaları ve yazıları en güvenilir şekilde, topluca buluyoruz. Ben bu külliyatın tamamını, 30 cildini baştanbaşa taradım. Diğer bazı kaynaklardan da yararlandım. Atatürk’ün düşünce ve görüşlerine esas itibariyle bu iki yoldan ulaşmaya çalıştım.

Atatürk der ki, “iki Mustafa Kemal vardır, biri ben, geçici Mustafa Kemal; diğeri ölümsüz Mustafa Kemal, o sizsiniz, sizlersiniz.” Bu sözden şunu anladım ki, MK bir ruhtur, ebedidir; ölmez, bugün de aramızdadır, yarın da, her zaman olacaktır. Nasıl? Ölümsüz Mustafa Kemallerle!… Dolayısıyla, kitapta Ölümsüz Mustafa Kemallerin düşünüp söylediklerine de yer vermeyi gerekli buldum. Bu yoldan giderek ATANAME’yi bütünledim, tamamladım, güncelledim; günümüze taşıdım.

***

ATANAME’yi nasıl yazdım? Kısaca yanıtlayayım: İlk olarak temel kaynağı belirledim. Bu, 30 ciltlik “Atatürk’ün Bütün Eserleri” külliyatı oldu. Eğer o olmasaydı, ATANAME’yi vücuda getirmek çok zor, hatta imkânsız olurdu. Bu vesileyle bu muazzam eseri milletimize kazandıran Kaynak Yayınları’na, emeği geçenlere candan teşekkür ederim. İkinci olarak, söz konusu kaynakta ve diğerlerinde fikir ve görüş mahiyetinde olan ifadeleri birer birer işaretledim, ardından olduğu gibi dosyalarıma aktardım. Kendi kendime sordum: Bu alıntıların hangisi hangi ilke ile ilgilidir, hangi ilke içinde yer almalıdır? Kararımı verince alıntıyı, o ilkenin dosyasına aktardım. Doğal olarak her ilke içinde alıntılar giderek birikti. O zaman alıntıları alt konulara (‘derge’lere) dağıttım. Her derge ortalama 3-4 sayfa tutuyordu. Alıntıları öyle gruplayıp alt alta getirdim ki, akıcı bir metin olsun istedim; Atatürk, kendisi konuşsun, kendisi anlatsın istedim. Hep böyle metinler oluşturmak için çaba gösterdim. Kısacası, parça parça kısa alıntıları 10 ilkeye dağıtıp alt konularda, sistemli ve bütünleşik, düzenli ve anlamlı metinler haline getirdim.

Şunu da ekleyeyim ki, önce 6 ilke (Altı Ok) ile işe başladım. Çalışma sırasında, yeni bilgiler beni 4 ilke daha eklemeye itti. ATANAME’yi bu şekilde, en az 7 yıl süren, hiç ara vermediğim, sabırla, zevkli bir çalışma sonunda tamamladım.

***

ATANAME “Açış” başlıklı bir giriş bölümü ile, adını ilkelerden alan 10 ana bölümden oluşmaktadır. İlkeler şunlardır: Milliyetçilik, Millî Egemenlik, Tam Bağımsızlık, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Devrimcilik, Laiklik, Bilimcilik, Sosyal Ahlak.

Her ilkeyi kendi içinde “derge”lere ayırdım. Dergeler “yönelti” adını verdiğim paragraflardan meydana gelmektedir (Bu iki terim yenidir, tarafımdan bulunmuştur). Kolay ve sabit atıflar yapılabilsin diye her dergede yöneltilere bir sıra numarası verdim (Örnek: Türk Milliyetçiliği, 1). Demek ki, bir ilke “derge”lerden, her derge “yönelti”lerden oluşmaktadır. İlkeler Ataöğreti’nin yapı taşlarıdır. Dergeler bir ilkenin anlam ve içeriğini ortaya koyan, çeşitli yönlerini, ögelerini açıklayan alt konu metinleridir. Yöneltiler derge metnini meydana getiren, genellikle kendi içinde bir fikir bütünlüğü olan paragraflardır.

ATANAME ’yi iki amaçla kaleme aldım. 

Birinci amacım, Atatürk’ün fikir ve görüşlerini tek bir kitapta toplamak oldu. Öyle ki isteyen herkes, onun herhangi bir konudaki görüşünü, bunun bağlamını kolayca bulsun. Bu bakımdan, denebilir ki, ATANAME öncelikle bir kaynak kitaptır; bir kerede okunup bitirilmeyecek, kullanımı devamlı olan bir başucu kitabıdır.

İkinci olarak, Atatürk’ün farklı zaman ve mekânlarda yazıp söylediklerini sadece bir araya getirmekle, onları On İlke altında birbiriyle uyumlu bir şekilde metinleştirmekle yetinmedim. Aynı zamanda ilkelerin kendileri, içerikleri, birbiriyle bağlantıları üzerinde kafa yordum. Atatürk’ün dünya görüşünü bir bütün olarak keşfetmeye çalıştım. Bu amaçla On İlke’yi bir düşünce sisteminin birbirini destekleyen, ayakta tutan unsurları haline getirdim. Aralarında mevcut bağlantıları, birbiriyle ilişkilerini belirledim. Gördüm ki, biri olmayınca diğerleri de olmuyor, değer ve gücünden kaybediyor. Sistemin bütün işleyişi aksıyor, hatta sistem çöküyor.

Kısacası, ikinci amacım da Atatürkçülere ortak bir dil, ortak kavramlar, ortak bir düşünme sistemi sunmak oldu.

***

Kitabın sağlayacağı başlıca faydaları şöyle sıralayabilirim: Atatürk’ün fikir ve görüşleri tek bir kitapta topluca bulunabilecek. Atatürk’ün herhangi bir konudaki fikir ve görüşlerine, kitabın planı, “İlkeler ve Dergeler Alfabetik Dizini” veya kitabın genel dizini vasıtasıyla kolayca, kısa sürede ulaşılabilecek. Atatürkçüler ortak bir düşünme, duygu ve eylem planına, ortak bir dil ve değerler sistemine sahip olacak.

***

* ** *
Dilerim, ATANAME Atatürkçülüğün ortak bir el kitabı olur. Atatürkçüler bu kitaptan hareketle, dönüşler yaparak konuşmalar, sohbetler, fikir alış verişleri yapar, yazılar kaleme alır. Dershaneler, kurslar, seminerler açılır, oralarda temel kaynak kitabı olarak kullanılır.

Dilerim, ATANAME ülkeme ve milletime faydalı olur.

Bu dileklerimin en azı bile gerçekleşirse, kendimi hayatımın en büyük ödülünü almış sayacağım.

Prof. Dr. Cihan DURA
Kasım 2017 Çankaya – ANKARA

Editör Notu: ATANAME çok yakında kitapçılarda okuyucusu ile buluşacak

Prof.Dr.Cihan Dura

Prof.Dr.Cihan Dura

Cihan Dura 5 Mayis 1940’da Ankara’da doğmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Şubesi’nden 1964 yılında mezun oldu. 1968’de iktisat alanında doktora yapmak üzere Devlet burslusu olarak Fransa’ya gitti Yurduna döndükten 2 yıl sonra, 1979’da Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksek Okulu’nda Dr. Asistan olarak hizmet imkânına kavuşabildi. O tarihe kadar Milli Eğitim Bakanlığı Planlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesi’nde memur, (1975-1976), Ticaret Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü Yabancı Sermaye Şubesi’nde (1976-1977) uzman, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nde proje değerlendirme uzmanı (1977-1979) olarak çalıştı. Kasım 1982’de “iktisadi gelişme ve uluslararası iktisat” anabilim dalında doçent unvanını aldı. 1984 baharında naklen Erciyes Üniversitesi İİBF’ne atandı. O tarihten itibaren bu fakültenin İktisat Bölümü İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalıştı. Mart 1989’da aynı anabilim dalında profesörlüğe yükseltildi. Mayıs 2007'de emekli oldu. Cihan Dura Ekim 1977 de, Nevin Tüzün’le evlenmiştir. İki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ