Alexa
Medya Siyaset

Atatürk kimdir! Bize neyi miras bırakmıştır!

Varlığını Bilmediğin Bir Şeyin Yokluğunu Da Bilmezsin! O Yüzden Atatürk’ü Öğren!

Atatürk kimdir! Bize neyi miras bırakmıştır!

Atatürk Kimdir :Küçük yaşta yetim kalmış, üvey evlat olmuş, tutuklanmış, hapse atılmış, sürülmüş, parasız kalmış, yatağından çok siperde yatmış, yaralanmış, mesleğinden atılmış, idama mahkûm edilmiş,[i] akşam evde kendisini bekleyen, hasta yatağında başını okşayan bir ailesi olmamış.

Fakat tanrı bir insanı bu kadar mı özenmiş te yaratmış?

Atatürk; büyük komutan, vatan kurtarıcı, teşkilatçı, devlet kuran, yaşatan, savaştan barış yaratan, usta politikacı, örnek inkılapçı, matematik kitabı yazacak kadar matematikçi, dört bine yakın kitap okumuş, en az tarih profesörü olacak kadar bilim insanı, istiklal ve hürriyet sevdalısı, yaratıcı yüksek zekâlı, özverili, sağlam karakterli, görev ve sorumluluk duygusu kuvvetli, iyi kalpli, açık yürekli, vefalı, güzel konuşan ve yazan, güzel giyinen, inandırıcı, disiplinli, birleştirici, toplayıcı, kurduğu hayallerin peşinden cesaretle koşan ve gerçekleştiren, karamsar değil iyimser, maceracı değil hesapçı, atılgan ama ölçülü, kin tutmayan, vatansever milliyetçi, insancıl, öngörüşü kuvvetli, bütünü görüp ayrıntıyı dikkate alan, yaşamayı seven, heyecanla çalışan, yılmaz sarsılmaz iradeli, idealist, hayvanları ve doğayı seven, güçlü ve ne istediğini bilen, yüksek bir özgüvene sahip bir insan.[ii]

Özgüven insanın kendini nasıl gördüğüdür. Kendisi ve yetenekleri hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olmasıdır. Bu da bir insanın başarılı ve mutlu olması için en önemli şartlardan biridir.[iii] Atatürk’ün özgüveni ne silahlı güce, ne fiziki ve siyasi güce, ne yetkilerine, ne de kabadayılığa dayanmıştır. Çok ilginçtir en zayıf olduğu zamanlarda savaşı düşünmüş, en güçlü olduğu zamanlarda ise barışa hizmet etmiştir. Milli mücadelenin ilk aylarında görevden alınmış, tüm yetkilerini, maaşını ve üniformasını kaybetmiştir.

Ordu yok demişlerdir kurulur demiştir, para yok demişlerdir bulunur demiştir, düşman çok demişlerdir yenilir demiştir. Söylediği her şeyi yapmış, yapamayacağı hiçbir şeyi de söylememiştir. Bursa’nın işgal edildiği günlerde, 8 Temmuz 1920’de Mecliste milletvekillerinin kendilerini tutamayarak hıçkıra hıçkıra ağladıkları gözyaşlarının sel olup aktığı tutanaklara geçmiştir. İşte hiçbir ümidin kalmadığı düşünüldüğü böyle kara günlerde, o milletine bir güneş gibi ışık olup yol göstermiştir. Buna şahit olanlar arasında o günlerde çocuk olan Samet Ağaoğlu vardır. Mebuslar ağlamaktan sözlerini bitiremeden kürsüden ayrılmaktadır. Birisi çıkar, Namık Kemal’in şiirinden bir parça okur.  “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini. Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini.”  O anda Meclis, ölüm sessizliğine bürünür. 39 yaşındaki genç adam ayaklarının ucuna basarak kürsüye doğru ilerler ve konuşmaya başlar: “Kendi namıma, sizlerin her biriniz namına, bütün Türk milleti namına dünyaya ilân ediyorum: “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini.»alkışlarla söylenen bu sözlerinin her kelimesi Meclis salonunun pencerelerinden taşarak Ankara’yı ve oradan bütün yurdu sarmıştır.[iv]

Özgüvene sahip olan insanlar sakin ve sabırlıdır ve şiddete başvurmazlar. Atatürk öyle bir yapıya sahiptir ki mecliste kendisine sataşıldığında, silah çekildiğinde veya odun fırlatıldığında bile sakinliğini korumuştur. Ölmeden iki yıl önce kendisine karşı suikast girişiminde bulunduğu gerekçesiyle bir kişi tutuklanmıştır. Haber nasıl olur kim yapar şeklinde yurtta şaşkınlıkla karşılanmıştır. Sanık tutulmuş adalete teslim edilmiştir. Ancak Atatürk bu konu hakkında hiçbir beyanda bulunmamıştır. Ne zaman ki sanık suçsuz bulunmuş o zaman ilk ve son kez konuşmuş: Suça yeltenilmiş ancak yargıcı ikna edecek delil bulunamamıştır.[v]

Atatürk’ün bu derece kendisine güvenmesinin nedeni ne idi? Doğuştan getirdiği özellikler, yüreğinin sesini dinlemesi ve eğitim hayatı sonucunda oluşan bilgi birikimi. Diğer unsurlar ise, yanlışa yanlış demesi, vatan ve millet sevgisi, barış gibi evrensel değerlere sahip çıkması, insan haklarına saygılı olması ve özgürlük tutkusudur. Onun için ölüm, sadece özgürlük için göze alınabilecek bir kavramdır. 1919 Eylül’ünde Doğuda Ermeni olaylarını incelemeye gelen General Harbord kendisine Türk tarihini okuduğunu, çok güçlü ordular kurup komutanlar yetiştiğini, ancak Birinci Dünya Savaşında dört müttefikle yenik düşüldüğünü, kurulu bir ordu yokken nasıl mücadele edeceğini sorduğunda; Generale Türk Tarihini okuduğu için teşekkür etmiş ancak “emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkûm olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz” şeklinde konuşmasını bitirmiştir.[vi]

Bunların dışında en büyük güven kaynağı da Türk ulusunun onursuz bir yaşamı kabullenemeyeceğine, varını yoğunu özgürlüğü için vermekten çekinmeyeceğine olan inancıdır. Kendisine ne zaman güzel sözler söylense bunu hemen Türk milletine mal etmiştir.Atatürk kültürlü ve kibar bir insandır. Onun hiç bir zaman basitleşip intikam almaya çalıştığı bir an yoktur. Cephede yendiği düşmanlarını bile öyle etkilemiştir ki onları kendine hayran bırakmıştır.

Atatürk’ün Mirası Nedir:Tarih boyunca birçok millet zor zamanlarında kurtarıcı kişilerin etkisi altında kalmıştır. Ancak zaman içinde Türk Milletinin bağlılığının, saygısının ve şükran hislerinin başka hiç bir benzeri görülmemiştir.

Onun sevgisinin ne korunmaya ihtiyacı vardır ne de arttırılması için bir çabaya… Sembolü de büstleri değil, öldüğünde on yedi milyon olan, nesilden nesile çoğalıp yüz milyonları bulan yüreklerdir. Elbette sayılar ölçüsü değildir bu sevginin. O adeta genç nesillerle ömür tazeleyip bizimle yaşamaktadır.

Onun tahtı Türk Milleti’nin kalbidir, vicdanıdır, aklıdır. Atatürk Türkiye’dir, Türkiye Atatürk’tür.

“Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi tercih edin.” Sözü Atatürk’ü en doğru anlatan ifadedir. Onu anlamanın en doğru yolu bilimden güç almak, çalışmak, gaflete düşmemek, ATATÜRK gibi düşünmek ve onurlu yaşamaktır.

Bizim için Atatürk’ün örnek yaşantısı ve davranışları, miras bıraktığı akıl ve bilim,zaman ve şartlara bağlı olmadan ilham kaynağıolmalıdır. Özgür düşünerek, İnsan haklarına saygılı olarak, barışa hizmet ederek, vatan, millet, insan, doğa ve hayvan sevgisiyle hareket ederek, güçlünün değil haklının yanında yer alarak, en zayıf zamanlarımızda dahi, yapayalnız kalsak da doğrudan şaşmayarak, yanlışa yanlış diyerek,kendimize güvenerek, gücümüzü de ne makam ve mevkilerden ne de yetkilerden almayıp haktan, hukuktan, bilimden ve Atatürk’ten alarak onun mirasına cumhuriyete sahip çıkmalıyız.

Dr. Gülhan SEYHUN

[i] Yılmaz Özdil, “Mustafa”, 23 Nisan 2017, http://www.sozcu.com.tr.

[ii] Salim Cöhce, “İnsan Atatürk”, 57 Yıl, Ed. Ahmet Özgür Türen,7. Bs., Ankara, 2016, Gece Kitaplığı Yay.,  s. 79-89. (79-96.)

[iii] Umut Efe, “Özgüven Nasıl Gelişir?”, İSMMO Yaşam Dergisi, Eylül-Ekim 2017, sayı 69, s. 16. http://archive.ismmmo.org.tr

[iv]TBMM Zabıt Ceridesi, 7 Mayıs 1951, 9. Dönem, 7. Cilt, 73. Birleşim, s. 126-127. https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar

[v]Atatürk’ten Anekdotlar, Genelkurmay Başkanlığı Yay., s. 39. http://www.ata.tsk.tr

[vi]Atatürk’ten Anekdotlar, Genelkurmay Başkanlığı Yay., s. 87-88. http://www.ata.tsk.tr

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Baştan sona dek her cümlesi ve kelimesi aynen ve tamamen paylaşılması insani ve vatani, milli ve ahlaki bir borç ve görev olacak özde ve içerikte, özellikte ve nitelikte, önemde ve değerde tek sözle MUHTEŞEM bir analiz ve sentez. Üstün ve özgün komutan – albay çok değerli ve sevgili Gülhan SEYHUN’u yürekten sevgiler, derin saygılar ve en iyi dilekler sunarak kutlamak gerek.

BİR YORUM YAZ