Alexa
DOLAR
7,4642
EURO
9,0240
ALTIN
438,14
BIST
1.524
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Çok Bulutlu
6°C
İzmir
6°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
7°C
Salı Parçalı Bulutlu
6°C
Çarşamba Az Bulutlu
8°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C

Atatürk’ü Anlamak ve Devrimlerini Tamamlamak

“Atatürk fikir ve eylem bütünlüğüyle, emperyalizmi yenmiş, milli egemenliğe dayalı bağımsız, çağdaş, laik Türkiye Cumhuriyetini kurmuş devrimci bir önderdir.”

Atatürk’ü Anlamak ve Devrimlerini Tamamlamak

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinin neresindeyiz?

Büyük önderin başlattığı aydınlanma devrimlerini neden tamamlayamadık?

Yukarıdaki soruları yanıtlayabilmek toplumun Atatürk’ü anlama düzeyi ile ilgilidir.Elbette ki Atatürk’ü anlamayan bir toplumdan onun devrimlerini tamamlama beklenemez.

Nitekim Atatürk’ün sağlığında pusuda bekleyen karşıtlar ve onun destekçisi emperyalizm harekete geçmekte gecikmemiş; 1950 sonrası bütünsel kalkınma modelinden maddi kalkınma modeline geçilmiş,  aydınlanma devrimleri durdurulmuş ve ülke hızlı kalkınma adı altındaborç batağına sürüklenmiştir. 

Bir de usta kalem İlhan Selçuk’un;hiç kimsenin onlar kadar devrimleri kemirmediğini söylediği gardrop Atatürkçüleri vardı ki, onlar tören Atatürkçülüğü ile karşıdevrimin hissedilmemesini sağlamıştır. Ne yazık ki 12 Eylül 1980 darbesi sonrası karşıdevrim süreci hızlanmıştır.

Çıkış Atatürk’ü anlamak ve onun devrimlerinin günümüz gereksinimleriyle bütünleştirilerek tamamlanması ile olanaklıdır.

Atatürk’ü anlamak,Atatürkçülüğün özünü anlamayı gerektirir. Atatürkçülüğün özü “Tam Bağımsızlık” tır. Tam bağımsızlık; Siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve benzeri bütün alanlarda bağımsız olmayı gerektirir. Atatürk’e göre bunlardan herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, bütünden mahrumiyettir.

Atatürk’ü anlamak onun gerçekleştirdiği devrimlerin bütünlüğünü anlamayı gerektirir. O bunu şöyle ifade eder:”Benim yaptığım işler biri diğerine bağlı ve lüzumlu olan şeylerdir.”

Atatürk ilkelerinden devrimcilik durağan bir toplum düzeni yerine oluşlara açık bir toplum düzenini zorunlu kılmaktadır.

Atatürk düşüncenin bağımsızlığı ile çağdaş bir toplumun mümkün olabileceğine inanır.  Bu yüzden Laiklik Atatürk devriminin Cumhuriyetle birlikte en önemli esasıdır.

Laiklik din ve toplum işlerinin ayrılmasıdır. Laiklik, herhangi bir dinin, tarikatın veya zümrenin toplum işlerine karışmaması, ayrıcalıklı olmaması demektir. Laiklik aklın üzerinde baskı kuran inanışlara ve kurumlaraizin verilmemesi demektir.

Atatürk’ü anlamak için onun milliyetçilik ilkesini anlamak gerekir. Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı ırkçılıktan uzak, “Yurtta barış, cihanda barış” esasını içeren barışçı bir anlayıştır. Hedef bütün yurttaşların birlikteliği ile ilerlemek ve dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olabilmektir.

Halkçılık ilkesi, halkı gözeten, halktan yana politikalar üretmeyi amaç edinen bir ilkedir. Halkçılık toplumsal sınıfların bütünü kapsar ve toplumsal adaleti hedefler. Bu özelliğiyle de özellikle dar gelirliyi, köylüyü, işçiyi önceler ve destekler…

Atatürk devriminin kalkınma modeli bütünseldir. Bütünsel kalkınma modelinde teknoloji, bilim, felsefe, kültür ve sanat bir bütündür. Bir yanda demiryolları yapılırken, şeker ve bez fabrikaları açılırken; öte yandan harf devrimi yapılmış, üniversiteler, konservatuarlar açılmıştır. Bu bağlamda devletçilik ilkesi çok önemlidir.

Özetle büyük Atatürk fikir ve eylem bütünlüğüyle, emperyalizmi yenmiş, milli egemenliğe dayalı bağımsız, çağdaş, laik Türkiye Cumhuriyetini kurmuş devrimci bir önderdir.

Kimse lafı eğip bükmesin. 16 Nisan 2017 referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimleriyleülkemiz atanmış bakanlarıyla, işlevsizleştirilmiş parlamentosuyla tek adam –padişahlık-sistemine geri çekilmiştir.

Ülkemizde siyasal sistem kilitlenmiştir. Bunun en önemli göstergesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı sayfasında yer alan ve 15.12.2020 tarihinde güncellenen faaliyette bulunan siyasi partiler listesidir. Mevcut siyasi parti sayısı 103’tür ve bunların 22’si 2020 yılında açılmıştır.

Yeni parti kurarak ülkeyi içinde bulunduğu açmazdan çıkarabileceğini düşünenler keşke “Tam bağımsızlık!” ve “Devrim bütünlüğü” diyebilselerdi. Keşke laiklik sözcüğünü parti programlarının ve/veya konuşmalarının içinde gizlemek yerine yüksek sesle haykırabilselerdi.

Bu durumuİlhan Selçuk,“…1923 Devrimi’ni giyim kuşamda alafrangalık gibi ele alanlar, bir yandan ‘irtica’ yatırımına göz yumuyor, öte yandan Atatürkçü geçiniyorlar…”  ifadesiyleçok güzel özetlemiştir.

Oysa bizim kurtuluş destanımız umutsuzluğun karanlığında, bir bahar sabahında başlamıştı.  İstanbul’dan yola çıkmıştı deniz bakışlı, kocaman yürekli bir adam. Samsun’da ilk adımla, yüreklerdeki isyanlar ateşlenmiş, bağımsızlık meşalesi yakılmıştı…

Bugün paylaşım savaşlarının devam ettiği dünyada ülkemiz çok tehlikeli bir yerdedir.  Büyük Atatürk’ün  ‘Tam Bağımsızlık’ ve  ‘Devrim Bütünlüğü’ ndebüyük gedikler açılmıştır.Ancak unutmamak gerekir ki, ulusunu Servi’in ölümünden kurtaran büyük Atatürk’ün etkisi ve ideolojisi her geçen gün büyümekte ve gelişmektedir.

Büyük şairimız Nazım Hikmet der ki:

                        “…Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim…”

Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, onun fikir ve eylem bütünlüğünde, gösterdiği akıl ve bilim yolunda yeniden bağımsız, çağdaş, laik bir ulus olacaktır.     Buna hiç şüphemiz yoktur.

“…Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

Yok edin insanın insana kulluğunu bu davet bizim…

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

Ve bir orman gibi kardeşcesine, bu hasret bizim…’

Sağlıkla kalın…

 

ETİKETLER: ,
Yorumlar
  1. Yusuf İPEKLİ dedi ki:

    O kadar işlek yazıyorsunuz ki, bir çırpıda okunuyor.
    Bilimsel tespitleri de çok işlek yazmışsınız, üstelik sözü hiç esirgemeden.

    Kutluyorum.

  2. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    En içten ve gerçek ATATÜRK’cü insan sevgili Hatice TOPCU’dan MUHTEŞEM bir yazı daha. Genç ve güzel kalbine, usta ve zarif ellerine, altın uçlu kalemine tüm sevdikleri ve sevenleri ile birlikte sonsuz sağlık ve bağışıklık, mut ve kut, utku ve umut dolu en uzun bir ömür dilekleri ve nice nice yıllar.