Alexa
DOLAR 7,8984
EURO 9,4244
ALTIN 460,683
BIST 1334,7
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17°C
Parçalı Bulutlu

Atatürk ve Atı

Atatürk ve Atı
14.04.2020 - 15:41
A+
A-

Sabiha Gökçen, Atatürk’ü, odasından köşkün bahçesindeki çiçeklere baktığını görür.
Gözlerinin altındaki halkalar dikkatini çeker.
Atatürk, geceyi uykusuz geçirmiştir.
Yanına gider.
Atatürk, Sabiha’nın saçlarını okşar; derin bir nefes aldıktan sonra içli bir sesle:
“Bir arkadaş daha bizi terk ediyor Sabiha” der.
Sabiha, Atatürk’ün arkadaşlarından birinin öldüğünü zanneder; acaba ‘kim’ diye kendi kendine sorar.
O sırada odaya Atatürk’ün dostlarından biri girer, elinde tuttuğu silahı Atatürk’e verir.
Silah’ı alan Atatürk:
“Durumu nasıl, hiç umut yok mu?”
“Maalesef Paşam, yok… Herkes elinden geleni yaptı… Böyle daha fazla acı çekmesine izin vermezseniz iyi olur. Ayrıca bir şey daha söylemek isterim…”
Atatürk: “Söyle, söyle.”
“Gözleri sanki sizi arar gibi…”
Atatürk’ün gözleri dolmuştur, dudaklarını ısırır:
“Arar, arar ya… Atlar insanlardan daha hassas, daha vefalıdır. Bunca yıl bana hizmet etti, bana yoldaşlık etti… O benim kokuma alıştı, ben onun kokusuna alıştım. Birbirimizin huyunu da iyi öğrendik. Yazık oldu…”
Sabiha, Atatürk’ü terk edip gidecek arkadaşın kim olduğunu o an öğrenir.
Atatürk’ün çok sevdiği atlardan biridir.
İki gün önce hastalanmış, veteriner çağırılmış muayenesi yapılmış ancak, yapılacak bir şeyin kalmadığı anlaşılmıştır.
Sabiha, bir iki gün önce Atatürk’ün bir gecesini hasta atının başında geçirdiğini anımsar.
Atatürk’ün elinde silah, ağır adımlarla odasından çıkar.
Sabiha Gökçen de sessizce arkasından gider.
Atların kaldığı yere vardıklarında, seyisler yerde yatan atın başında beklemektedirler.
Atın karnı sık, sık inip kalkmakta, ağzından köpükler saçmaktadır.
Acıdan gözleri büyümüştür.
Sabiha Gökçen, Atatürk’ün atıyla vedalaşmasına tanık olmuştur.
Gördüğünü şöyle anlatır:
Atatürk eğildi, mendilini çıkarıp köpükleri sildi.
Yelesini okşadı.
At, fark etmiş gibi başını ona doğru çevirdi.
Atatürk’ün yüzü bembeyaz oldu:
“Oğlum, oğlum” diye mırıldandı.
“Şimdi bütün ağrıların, sızıların, acıların dinecek…”
Atını birkaç kez öptükten sonra ayağa kalktı:
“Sen mi beni aracayacaksın, yoksa ben mi seni?” dedi ve silahını atın başına çevirdi, nişan aldı.
Birkaç saniye öyle bekledi.
At ona bakıyordu, o ata.
Birden gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı Atatürk’ün…
Silahı tutan eli, yanına düştü.
Geriye döndü:
“Alın, alın götürün… Çok uzaklara götürün… Acı çekmeden ölmesini sağlayın… Uyutun, uyutun” dedi.

ETİKETLER: ,
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.