Alexa
Medya Siyaset

Atatürk’te Birleşmek Zorundayız

Eğer İYİ PARTİ güçlü olmaz ve kendi adayıyla başkanlık seçimine katılmazsa Erdoğan ilk turda başkan seçilir.

Atatürk’te Birleşmek Zorundayız

Birkaç gün önce Facebook hesabımda “Sonunda Atatürk’de Birleştik” başlığı ile bir yazı yayınladım.

Yazımda, 50 yıl önce Ankara Üniversitesinde okurken Fen Fakültesinin DEVGENÇ Başkanı olduğumu ve eski bakanlardan Ramazan Mirzaoğlu’nun da ÜLKÜ OCAĞI başkanı olduğunu, iyi arkadaş olsak da fikirlerimizin uyuşmadığını, tartışmalarımızın hiç bitmediğini ve bugün aynı çizgide, Atatürk’te nasıl birleştiğimizi anlatmıştım.

Bu yazımı Murat Selam hafta başında köşe yazısına taşıdı.(Yazıyı okumak isterseniz lütfen tıklayınız)

Reelden de dostum olan Atatürkçü bir Facebook arkadaşım, “Sonunda Atatürk’de Birleştik” başlıklı paylaşımımın altına tereddütlerini dile getiren şu yorumu yazmış:

Valla ben bu “özet” cümleye tepki veriyorum:

“Atatürk’te Birleşmek”

Çünkü bunun asıl anlamı, Tayyip karşıtlığında ve iktidar adaylığında birleşmek için Atatürk’ü hatırlamaktır. 

İçim şunu da soruyor: ‘Beyler niye ayrıldınız Atatürk’ten de şimdi ‘Tayyip sayesinde birleştik’ diyorsunuz?’ 

Böyle bir siyaset sahnesi hiçbir Atatürk çocuğunu çekmez. Aynı aktörler sahnede kalır. Çünkü yarının olası ortamında yine ayrılıklar olacağı besbelli. O gün birleşmek için bugünleri anıp ‘Bir Tayyip daha gelse’ mi diyeceğiz?”

Bu eleştirideki,

“Beyler niye ayrıldınız Atatürk’ten de şimdi ‘Tayyip sayesinde birleştik’ diyorsunuz?” 

sorusunu beklediğim için önceki yazım, aşağıdaki açıklamayı içeriyordu:

Bize okullarda Atatürk’ü bir savaş kahramanı olarak öğretmişlerdi. O tarihlerde Türkiye’yi yönetenler Atatürk’e şeklen de olsa saygı gösteriyor, yaptıkları yanlış işlerin Atatürkçülükle çelişmediğini iddia ediyorlardı. Dolayısıyla gençlik Atatürkçülüğü Türkiye’nin sorunlarını tam anlamıyla çözecek bir ideoloji olarak görmüyordu.

Ülkücüler Amerika’nın Yeşil Kuşak projesinin ürünü Türk-İslam Sentezi ideolojisini, Sol Devrimciler ise Marksist Sosyalist ideolojiyi benimsiyorlardı. Bunun sonucu olarak da birbirlerini, 

Amerikan Uşaklığı 

ve

Rus Uşaklığı ile suçluyorlardı.

Erdoğan ve AKP’nin ülkemize çok büyük zararı oldu. Ama bir de büyük faydası oldu, insanların Atatürk’ü öğrenmelerini ve Atatürkçülükte birleşmelerini sağladı.

Bu akşam Ramazan Mirzaoğlu ile buluştuğumuzda öğrenciliğimizdeki yanlışlarımızı masaya yatırdık. Kavgalarımızın sebebinin; Atatürk’ü bilmemek, değerini anlamamak olduğunu karşılıklı olarak itiraf ettik.

Görüleceği üzere bir ülkücü ile bir devrimci kusurlarını kabul etmekte ve özeleştiri yaparak, aynı hatayı bir kez daha yapmayacaklarına dair kendilerine söz vermekte ve Türkiye’nin tek adam tarafından yönetilmemesi için güçbirliği yapma kararı almaktadırlar.

Bu iki insanı, “Beyler niye ayrıldınız Atatürk’ten de şimdi ‘Tayyip sayesinde birleştik’ diyorsunuz?” diyerek suçlamak bence biraz insafsızlıktır. 

Demokrasi için birlikte mücadele etme kararına, Erdoğan’ın mağlubiyete uğratılması ve Parlamenter Demokrasinin tekrar egemen hale getirilmesinden sonra yine ayrışma yaşanabilir endişesiyle karşı çıkmak neye, kime hizmet eder?

Ayrıca 50 yıldır birbirini tanıyan, toplum içinde saygın yerleri olan Ramazan Mirzaoğlu ve Tuncay Erciyes’in birbirlerine gayri dürüst davranmaları mümkün mü?

Kaldı ki bu iki insan yeni değil, Erdoğan’ın başkan seçilmesi gibi bir ihtimal ve tehlike söz konusu değilken Atatürk’te birleşmişlerdir. 

Ramazan Mirzaoğlu, Ecevit hükümetinin devlet bakanıdır. Sonrasında da hep güçbirliğini savunmuş, milli anayasa forumlarında görev almıştır.

Tuncay Erciyes’in geçmişte yaptıkları ve yazıları incelendiğinde, onun da hep cumhuriyet için güçbirliğini ve bir merkez partisi kurulmasını savunduğu görülecektir. Milli Anayasa Forumlarını (MAF) desteklediği, MAF’nun Milli Merkez Platformu haline gelmesinden sonra bir merkez partisine dönüşmesi için yazılar yazdığı, bu dönüşümü sabote eden Doğu Perinçek’i Genel Başkanlıktan istifaya davet ettiği, onu takip edenlerin hatırındadır. Ramazan Mirzaoğlu’nun davetini kabul edip, bir merkez partisi kurduğunu ilan eden Meral Akşener’le görüşmesi de bu sebepledir.

Karşılaştığım diğer önemli soru şudur:

“O zamanın DEV-GENÇ üyeleri şimdi hep HDP’de. Siz neden Akşener’i destekliyorsunuz?”

O zamanın DEV-GENÇ Genel Başkanlarından Ertuğrul Kürkçü’nün ve bazı üyelerin şu an HDP’de olduğu doğrudur. Hatta Dev-genç Genel Başkanlarından Doğu Perinçek şu an Erdoğan’ın sol payandası olmuştur.

Ama bu sapmaların o zamanki DEV-GENÇ üyelerinin tamamında görüldüğünü sanmak yanlıştır. Çünkü Ramazan Mirzaoğlu’nun Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ülkü ocağı Başkanı olduğu dönemde, onun sınıf arkadaşları olan Tuncay Erciyes ve sonra da Burhan Göbelez Fakültenin DEV-GENÇ Başkanı olup şu an HDP’yi değil Akşener’i desteklemektedirler.

Ayrıca o yılların Ülkücü gençlerinin hepsinin, sonraki yıllarda sınıf arkadaşım Ramazan Mirzaoğlu gibi bir gelişim gösterdiği; ATATÜRK’Ü ve Cumhuriyetçi güçbirliğinin önemini anladığı da iddia edilemez. İçlerinde, Türk milliyetçiliğini ayakları altına aldığını söyleyen, TC’yi ve Andımızı kaldıran Erdoğan’a payanda olan Devlet Bahçeli gibi ülkücüler olduğu da dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle ülkücü-devrimci yarışması ve tartışması oluşturacak söylemler gereksiz olup kaçınmak gerekir.

Ben Sayın Akşener’in her bakımdan namuslu, Atatürk’ü seven Güvenilir bir Cumhuriyet Kadını olduğu kanaatindeyim. Kendisinde ve ailesinde en ufak defo yoktur.

Ayrıca dikkat ederseniz CHP aleyhinde hiç konuşmamaktadır. Bizimle yaptığı görüşmede,

“CHP’nin güçsüz hale gelmesi Erdoğan’ın başkan seçilmesine yol açar”

demiştir. Bu bilinç ve sorumlulukta olması ve tek hedefi de Erdoğan’ın Başkan olmasını önlemek olduğu için milletvekili adayı olmamış, sadece başkan adayı olmuştur. Bu insanın CHP’den oy transfer etmek, üç beş MV fazla çıkarmak gibi bir stratejisi olmaz.

Şunu da unutmayalım ki eğer İYİ Parti güçlenemez ve kendi adayıyla başkanlık seçimine katılmazsa Erdoğan ilk turda başkan seçilir.

Çünkü Erdoğan’ın seçilmesi CHP’nin İslami yönü ağır basan bir Başkan adayı bulmasıyla engellenemez. Bu yanlış düşünce ikinci bir Ekmeleddin vakası yaşamaktan başka bir işe yaramaz.

CHP yöneticileri bu gerçeğin farkında oldukları için İYİ Partiye değil AKP ve Erdoğan’a karşı muhalefet yapmaktadırlar.

 Özetle:

Partili, partisiz Atatürk ve Demokrasi sevdalılarının yapacağı iş; 

Ölü Geçmişi deşmek veya hayali gelecek hakkında endişe tohumları ekmek değil, CHP ve İYİ Partinin birbirine destek olmaya devam etmelerini teşvik etmektir.

Sevgilerimle.

 

Medya Siyaset
Tuncay Erciyes

Tuncay Erciyes

Kurtuluş Savaşına katılmış istiklal madalyası sahibi Malul Gazi bir Subayın torunu olarak dünyaya gelen Tuncay Erciyes Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Müh. Bölümünü 1970'de bitirerek Maden Tetkik Ve Arama Enstitüsünde analist kimyager olarak meslek hayatına başladı.2001 yılına kadar kamu ve özel sektörde yönetici olarak çalışmaya devam etti.2001 yılında İstanbul Üniversitesine öğretim görevlisi olarak davet edildi. Uzun yıllar Seramik sanayinde çalışması nedeniyle edindiği teorik ve pratik bilgileri paylaşması için yapılan davete uyarak, Ekim 2001’de Seramik Bilgisi ve Seramik Teknolojisi Derslerinin öğretmenliğini üstlendi ve halen de bu görevde çalışmaktadır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Somut ortamın somut analizi sonucu olan en acil ve kutsal görevin, ATATÜRK’de birleşerek mevcut yalan ve talan düzenini ve rejimini engelleyecek ve yok edecek bir söylem, eylem ve güç birliği hatta tek ve birleşik bir vatan cephesi olduğunu vurgulayan muhteşem bir analiz ve sentez. Tebrikler, teşekkürler, sevgiler ve en iyi dilekler size sayın Tuncay ERCİYES.

BİR YORUM YAZ