Alexa
Medya Siyaset

Atatürk’ün Yakın Arkadaşı,Sırdaşı,Yoldaşı ‘İsmet İnönü’

Atatürk’ün Yakın Arkadaşı,Sırdaşı,Yoldaşı ‘İsmet İnönü’

İsmet İnönü muhalefet yıllarında, CHP Genel Merkezi ile Pembe Köşk arasında gidip gelirken taksiye binerdi.

Paşa’yı götürecek taksi, semtin durağından çağrılırdı.

Her yolculuk sonunda cüzdanından beş lira çıkarıp taksi şoförüne uzatırdı.
Bir zaman bu böyle sürdü.
Bir gün durakta taksi kalmamıştı.

Paşa da eve dönmek için bekleyecek değildi.

Caddeden geçen rastgele bir taksi çevirdiler.

İsmet İnönü arka koltuğa kuruldu.

Pembe Köşke geldiğinde, , bermutat (her zaman olduğu gibi) beş lira çıkarıp uzattı şoföre.
Taksi şoförü beş lirayı alıp ötesini bekledi. Başka para gelmediğini görünce hemen itiraz etti:
“Beybaba!” dedi. “On lira daha vereceksin!”
İnönü kendinden emin:
“Taksi ücreti beş lira, evladım!”
“Olur mu? Beybaba? On beş lira… İstersen tarifeyi göstereyim sana.”
Resmi fiyat listesinin basılı olduğu kâğıdı çıkarıp Paşa’ya uzattı.

Paşa listeye bakınca taksi ücretinin gerçekten on beş lira olduğunu gördü ve çaresiz bir on lira daha çıkarıp verdi.
Şoför, yaşlı müşterisinin İsmet İnönü olduğunu bilmeden, parasını alıp gitti.
Ancak İsmet Paşa açısından konu kapanmamıştı.
Ertesi gün taksi durağı sorumlusunu çağırıp ücret konusunda bilgi aldı.
Anlaşıldı ki, durağın şoförleri, Paşa ne verirse itirazsız alıyorlar; hatta kimileri, bu tarihi şahsiyetin cüzdanından çıkma beş liraları çerçeveletip duvara asıyor…
İsmet Paşa o günden sonra on beş lira ödemeye başladı.

Cumhuriyetin ikinci mimarı ve ikinci cumhurbaşkanının zamane politikacılar gibi bir makam otosu serisi hiç olmamıştı. (Abdullah Aldemir’den aktaran Necati Güngör)

***                                      ***

Yıl 1971, Anayasa Mahkemesi partilere hazine yardımını iptal etmişti.

CHP maddi sıkıntı içindedir.

Partili yöneticiler her yerden para araştırırken İnönü, arkadaşlarına çok önemli önerilerde bulunur.

“Arkadaşlar tamam sıkıntıya düştük, bir yerlerden para bulacaksınız; ama sakın bir iş adamından, bir şirketten toplu bir para almayın.

Gerekiyorsa birer lira toplayın üyelerinizden, bu sıkıntıyı atlatmak için ama kimseden toplu yardım almayın. Benim başımdan bu konuda çok önemli bir olay geçti, bunu bir daha yaşamak istemem” der ve başından geçen olayı anlatır.

“Bir zaman muhalefetteyken yine böyle paraya sıkışmıştık. Birisi geldi bir işadamı, bize toplu bir para yardımı yaptı. Karşılığında makbuz verdik. Gel zaman git zaman derken ben başbakan oldum. Bu adamın devlete bir işi düşmüş, benden randevu istedi, verdim.

Geldi, o yardım makbuzunu önüme şöyle koydu; ondan sonra işini söyledi tabii çok mahcup duruma ve çok kötü bir duruma düştüm. Sakın böyle bir şahıstan toplu para almayın. Ben aynı durumu bir daha düşmek istemem.”   (Prof. Dr. Ziya Gökalp Mülayim)

***                                      ***

İsmet İnönü bir gün yorgun ve sinirli bir halde Çankaya’ya çıkıyor.
Kahveden sonra Atatürk sorar:

Hayrola İsmet?.. Sende bir fevkaladelik var bugün… Ne oldu?.. Neye sinirlendin?
Türk Hava Kurumu’nun toplantısı vardı da…
Eee, ne olmuş varsa?
Fuat beyi (THK Başkanı) epey terlettim… İstifaya falan kalktı.
Çalışkan çocuktur Fuat… Kurumu da iyi yönetiyor.
Bunlara bir diyeceğim yok… Fakat canımı sıkan bir şey oldu.
Neymiş o?
Hesaplarda bir kuruş oynuyor.
Bir kuruş.

İnönü:
Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti… Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye talimat vermiştim. Bulamamışlar… Fuat beyin hassasiyetini anlıyorum… Ama milletimiz ondan daha hassastır… Verdiği paranın nereye gittiğini mutlaka bilmek ister… İstifa bu gibi hallerde en kolay çıkar yoldur… Ama kimseyi rahatlatmaz… Hatta söylentilere bile sebep olur.

Atatürk:
Demek mesele bu… Bir kuruşun hesabı seni bu kadar üzdü… Haklısın… Kırk para (bir kuruş) günün birinde 40 lira, 40 lira da 400 lira olur… Bu da giderek büyür halkın ağzında… Cumhuriyet’i kurarken böyle bir kuruşlara çok ihtiyacımız oldu… Peki, ne yaptın sonunda?

İnönü:
Memurları seferber ettim… Ve bir kuruşun yanlışlıkla başka bir hesaba geçirildiğini bulup, çıkarttırdım…

Bizim milletimiz cömerttir, elindekini, avucundakini verir… Ama verdiğinin doğru, dürüst yerlere harcandığını görmek ister… Buna inanmak ister. (Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti / Sabiha Gökçen)

***                                      ***

İsmet İnönü cumhurbaşkanıyken, oğlu Erdal üniversite okuyordu, otomobil almak istedi.

İsmet oğluna mektup yazdı.

“Sana ‘olmaz’ dediğim zaman ne kadar üzüldüğümü tasavvur edemezsin ama yeni otomobiller pahalı, eski bir otomobil bul, sabrın artar” dedi.

Erdal ikinci el, 45 bin kilometrede bir otomobil aldı, motoru arızalıydı, tamir ettirdi.

Öbür oğlu Ömer de üniversitedeydi, mektup yazdı, “en basit hayat tarzıyla yaşıyorum ama paranın iki ucunu biraraya getiremiyorum” diye yakındı.

İsmet oğluna cevap yazdı.

“Bütün hayatın boyunca iki ucunu biraraya getirmeye çalışacaksın, hayat mücadelesi bu, sıkıntıları eğlenceli bir şey gibi almaya çalış” dedi.

Damadı gazeteciydi, ziyaret etmek için cezaevine gitti, görüştürmediler.

Not yazdı, damadına gönderdi.

“Evladım, görmek için geldim, göremedim, yarın gene gelirim, acele ihtiyacın neyedir, nasılsın, metanetine güvenirim şerefli evladım.”

Damadı hapisteyken, kızı doğum yaptı, İsmet İnönü’nün torunu, damadı tutukluyken dünyaya geldi. Buna rağmen demokratik duruşunu bozmadı, “ömrüm boyunca adalete siyaset karışmasın diye çalıştım, devrimlerin en şiddetli dönemlerinde bile adalete karışmadık” dedi. (Yılmaz Özdil)

***                                      ***

Yıl 1960, aylardan Nisan, Meclis’te “Tahkikat Komisyonu” görüşmeleri başlamış.

Komisyona gazete kapatma ve gazeteci tutuklama yetkisi verilecek!

İnönü, yasa tasarısını şiddetle eleştirir:

“Şimdi iktidarda bulunanların, iktidarı ellerinde bulunduranların milletleri ihtilâle nasıl zorladıkları insan hakları beyannamesine girmiştir.

Eğer bir idare insan haklarını tanımaz, baskı rejimi kurarsa o memlekette ayaklanma olur.

Buna mahal vermemek için idarelerin demokratik yolda olması, insan haklarının yürürlükte olması şarttır. Bu fikir Beyannamenin ruhunu teşkil ediyor. Şimdi mevzu bahis olan mesele bu.

Demokratik rejim, insan hakları yürütülüyor mu, yürütülmüyor mu? Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi kurulursa ihtilâl behemehâl olur.

Beni dinleyin…

Biz böyle bir ihtilâl içinde bulunmayız, bulunamayız.

Böyle bir ihtilâl dışımızda, bizimle münasebeti olmayanlar tarafından yapılacaktır.

Biz demokratik rejim dedik, demokratik rejim kurulmuştur.

Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir.

Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.”

***                                      ***

Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın adam kararı onanmıştır.

Cemal Gürsel’e mektup yazar:

”Ölüm kararlarının tasdik ve infazı yüksek milli menfaatlere her suretle aykırıdır.

İhtilal’dan 1,5 sene sonra, geçmiş bir iktidar erkânının siyasi suçlardan dolayı idam edilmeleri, siyasi idamların bünyesinde zaten mevcut olan hak tereddüdünü azami ölçüde artırmış olacaktır.

Suçluların en ziyade kahrını çekmiş vatandaşlar bile bu infazı aşırı bulacak ve müteessir olacaklardır… Siyasi suçlardan dolayı ölüm cezası, yeryüzünde hiçbir medeni ülkede hemen kalmamış gibidir.”

                              ***                                      ***-

İsmet İnönü, Atatürk’ün yakın arkadaşı, sırdaşı, yoldaşıdır.

İsmet İnönü, bağımsızlık Savaşımızın kahraman komutanıdır.

İsmet İnönü, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunu dünyaya onaylattıran diplomattır.

İsmet İnönü, namuslu bir politikacı ve “basiretli” bir devlet adamıdır.

İsmet İnönü, kaybedeceğini bildiği halde, parlamenter sisteme geçen siyasetçidir.

İsmet İnönü, baskıya, tehdide rağmen, Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşı’na sokmayan kişidir.

İsmet İnönü’nün aşağıdaki sözü kulağımıza küpe olmalıdır:  “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.”

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ