Alexa
DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 473,903
BIST 1111,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 31°C
Rüzgarlı

Avrupa Emperyalizminden, Doğu-Batı Kıskacına “TÜRKİYE’DE SİSTEM SORUNU”

Avrupa Emperyalizminden, Doğu-Batı Kıskacına “TÜRKİYE’DE SİSTEM SORUNU”
08.05.2020 - 11:50
A+
A-

Aşılmadıkça diğer sorunların üstesinden gelinemeyecek ülkemizin en öncelikli sorunu nedir?

Doğru, çağdaş, akıl, bilim ve hukuka dayalı gerçekçi bir “sistem” yeniden nasıl oluşturulabilir?

Bu ve benzeri sorulara da yanıt olabilecek düzeyde /derinlikte milletimiz ve devletimiz için yaşamsal değer ve önem taşıyan “sistem” sorunumuzu ele alan yoğun emek ürünü önemli bir araştırma var önümüzde:

Türkiye’de Sistem Sorunu

Avrupa Emperyalizminden, Doğu-Batı Kıskacına”.

Konuyu;

Türkiye’deki sistem sorunu, bu sorunun nedenleri, gelişimi ve çözümleri üzerine yapılacak bir çalışmanın dünyada ve Türkiye’de yaşananlardan ayrı olarak incelenmesinin olanaksız olduğu görüşü” ile

yola çıkarak, birinci derecede çok sayıda bilim ve araştırmacının kaynak eserlerinden de yararlanarak ele alan önemli bir çalışmayı, bulduğu gerçekçi çözüm önerileriyle birlikte toplumumuza sunan kültür, düşün, siyaset Devlet Adamı ve yazar Saygıdeğer Rıfat Serdaroğlu Bey’e teşekkür borcumuzu eda etmek en azından bir yurtseverlik gereği olarak görüyorum. Yüreğinize, aklınıza, bileğinize, kaleminize sağlık…

Türkiye’de Sistem Sorunu Avrupa Emperyalizminden, Doğu-Batı Kıskacına, Ankara, 2001” adlı eserinden ve 2007 yılından bugüne dek binlerce günlük yazılarından başka;

Yeni Dünya Düzeni Büyük Ortadoğu ve Türkiye, Ankara, 2004.

Darağacı (BOP) Türkiye-İran Suriye, 2012, Bilim Gönül Yayını (Rıfat Serdaroğlu, Murat Köylü, Zahide Uçar, Levent Bulut).

Fetö’den Önce, Ankara, 2016, Altaylı Yayınları.

Fetö’den Sonra, Ankara, 2016, Altaylı Yayınları”

adlı kitapları da bulunan Sayın Rıfat Serdaroğlu Bey, çalışmasını neden ve nasıl hazırladığını kitabının “Önsöz”ünde şöyle açıklamaktadır:

Belediye başkanlığı, milletvekilliği, parti yöneticiliği ve bakanlık yaptığım 30 yıla yakın sürede, Türkiye’nin birtakım nedenlerle sürekli tökezlediğine tanık oldum. Bu sıkıntıların kökenine indiğimde ise Türkiye’de ciddi bir sistem sorunu olduğunu, Türkiye’nin sistem tıkanıklığı nedeniyle tökezlediğini, önünün tıkandığını gördüm.

Türkiye’deki sistem sorununu aşmak için ne yapmalısorusu ise beni, olaylara daha geniş bir perspektif ile bakmaya yöneltti. Türkiye’de yaşanan ve sistem tıkanıklığı nedeniyle aşılamayan sorunlar kadar, sistemin kendisi de dünyadaki gelişmeler ve çıkar çatışmalarıyla doğrudan ilgiliydi. Başka bir deyişle, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu üzerinde dönen oyunlar isim ve yöntem değiştirmiş olarak sürüyor ve Türkiye bu oyunları bozabilecek, kendini koruyabilecek tedbirleri, işlemeyen sistemleri nedeniyle alamıyordu.”[1]

  1. Hâlbuki Türkiye, Atatürk Sayesinde 20. Yüzyılın En Başarılı Devleti Olmuştu

Bu durumu özgün ifadesiyle yazarımız şöyle özetliyor:

Türkiye, siyasi çalkantılara ve insanlık tarihinin en hızlı teknolojik evrimine şahit olunan 20. yüzyılda, yenik bir imparatorluktan, güçlü bir cumhuriyet yaratmakla kalmamış, bir dizi reformla sosyal hayatını ve ekonomik yapısını da değiştirmiştir.

* Yüzyılın başında tuz ve tütünden başka hiçbir ihraç ürünü olmayan,

* Nüfusunun % 95’i okuma-yazma bilmeyen ve

* Kişi başına milli geliri 40$ olan bir imparatorluk,

* Yüzyılın sonunda dünyanın 16 büyük ekonomisine sahip,

* Halkının %84’ü okur-yazar,

* Çağdaş ve modem bir devlet haline gelmiştir.

Türkiye 20. yüzyılın en başarılı devletidir. Sadece komşularını değil, tüm dünyayı düşündüğümüzde dahi böyle bir örnek yoktur. Zira Türkiye bu başarıyı demokrasi içinde yakalamıştır. Bugün dünyada halkı Müslüman 55 devlet arasında laik, demokrat ve gelişmiş tek ülke Türkiye’dir. Türkiye 20. yüzyılda büyük bir sınav vermiş, büyük sıkıntı ve mücadelelerle bu günkü konumuna ulaşmıştır. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda 13.000.000’luk nüfusunun sadece 600.000’ni okur-yazar olan, sanayisi, sanayicisi ve sermayedarı olmayan Türkiye bu başarıyı;

– I. Dünya Savaşı ertesinde yaşadığı yoksulluk­lara,

– II. Dünya Savaşı’nın getirdiği tüm olumsuz­luklara,

– Demokrasisinde zaman zaman yaşadığı kesin­tilere,

– 1960’lı yıllardan itibaren üzerinde oynanan oyunlara,

– Kıbrıs sorunu nedeniyle maruz kaldığı ekonomik yaptırım ve kayıplara,

– 1960’lı yıllardan beri ülke üzerinden geçen uyuşturucu trafiğinin yarattığı çok yönlü sorunlara,

– 1983’ten beri boğuştuğu teröre ve bu nedenle uğradığı muazzam kaynak kaybına,

– Ortalama % 2.6 gibi yüksek bir nüfus artış oranı ve köylerden kentlere gerçekleşen plansız büyük göçe,

– Ve hepsinden önemlisi, hızlı ve sağlıklı çalışmayan bir devlet sistemine, rağmen yaka­lamıştır.

21. yüzyıl, 20. yüzyıldan da hızlı gelişim ve değişimlerin yaşandığı bir yüzyıl olacaktır. Küreselleşen dünya düzeni içinde ulus-devletlerin görev ve işlevleri değişmektedir. Gelişmiş dünya devletlerinin hepsi bu değişime paralel yeniden yapılanma çalışmaları için­dedirler.                  

Türkiye ise, küreselleşen dünya koşullarına uygun devlet yapısı bir yana, henüz 20. yüzyılın klâsik ulus-devlet anlayışı içinde, sağlıklı ve hızlı işleyen bir devlet yapısını gerçekleştirememiştir. Zaten bunu gerçekleştirebildiğinde, her gelişime açık olacak ve çağın gereklerine kolayca ayak uydurabilecektir.

21. yüzyılda Türkiye’nin büyük hedefleri vardır. Türkiye bu hedeflere ulaşmak zorundadır. Aksi takdirde tekrar 19. yüzyıldaki hasta adama dönüşmesi kaçınılmazdır. Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için gerekli olan ise, siyasi istikrar ve işleyen bir devlet sistemidir.”[2]

  1. Peki, Buna Nasıl Ulaşacağız? Çözüm Nedir?

Bunun için yeniden yapılanmak gerekiyor. Bu arada bunun “kapsamı ne olmalıdır” sorusunu ise, Yazarımız “Türkiye’de Sistem Sorunu” eserinde şöyle yanıtlıyor:

Devlet sistemini bir bütün olarak düşündüğümüzde bu sistemin iki ana bölümden oluştuğunu görürüz.

* Devletin rejimini, siyasi yapılanmasını oluşturan siyasi bölüm,

* Ekonomik faaliyetlerin kurallarını belirleyecek ekonomik rejimi düzenleyen, ekonomik bölüm.

Sistemin siyasi bölümü;

Anayasa,

Bu anayasanın felsefesine uygun bir seçim sistemi, 

Meclis içtüzüğü ve

Siyasi partiler kanunundan oluşur.

Ekonomik bölüm ise, eğer hedeflenen ekonomik rejim liberalizm ise, serbest piyasa ekonomisinin sağlıklı ve yozlaşmadan gelişmesini sağlamak için oluşturulacak kurumlar ve oto denetim mekanizmaları ile ilgili mevzuattan oluşacaktır.

  1. Yeniden Yapılanmanın İlkeleri

Bu yeniden yapılanma, yeni bir sistem oluşturma çalışmalarının her aşamasında göz önünde tutulması gereken ilkeler ise;

* En ileri düzeyde demokrasiyi sağlamak,

* Süratli işleyen bir devlet sistemi kurmak ve

* Siyasi istikrara zemin hazırlayacak araçları doğru seçmek olmalıdır.”[3]

  1. Çözüm, Toplumsal Ortak Birleştirici Aklıselim ve Milli Birlik Ve Beraberlik İle Olacak

21. yüzyılda Türkiye, biran önce yeniden yapılanmasını gerçekleştirerek, küresel ekonominin getirdiği yeni şartlara uygun olarak gelişmek zorundadır. Bu gelişim sürecinde de kendi çıkarlarını, bulunduğu bölge­deki güç mücadelelerine rağmen korumayı öğrenmek ve doğru politikalar uygulayarak, 1960’dan sonra olduğu gibi mücadele eden tarafların arenası haline gelmekten kurtulması lazımdır.

Diyen Sayın Serdaroğlu, çözümü de şöyle önermektedir:

Bunun tek anahtarı, milli birlik ve beraberliktir!

Bu nedenle Türkiye yeniden yapılanmasını sağlayacak yeni anayasal sistemini toplumsal bir uzlaşma içinde gerçekleştirmeli, bu uzlaşmanın oluşması için de Türk halkına dünyanın gerçekleri, resmi tarihin dışında anlatılmalıdır. Türk milleti zekidir. Bu gerçekler kendisine anlatıldığında, siyasetçilerden de bürokratlardan da daha sağduyulu davranacaktır. Ve Türkiye Cumhuriyeti, yeni­den yapılanmasını, ülkenin gelecek perspektiflerini; Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Tatarıyla, Türk Milleti olarak gerçekleştirecektir.”[4]

  1. Çağdaş Bağımsız Bir Ulus-Devlet Olarak
  2. Yüzyılda Türkiye’nin Hedefleri Neler Olmalıdır?

Çağımızda bağımsızlık güçlü bir ekonomi ve insan haklarına saygılı bir demokrasi ile dünya devletleri ailesinin saygın ve eşit haklara sahip bir üyesi olmak öncelikli hedefimizdir. Türkiye Devleti’nin resmi hedefleri Cumhur­başkanı Süleyman Demirel’in 1999 TBMM açılış konuş­ması ile tarihe geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devle­ti’nin 21. yüzyıldaki resmi hedeflerinin açıklanması olan bu metne önemi nedeniyle aynen yer veriyoruz diyerek kitabına alan Yazarımız, konuyu maddeler halinde şöyle sıralamaktadır:

“- Türkiye demokratik, laik, üniter bir devlet olma vasfını koruyacaktır.

  • Türkiye, Atatürk’ünanayasal vatandaşlık ve anayasal vatanseverliğe dayanan ulus anlayı­şına bağlı kalarak ırk, din, dil, mezhep, cinsiyet temelinde hiçbir ayrımcılığa geçit vermeden vatandaşlarının bireysel hak ve özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanması için gereken şartları yaratacaktır.
  • Türkiye, Atatürk’ün en anlamlı miraslarından biri olan kadın-erkek eşitliğini koruyacak, Türk kadınının ekonomik, toplumsal ve kamusal hayattaki konumunu daha da güçlendirecektir.
  • Türkiye, çağdaş gelişmelere uygun yeni deği­şim ve dönüşüm hamleleri gerçekleştirerek 20. yüzyıldaki en başarılı toplumsal değişim projesini ve hukuk devrimini yaratmış olmanın gururunu taşımaya devam edecektir.
  • Türkiye, Cumhuriyetle birlikte başlayan evren­sel hukukla bütünleşme sürecini kararlılıkla sürdürecektir.
  • Türkiye, kapsamlı bir devlet reformunu mutlaka tamamlayacak, çağın icaplarına uygun bir anayasal reformu gerçekleştirecek, kamuidaresinde şeffaflığı sağlayacak, yargının hızlı, adil ve bağımsız olmasını teminat altına alacaktır.
  • Türkiye, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında etkili bir ülke olmayı sürdürecek, üstün savunma gücünü yeni yatırımlarla daha da geliştirecektir.
  • Türkiye, eğitimden sağlık ve sosyal güvenliğe, tarımdan, sanayie, iletişimden, ulaşım ve enerjiye, bilimden spora, çevre ile barışık kalkınmaya, her alanda Avrupa Birliği standartlarını yakalayacak, yurttaşlarının küresel düzeyde çağdaşlarıyla rekabet edebilmesi için gerekli şartları yaratacaktır.
  • Türkiye gelir dağılımını düzeltecek ve vatandaşlarının tümünü sosyal güvenceye kavuşturacaktır.
  • Türkiye, dünyanın önde gelen enerji kullanıcılarından biri haline gelecek, yeni enerji coğrafyalarını dünya pazarlarına ulaştıracak doğalgaz ve petrol boru hatlarını inşa ederek bir enerji terminaline dönüşecek
  • Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi olan GAP’ı tamamlayarak ve tarımda verimi arttırarak resel gıda güvenliğine katkıda bulunacaktır.
  • Türkiye, nüfus artış hızını yüzde l’lerde, ortalama büyüme hızını yüzde 5’lerde tutacak, çalışan nüfusunun sektörel dağılımını Avrupa Birliği standartlarına ulaştıracaktır.
  • Şehirleşmeye devam edecek, kırsal alanda yaşayan nüfusunu yüzde 40’lardan yüzde 10’lara indirecektir.
  • Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olarak da Karadeniz, Hazar ve Akdeniz havzalarının refah, istikrar ve barışında nazım bir rol oyna­maya devam edecek, Asya ile Avrupa’nın birbirleriyle kucaklaşmalarına katkıda buluna­caktı
  • Türkiye, üniversite projesini geliştirecek, bilim­sel araştırma ve geliştirmede Avrupa Birliği standartlarını yakalayacak, bilgi toplumu haline gelecektir.

– Türkiye, eğitim alanında yaptığı hamleyi kültür alanına da yansıtarak evrensel uygarlığın gelişi­mine zengin katkılarda bulunmaya devam edecektir.”[5]

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 21. yüzyıldaki resmi hedefleri bunlardır. Metin madde madde dikkatle incelendiğinde, tamamının yeniden yapılanma ile ilgili olduğu, bu hedeflere ulaşmamızı sağlayacak değişim içinde; kurumlar arası uyum ilkesi içinde, aksamadan, hızla çalışan bir devlet sistemi gerekmektedir.

Bu değerli ve önemli eseri milletimize kazandıran siyasetin ordinaryüsü Sayın Rıfat Serdaroğlu Bey’den, her kesim ve yaştan yurtsever insanımızın öğreneceği çok şey olduğuna inanıyor ve şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Sedat Şenermen

 

Kaynakça

[1] “Türkiye’de Sistem Sorunu Avrupa Emperyalizminden, Doğu-Batı Kıskacına, Ankara, 2001”, Önsöz’den.

[2] “Türkiye’de Sistem Sorunu”, s.2-3.

[3] “Türkiye’de Sistem Sorunu”, s.438.

[4] “Türkiye’de Sistem Sorunu”, s.457.

[5] “Türkiye’de Sistem Sorunu”, s.431-434.

Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.