Medya Siyaset

Aytun Çıray :Türkiye’nin En Büyük Sorunu Gerçek Bir Anayasanın Yokluğudur

Aytun Çıray :Türkiye’nin En Büyük Sorunu Gerçek Bir Anayasanın Yokluğudur

Seçimlere 4 gün kala gerek cumhurbaşkanı gerekse milletvekili adayları çalışmalarına son hızla devam ediyorlar.

İYİ Parti Genel Sekreteri,İzmir milletvekili ve İzmir 2.Bölge milletvekili adayı Dr. Aytun Çıray da çalışmalarını İzmir’de ara vermeden sürdürüyor.

Bu yoğun seçim temposunda sayın Çıray beni kırmayarak sorularımı sizler için cevapladı ve önemli açıklamalarda bulundu.

Aytun Çıray ‘ın sorularıma verdiği cevaplar söyle:

Ülkenin 16 yıldır bitmeyen birçok sorunu var. Sizce en önemli sorunumuz nedir,ve İYİ parti bu sorunu iktidara gelirse nasıl çözecek.

Türkiye 16 yıllık Erdoğan iktidarları neticesinde belli başlı bütün alanlarda tam bir çöküşün kıyısına geldi. Mesela tarımdan sanayiye üretim gücü adeta kasıtlı olarak boğulmuş olan Türkiye ekonomisi dolar-faiz ikilisinin cenderesine sıkışmış durumda. Tarihimizin en büyük dış borcu ve cari işlemler açığı ile karşı karşıyayız. Enflasyon, başta üniversite mezunları olmak üzere genç işsizliği TÜİK’in oynanmış, makyajlanmış istatistiklerine göre bile çok ürkütücü.

Ancak hepimizin hayatını etkileyen çok vahim sonuçlarına rağmen en önemli sorunumuz ekonomimizin içine düşürüldüğü karanlık tablo değil. Verdiğimiz şehitlerle kalplerimizi yakan terör de değil! Dış politikamızın fanatik bir rövanş anlayışıyla “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesinin rotasından çıkarılarak Ortadoğu bataklığında sonu belirsiz maceralara sürüklenmesi de değil.

Yanlış anlaşılmasın. Bu sorunların hiçbirini küçümsemiyorum. Aksine bunların her biri  gerçek modern demokrasilerde hükümetlerin yıkılmasına, iktidarın el değiştirmesine yol açacak kadar mühim ve hayati sorunlar. Ama bakın seçim sürecinde bile bunların asli sorumlularını tartışamıyoruz. Adil, hakkaniyetli, eşit bir rekabete dayalı bir seçim süreci yaşayamıyoruz.

Sadece bu bile bize bütün sorunlarımızın kaynağını ifşa etmeye yeterli: Türkiye maalesef 16 yılda adım adım kusurlu da olsa, yarım yamalak da olsa anayasal  bir hukuk devleti olmaktan çıkarıldı. Devletin temel kurumları, işleyiş kuralları ve teamülleri  çiğnendi. Meclisin giderek devreden çıkarıldığını, yargının yürütmeye tabi kılındığını gördük. 2010 Referandumu bunu iyice kolaylaştırdı. Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı seçimle işbaşına gelmesiyle birlikte de facto anayasa ihlallerinin çok hızlandığına tanık olduk. 15 Temmuz FETÖ hıyanet kalkışmasının ardından ilan edilen ve KHK’larla yürütülen OHAL rejimi, Türk Milletinin iradesini  temsil eden yüce Meclis’i büsbütün etkisizleştirdi. Devletin üç asli kuvveti sarayda toplanarak de facto bir kuvvetler birliği rejimi oluşturuldu. 16 Nisan 2017 referandumu bu de facto kuvvetler birliğine sözde bir anayasal meşruiyet kazandırılmaya çalışıldı.

Kuvvetler birliğini esas alan hiçbir düzenleme anayasal bir rejim olamaz. Kısaca bir anayasa kuvvetler birliği rejimi tesis ediyorsa anayasa değildir, olamaz. Çünkü böyle bir anayasa Meclisi ve yargıyı yürütmeye tabi kılarak Meclisi sözde meclis, yargıyı sözde yargı haline getirir. Yürütme, Türkiye’de maalesef artık sadece saraydan ibarettir.

O halde Türkiye’nin en büyük sorunu artık gerçek bir anayasanın yokluğudur. Bu Mustafa Kemal Atatürk’ün başkanlığında Türkiye Cumhuriyetini varlığa çıkaran tarihin en benzersiz Meclisinin  sadece görüntüye indirgenmesi ve işlevsizleştirilmesidir. Bizim için Türkiye’nin bundan daha önemli ve hayati bir sorunu yoktur. Müstakbel Cumhurbaşkanımız Meral Akşener’in liderliğinde İYİ Parti olarak çözümüne odaklanacağımız en acil mesele de budur: Türkiye’yi bir daha asla geri dönüşü olmayacak şekilde mutlak kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne dayalı,  anayasal bir güçlendirilmiş parlamenter cumhuriyet ve çoğulluk demokrasisi kılmak!   Bu, saray otokrasisine dönüşen AKP iktidarının ekonomiden teröre, dış politikadan eğitime bütün alanlarda yol açtığı çöküşü durdurmanın ve kurucu ilkelerin güncellenmiş yorumlarıyla yepyeni bir başlangıç yapabilmenin temel şartıdır.

BİZE HAYAT VE VARLIK VEREN  TÜRKİYE VE TÜRK MİLLETİ SEVDASI

AKP devletin tüm olanaklarını kullanarak seçim çalışmalarını yürütüyor,CHP,MHP ve HDP’de devletten yüklü bir seçim yardımı aldı.İYİ parti kendi olanakları ile seçime gidiyor ve bana göre bir mucize de yaratıyor.Bu mucizenin sırrı nedir?

Esasen İYİ Parti’nin kendisi, var olma süreci bir bakıma mucize! Çünkü müstakbel cumhurbaşkanımız Meral Akşener’in öncülüğünde sayısız hukuksuzluk engelini aşa aşa varlık bulmuş, sabır ve sebatkarlığın bileşiminden müteşekkil bir kararlılığın eseriyiz. Bütün bu engellemeler ve zorluklardan sonra havlu atacak, yani okyanusları geçip derede boğulacak değildik. Bize hayat ve varlık veren  Türkiye ve Türk Milleti sevdası ise, önümüze çıkarılan son engeli de aşmamız gerekiyordu. Hem bunu başarmamız için son derece yerli ve milli bir geleneğimiz vardı: İmece!

Şüphesiz imeceyle sağladığımız kaynak, CHP adayının, hele hele açık seçim yasaklarına rağmen devletin imkanlarını da sonuna kadar kullanan iktidar adayının partisinin hazineden aldığı devlet yardımı karşısında devede kulak kalmaktadır. Bu da   ezici bölümü saraya tabi medyanın ambargosunun ve sansürünün seçim sürecini bizim için gayet hakkaniyetsiz ve gayrı adil kılan şartlarını daha da ağırlaştırmıştır. Ama bu bizi yıldırmamış, aksine güçlendirmiştir. Bir büyük filozofun çok bilinen sözüyle  ‘seni öldürmeyen şey seni  güçlendirir’ Bizim için de böyle olmuştur. Tabii keşke böyle olmasaydı, seçimlerin tam bir adil rekabet şartlarında geçmesi ve üzerine bu açıdan hiçbir gölge düşmemesi için, hiç olmazsa Milletten yüz bin imza toplayan  Cumhurbaşkanı adayları, hazineden hiç olmazsa hiç olmazsa imza başına beş yüz TL, toplamda elli milyon TL seçim yardımı alabilselerdi!  Herşey çok daha iyi olmaz mıydı?

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü yaklaşıyor. Darbe sonrası kurulan FETÖ komisyonunda bulundunuz. 15 Temmuz sizce bu bir darbe miydi yoksa iktidarın kontrolünde bir hareket miydi? Bu konuda çok tartışmalar var…

15 Temmuz FETÖ hıyanet, işgal ve iç savaş kalkışması tarihimizin belki de en utanç verici olayıdır. Bu olay, milletimizin göz bebeği bir kurumu TSK’yı ağır biçimde yaralamış ve bu kurumda onarılması yıllar sürecek  olan bir dizi tahribata  yol açmıştır. Bu çok korkunç olayın aydınlatılmasının Türk Milleti için hem bir hayat hem de bir onur meselesi olduğunu düşündüm. Bu nedenle kısaca FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu diye bilinen komisyonda yer aldım ve  diğer muhalefet üyeleri gibi  olayın açıklığa kavuşması için elimden gelen gayreti gösterdim. Ancak komisyonda çoğunluk sarayın kontrolü altında olan ve onun bilgisi dahilinde hareket eden AKP’li üyelerdeydi. Bu da neredeyse hıyanetin perde arkasını aydınlatacak kilit aktörlere ilişkin bütün taleplerimizin reddedilmesi sonucunu doğurdu.

FETÖ DARBESİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU HİÇBİR ŞEKİLDE VE ÖLÇÜDE FETÖ’YLE MERAL AKŞENER İSMİNİ YAN YANA GETİRMEDİ

Meral Akşener’in MHP den ayrılış sürecinden itibaren FETÖ ile bağlantısı olduğu yönünde çirkin iftiralar atıldı, atılıyor.Sayın Akşener en son Binali Yıldırım’ın söylemi üzerine “”Başbakana sesleniyorum, FETÖ bana talimat verdiyse gereğini yapmalısın. Dokunulmazlığım yok, gereğini yap, gel tutukla. İftirasını ispatlamayan şerefsizdir” diyerek sert bir çıkış yaptı.FETÖ komisyonundaydınız. Hiç Akşener ile ilgili bir belge yada bilgiye ulaştınız mı? Neden AKP ve küçük ortağı bu FETÖ iftirasını sürekli dile getiriyor.

Müstakbel Cumhurbaşkanımıza atılan bu iftiralar, tam da FETÖ zihniyetine mahsus kumpas ve entrika anlayışının bir ürünüdür.  Olayları dikkatle izleyenler için her şey aslında çok açıktır: Meral Akşener’in başlattığı demokratik parti içi rekabet,  Bahçeli tarafından bir türlü kabullenilmemiş, kendisi için Genel Başkanımız adeta bir nefret ve intikam objesi haline gelmiştir. Bu çerçevede sarayla işbirliğine gidilerek Meral Akşener’in önünü kesmek için gereken ne varsa yapılmıştır. Burada dikkat çekici nokta, saray iktidarına biat ve  iltihak pahasına gerçekleştirilen bu işbirliğine rağmen Meral hanıma FETÖ’cü demenin kuru ve boş bir iftiradan başka bir şey olmadığının ortaya çıkmasıdır. Dolayısıyla  zaten mevcut olmayan bir ilgiyi ve ilişkiyi FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu olarak bizim kurmamız düşünülemez. Meral Akşener’i Komisyonumuza davet etmek iktidara mensup olanlar  dahil hiçbir komisyon üyesi tarafından talep edilmemiştir. Şimdi bazıları ‘keşke’ deyip pişmanlık krizleri geçiriyor olabilir. Fakat gerçek bu!  FETÖ Darbesi Araştırma Komisyonu hiçbir şekilde ve ölçüde FETÖ’yle Meral Akşener ismini yan yana getirmedi.

Milletvekilliği seçimleri için kurulan Millet ittifakı,cumhurbaşkanlığı seçimi 2.tura kalırsa da devam eder mi?Mesela 2.tura Akşener kalırsa seçimden önce Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı  için İnce ve/veya Karamollaoğlu’na teklifte bulunur mu?yada tam tersi İnce 2.tura kalırsa ve teklif gelirse Akşener cumhurbaşkanlığı yardımcılığı teklifini kabul eder mi?

Millet ittifakı, her fırsatta sürekli vurguladığım gibi, Cumhur İttifakının aksine kirli hesaplara ve kısa vadeli çıkarlara dayalı bir müttefiklik değil, ilkeleri esas alan bir işbirliğidir. İşbirliğinin ilkesi de kuvvetler ayrılığına ve hukukun üstünlüğüne dayalı güçlendirilip iyileştirilmiş anayasal parlamenter cumhuriyeti ve çoğulluk demokrasisini inşa etmektir. Bu gerçek bir demokratik rekabetin ve temel unsuru özgür medya olan düşünce ve ifade özgürlüğünün tesis edilmesinin temel koşuludur. O halde Millet İttifakı prensipte bu koşulu yerine getirinceye kadar sürmek durumundadır. Cumhurbaşkanı adayımız işte bu nedenle sayın İnce’ye ve Karamollaoğlu’na başkan yardımcılığı teklif etmiştir.

Sosyal medyayı en iyi kullanan ,sade vatandaşla iletişime geçen nadir siyasetçilerden birisiniz.AKP’li siyasetçiler eleştiriyi bile hakaret kabul edip bir çok kişi hakkında davalar açıyor,hatta bu nedenle tutuklananlar var.İYİ parti iktidarında sadece eleştirdi yada düşündü diye insanlar mahkeme kapılarında sıra bekleyecek,cezaevlerini dolduracak mı?

Bu sorunun cevabı çok kısa ve açık! İYİ parti iktidarında basın bütün gerçek demokrasilerin alameti farikası olan evrensel özgürlük standartlarına sahip olacaktır!  Biz iktidardan özgürleşmiş bir medya istiyoruz; iktidar biz olsak bile. Özgür medya halka doğrudan iktidarlara dolaylı olarak hizmet eder. Halka iktidarların hatalarını ve yanlışlarını gösterirken, aslında iktidarlara nerede ve nasıl yanlış yaptıklarını ortaya koyar. Bu da son derece önemli bir kontrol ve denge mekanizmasıdır. Basına dördüncü kuvvet denmesinin sebebi de zaten budur. Biz dördüncü kuvveti insanımızın ve ülkemizin geleceği için güçlendirmeye kararlıyız.

İZMİR BİR KADIN ŞEHRİDİR; KADININ İNSANLIĞI ŞEKİLLENDİREN TEMEL GÜÇ OLDUĞUNU KABUL EDEN İNSANLARIN ŞEHRİDİR.

İzmir 2.Bölge milletvekili adayısınız.İYİ Parti ve Akşener tüm Türkiye’de olduğu gibi İzmir’de de büyük ilgi ve sevgi görüyor.İzmir CHP’nin kalesi derler,CHP milletvekilliği de yaptınız İzmir’den,İzmir’de sonuç tahmininiz var mı?Seçmeninize mesajınız ne olur?

İzmir’i bir partinin milletimizin modernlik rotasını şekillendiren ve aziz Atatürk’te somutlaşan   kurucu cumhuriyet değerlerinin ve ilkelerinin kalesi olarak görüyorum. İzmirli hemşerilerimin hem  müstakbel Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımıza hem de İYİ Partiye yönelik sevgi ve teveccühlerini de bu çerçevede değerlendiriyorum.

İzmirliler, Genel Başkanımızın kendisi gibi bir evladı fatihan olan dünya tarihinin en büyük devlet, siyaset ve askerlik dehaları arasında özel bir yeri olan kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’e ne kadar büyük ve sahici bir samimiyetle bağlı olduğunu kalplerinde hissettiler. Onun bir kadın olarak Atamızın kutlu anası Zübeyde hanıma nasıl bir kararlıkla sahip çıktığını, ona yapılan iğrenç hakaretlere ve saldırılara hak ettikleri karşılığı nasıl verdiğini gördüler.

İzmir bir kadın şehridir; kadının insanlığı şekillendiren temel güç olduğunu kabul eden insanların şehridir. Kadın bir cumhurbaşkanı fikri bu nedenle İzmirlileri olağanüstü heyecanlandırmış ve bu fikre bir ideal olarak sahip çıkmışlardır.

Bu ideali hayata geçirme ihtimali hiç bu kadar güçlü olmamıştı. İzmirlilerin kendi ideallerine tekabül eden bu güçlü ihtimali gerçekleştirmek için üzerlerine düşeni yapacaklarına inanıyorum.

İzmir kadındır! İzmir kadınları 24 Haziran fırsatını değerlendirecekler.. yani kadın cumhurbaşkanıyla kendilerini, kentlerini ve  inandıkları tüm medeni ve modern değerleri yüceltip, garanti altına alacaklardır!… Gelecek için, gelecekleri için…

UYARI:Söyleşinin yayın hakkı Medya Siyasete aittir.Tamamı yada bir kısmı YAZILI-GÖRSEL BASIN VE İNTERNET SİTELERİNDE Medya Siyaset kaynak gösterilip link verilmeden yayınlanamaz.

Murat Selam

Murat Selam

Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Medya Siyaset genel yayın yönetmeni. Köşe yazarı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Atatürk ve Türkiye, Cumhuriyet ve Demokrasi, hukuk ve adalet, ahlak ve fazilet sevdası taşıyan her vatansever insan tarafından okunması ve paylaşılması gereken MUHTEŞEM bir söyleşi. Sayın ÇIRAY’a ve sayın SELAM’a en içten tebrikler, teşekkürler, sevgiler, saygılar ve en iyi dilekler.

BİR YORUM YAZ