Alexa
DOLAR 7,7987
EURO 9,1011
ALTIN 471,224
BIST 1121,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

Basın Özgür Olursa Demokratiksin

“…Bir ülkede siyasi partilerin varlığı ve  belli dönemlerde ortaya sandık konulması tek başlarına o ülkede demokrasinin göstergesi olamaz. Bir ülkede demokrasinin varlığından söz edebilmek için siyasi partiler ve sandığın yanında basının da özgür olması gerekir….”

Basın Özgür Olursa Demokratiksin
24.04.2020 - 23:00
A+
A-

Karl Marxs “Basın Özgürlüğü Üzerine Tartışmalar” adlı eserinde “ Basın, insanların birbirlerine düşüncelerini aktarmaları için kullandıkları en doğal araçtır. Özgür basın bir ulusun kendi varlığını seyrettiği manevi bir aynadır ve insanın kendi kendini sorguya çekmesi olgunluğunun başlıca şartıdır” diyerek basın özgürlüğünün önemine dikkat çekmiştir.

O günden bugüne basın özgürlüğü hep tartışma konusu olmuştur. Ülkemizde bu tartışma Cumhuriyetten evvel başlamış ve halen de canlılığını koruyarak devam etmektedir.

Yasama, yürütme ve yargının hata yapması her zaman mümkündür. Hele otoriterleşme eğiliminde olan iktidarlar döneminde bununla çok sıklıkla karşılaşılır.

İktidar sahiplerinin yapabileceği yanlışlar karşısında en güçlü, en etkili ilaç basın özgürlüğüdür.

Yanlışlar karşısında yasama ve yargının denetleme yapabilmesi zaman alabilir, onların denetimi daha etkili olmakla beraber ani ve devamlı değildir. Ama basın bu denetlemeyi anında ve devamlı yapar.

Medya, gazeteci  bu denetlemeyi yaparken, iktidar sahiplerinin hoşuna gitmeyecek, yanlış şeylerde yazıp söyleyebilirler, ama bu hoşa gitmeyen düşünce ve ifadelere karşı iktidar sahiplerinin de anında cevap vermek, kendi doğrularını söylemek hakları vardır.

Bu nedenledir ki eskiler “Barika-ı efkardan mukaddeme-i hakikat doğar” demişlerdir. Yani fikirlerin çatışmasından hakikat güneşi doğar.

Bir ülkede siyaset kurumu, iktidarı ile muhalefeti ile bu gerçeği, bu söylemi içine sindirebiliyorsa, bir yaşam tarzı haline getirebiliyorsa o ülkede demokrasi var demektir.

Ancak maalesef bizim ülkemizde hep bunun aksi olmuştur. Çok partili hayata geçtikten sonra ilk etapta muhalefet partileri basın özgürlüğünü savunurken iktidar sahibi olduktan sonra, hoşlarına gitmeyen şeyleri yazan gazetecileri hapis etmeyi kendilerinde hak görmüşlerdir.

AKP de iktidara gelmeden önce hep özgürlüklerden yana görünmüştür ama bugün ise yanlışlarını yazan gazeteciler cezaevlerine gönderiliyor.

Tabii durum böyle olunca da, dünya da  basın özgürlüğü sıralamasında her yıl daha gerilere gidiyoruz.

Basın özgürlüğü üzerine çalışan beş uluslar arası örgütün raporlarına göre Türkiye’de basın özgürlüğü modern tarihin en kötü dönemini yaşıyor 180 ülke arasında 155. Sıraya gerileyerek, “kara liste” olarak isimlendirilen en kötü durumdaki ülkelerin arasına girmesine sadece dört sıra kaldı.

Eğer gerçekten tam demokratik bir ülkede yaşamak istiyorsak, basın özgürlüğü için mücadele etmeliyiz. Basın özgürlüğü gazetecilere tanınmış bir imtiyaz değildir. Basın özgürlüğü bizlerin, vatandaşların doğruları öğrenme hakkının kapısıdır. Bu kapı hep açık olmalıdır ki, bizler vatandaşlar, siyasal tercihlerimizi doğru yapabilelim.

Nitekim, yargı yetkisini kabul ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, kararlarında , basının  bilgi ve fikir açıklama görevinin yanı sıra halkında bilgileri alma hakkına vurgu yapmaktadır.

Yani, “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz”. Bu nedenle halkın doğru siyasal tercih yapabilmesi için haberlere serbestçe ulaşabilmesi şarttır.

Basın özgürlüğü ve onun doğal sonucu olan  ifade özgürlüğü demokratik toplumun temel esaslarından biridir.

Eğer bir ülkede basın özgür değilse o ülkede demokrasinin varlığından söz edilemez.

Nitekim, anayasamız siyasi partileri demokratik siyasi hayatın vaz geçilmez bir unsuru kabul ederken de, en az onun kadar, basın ve düşünce özgürlüğüne de yer vermiştir.

Bir ülkede siyasi partilerin varlığı ve  belli dönemlerde ortaya sandık konulması tek başlarına o ülkede demokrasinin göstergesi olamaz. Bir ülkede demokrasinin varlığından söz edebilmek için siyasi partiler ve sandığın yanında basının da özgür olması gerekir.

The Economist Dergisi’nin Intelligence Unit ekibi tarafından yayınlanan “Demokrasi Endeksi 2018” isimli raporda 167 ülkenin demokrasi düzeyleri incelendi. Türkiye demokrasi listesinde 110. sırada yer aldı.

Yani sözün özü, basın özgür olursa, düşünce ve ifade özgürlüğü var ise  o ülke demokratik bir ülke olarak nitelendirebiliyor. Demokrasi listesinde bulunduğumuz yer durumumuzu açıkça gösteriyor.

Şahin Mengü

Şahin Mengü

Siyasetçi, avukat. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Serbest avukatlık, Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 23. Dönem CHP Manisa milletvekili.
Şahin Mengü Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.