Alexa
DOLAR
7,4687
EURO
9,0762
ALTIN
441,82
BIST
1.565
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
7°C
İzmir
7°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
10°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
13°C
Cuma Sağanak Yağışlı
14°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
15°C

Başöğretmen Atatürk

“Maalesef ülkemiz eğitimi akıl ve bilimden koparılmış, dinci ve piyasacı bir temele oturtulmuştur.Yani “…esaret ve sefalete…”sürüklenmiştir. Son günlerde Boğaziçi Üniversitesinde yaşananlar bunun göstergelerinden sadece bir tanesidir.”

Başöğretmen Atatürk

“Eğitim, kültür ve bilgi aydınlığa açılan en geniş penceredir.”

                                               Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Son yıllarda eğitimde yeni kavramlar ve söylemlerle dünyayı yeniden keşfe çıkmak moda oldu. Oysa bu gün çok etkili olduğu düşünülen bazı söylemlerin kökleri çok derindir. Ne yazık ki kavramlar değiştirilerek yenileşme mesajları veriliyor ve değişim dillerden hiç düşürülmüyor.

Değişimi belirli bir zaman dilimi içerisinde bir şeyde önceki duruma göre oluşan fark olarak tanımlayabiliriz. Peki, değişim her zaman olumlu mudur? Elbette ki hayır. Değişimin iki yönü vardır. Değişimde önceki duruma göre iyileşme söz konusuysa yenileşme yani ilerleme, tersi durumda kötüleşme yani gerileme söz konusudur.

Kuşkusuz eğitim ilerlemenin temelini oluşturur. Ama nasıl bir eğitim? Elbette ki laik ve bilimselbir eğitim. Toplumsal ihtiyaçlarla, bireylerin potansiyellerini uyumlaştırabilen bir eğitim.

Bireyi yeteneklerine uygun alanlara yönlendirebilen, ezbere dayanmayan, merak ve keşfetmeyi her zaman canlı tutabilen öğrenme odaklı bir eğitim.

Merak ve keşfetme demişken tarihimizde kısa bir yolculuk yapalım işitiyorum. Gelin birlikte ülkemizin kurtarıcısı, kurucusu ve aydınlanma devrimlerinin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün öğrenim hayatının başlayacağı yıllara gidelim.

Küçük Mustafa’nın okul çağı gelmiştir.Okulu konusunda annesive babası aynı fikirde değildir.Zübeyde Hanım oğlunumahalle mektebine, Ali Rıza Efendi ise o çağda çok az sayıda bulunan ve özel bir okul olan Şemsi Efendi Mektebine göndermekistemektedir.

Uzun süre okul konusu ailede tartışma konusu olur. Sonra Ali Rıza Efendi sorunu stratejik bir biçimde çözer. Oğlunu önce mahalle mektebine kaydeder. Kısa süre sonra da Şemsi Efendi Mektebine alır.

Şemsi Efendi Mektebi’nde ortam mahalle mektebinden çok farklıdır. Rahle ve dizler üzerine oturmak yerini çam kokulu sıralara bırakmıştır. Bir başka yeniyse kara tahtadır ve öğretmen de öğrencileriyle çok ilgilidir.

Günlerden bir gün Ali Rıza Efendi oğlunun durumunu sormak için Şemsi Efendi ile görüşmek ister ve okula gider. Öğretmenle buluşurlar. Tokalaşarak karşılıklı otururlar.

Şemsi Efendi: “Sizi dinliyorum.”der.

Ali Rıza Efendi: “Kusura bakmayın muallim efendi. Sizi rahatsız ettim.” diyerek başlar söze…Oğlunun mahalle mektebinde mutsuz olduğunu,benzer bir durumun olup olmadığını merak ettiğini, bu yüzden görüşmek istediğini söyler ve “Mustafa’m dan memnun musunuz?” sorusunu sorar.

Şemsi Efendi: “Hem de çok,”der ve devam eder: “çalışkan bir çocuk. Yalnız çalışkan değil zeki de çabuk kavrıyor. Ezberi sevmiyor. Ezbere dayalı eğitim çocukları mutsuz ediyor zaten.” Kısa bir süre düşünür:“Çocuk kavrayamadığı şeylere inanmaz, sıkılır. Bilirsiniz çocuklar sora sora öğrenirler. Mektep onlarda merak uyandırıyorsa çocuk başarılı olur; aksi halde mektep cehenneme döner.”sözlerinden sonra Ali Rıza Efendinin yüzünebakar:“Mustafa’nın hevesli olup olmadığını size sorduğu sorulardan anlayabilirsiniz.”der.

Ali Rıza Efendi tebessüm eder. Beklediği yanıtı almıştır. Mutlu bir şekilde öğretmenin yanından ayrılır çünkü oğluona çok soru sormaktadır.

Yukarıda yer verdiğim olay yüzyıldan daha uzun süre önce yaşanmıştır. Bu olay bize çocuklarımız için farklı ve yeni isimler kullanarakoluşturulmuş söylemlere değil,gerçekten olması gereken uygulamalara ihtiyacımız olduğunu göstermektedir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, öğrenmenin en etkili yolunu bilen bir öğretmenle öğrenim hayatına başladı. Ülkesinin kurtarıcı ve kurucu lideri oldu. Cumhuriyetin ilanı sonrasında askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yenilikler yaptı. Eğitimde 1 Kasım 1928 tarihinde Arap alfabesi yerine Latin alfabesininkabulünü sağladı.24 Kasım 1928 tarihinde açılan millet mekteplerinde herkesin (Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek) yeni harflerle okuma yazma öğrenmesi seferberliğinibaşlattı.

İşte size ezberi sevmediğini daha ilkokuldayken keşfeden Şemsi Efendinin öğrencisi Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek bir yenileşme hareketi. Ülkemizde 24 Kasım günü Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün başöğretmenliği kabul tarihi 1981’den beri öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Öğretmen mucizeler yaratabilen bir sanatçıdır. Çünkü onun işi yaşatmaktır. O bir duygunun, tasarımın dışavurumunu sağlayan, öğrencide var olanı açığa çıkarabilen ve onu geliştirebilen bir ustadır.Başöğretmenimizin ifadesiyle: “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

Mucizeler yaratan başöğretmenimiz büyük Atatürk’e göre: “Eğitimdir ki bir milleti; ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete sürükler.”

Maalesef ülkemiz eğitimi akıl ve bilimden koparılmış, dinci ve piyasacı bir temele oturtulmuştur.Yani “…esaret ve sefalete…”sürüklenmiştir. Son günlerde Boğaziçi Üniversitesinde yaşananlar bunun göstergelerinden sadece bir tanesidir.

Büyük önderimizin sözlerinde yer alan: “… Özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşamak…” ise ancak ve ancak onun gösterdiği: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir!” hedefiyle mümkündür.

ETİKETLER: ,
Yorumlar
  1. Yusuf İPEKLİ dedi ki:

    Sır,
    1. Sorabilmek,
    2. Merak,
    3. Ezberden uzak durmakta gizli. Bunu da ancak ailenin desteği ile eğitim sistemi ve öğretmen sağlar.

    Soru 1. Biz de eğitimde sistem var mı?
    Soru 2. Biz de Öğretmenler duyarlı ve donanımlı mı?
    Soru 3. Niye?

    Örnek alınması gereken, bir büyük devlet adamının yetişme/ yetiştirilme bir süreci iyi analiz etmişsiniz.

    Ben de zevkle, imrenerek okudum.

    Kutluyorum.

  2. İnci Topçu Ada dedi ki:

    Eğitim sisteminin yap boz tahtasına döndüğu ve her alanda toplumun geriye gittiği doğru. Bu yazılar birer yol gösterici bence. Keşke bu gösterilen yolları okuyan ve yürüyen yönetenlerimiz olsa.