Alexa
Medya Siyaset

Bedelini Hep Birlikte Ağır Öderiz

Bedelini Hep Birlikte Ağır Öderiz

Tanıtımdaki fotoğrafa neden olan yetkililere sesleniyorum:
Siz de akıl, siz de mantık, siz de izan varsa;
Siz de insafın, siz de vicdanın kırıntısı kaldıysa;
İçiniz sızlıyor, boğazınız düğümleniyorsa;
Kendinizle hesaplaşın.
Yüreğiniz daralıyor, kalbiniz sıkışıyorsa;
Gözleriniz doluyor, boğazınız düğümleniyorsa;
Kesilen ağaçların feryatı, sizi boğuyorsa;
Durdurun bu rezaleti.
“Zararın neresinden dönülse karmış.”
Fotograftaki çirkinliği görmeyene;
Yüreği daralmayana, kalbi sıkışmayana, nefesi zorlanmayan “aşk olsun.”

***
Ağaç biterse yaşam biter.
Erozyon mutlak, heyelan kaçınılmaz olur.
Doğa’nın dengesi bozulur.
Yağmur yağmaz, oksijen yayılmaz.
Kuşlar uçmaz, böcekler dolanmaz.
Hayvanlar evsiz kalır.
Seli de önleyemezsin, kuraklıkla da baş edemezsin.
Ovan çölleşir, tarlan taşlaşır.
Ekinin de yetişmez, sebzende olmaz, meyven de kalmaz.

***
Ağaç temizler.
Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, çam ormanı 40 ton, kayın ormanı 68 ton toz emiyor.
25 metre boyundaki bir kayın ağacı, 40 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok ediyor.
Orman güzelliktir, yeşilliktir, ferahlıktır, huzurdur, sevgidir, sevdadır, gelecektir…

***
Karadeniz’i bitirdiniz.
Ege’nin güzelim koylarını yabancılara verdiniz.
Devasa “Devlet Konuk Evi”ni yerleştirdiniz.
Antalya’da Ruslar, Kocaeli’nde Araplar.
Muğla’da hepsi.
Atatürk Orman Çiftliği, Salda Gölü, Şirince, Kelebekler Vadisi, Munzur Dağı, Madra Dağı, Gelevere Deresi, Kuzey Ormanları… gitti gidiyor.
Kenya devletinin kurucusu Jomo Kenyata’nın ders alınacak sözlerini hatırlatıyorum:
“Misyonerler, Afrika’ya geldiğinde bizim topraklarımız, onların İncilleri vardı. Dua edelim dediler. Gözlerimizi kapattık. Açtığımızda, bizim İncilimiz, onların toprakları vardı.”
Bi durun, bi düşünün…
Bu adamlar, ülkelerindeki altını neden çıkarmıyor?
Bu ülkenin hükümeti, bu “tüccara” ülkesindeki ormanı neden kestirmiyor, dağını kelleştirmiyor?
Bi sorun, bi konuşun.
KİT’leri sattınız… Fabrikaları sattınız…
Ne oldu?
İşsizlik mi bitti?
Hayat mı ucuzladı?
Milli Gelirimiz mi uçtu?
Dış satışımız mı patladı?
Ülkemize dirlik, düzenlik mi geldi?
Daha da fakirleştik, işsizlik arttı, üretim düştü.
Kıyıları imara açtınız!
Dereleri HES’lere bağladınız!
Ne oldu?
Kıyılar beton doldu, dereler kurudu kaldı.

***
Gazeteler yazdı, internet siteleri resimledi.
Üçüncü Hava Limanı için 1 milyon ağaç, 5 milyon fidan kesmişsiniz..
Marmaris’deki saray için 900 bin hektar orman alanı ile 40 bin ağaçı yok etmişsiniz.
Caldağı’nda 200 bin, Amasra’da 10 bin, Fatsa’da, HES projesi için 254 bin, Borçka’da 8 ayrı HES için 165 bin ağaçı biçmişsiniz.
Amasya’da Termik santral ve kül depolama sahası için 63 bin ağaçı kökletmişsiniz.
Mersin Akkuyu’da 200 bin,Turgutlu Çaldağı’nda 1 milyon 500 bin ağaçı sökmüşsünüz.
Soma’da mahkeme kararı olmadan 6 bin zeytin ağaçı yok edilmiş.
Istrancalar Kırklareli Demirköy ve Vize ilçelerinde enerji hattı için 300 bin; Tekirdağ’da taş ocakları için binlerce ağaç kurban verilmiş.
Eskişehir’de 31 bin dekarlık alanda 187.225 ağacın kesilmesi planlanıyormuş.
Son 10 yılda 2 milyon 573 bin futbol sahası böyüklüğünde, 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisini imara vermişiz.
Hergün, 705 bin futbol sahası kadar alan, ranta açılıyormuş.
Erozyon nedeniyle, tarım topraklarının %10.46’sını kaybetmişiz.

***
Kaz Dağlar’ı, talan edilmiş, 195 bin ağaç kesilmiş, daha da kesilecekmiş.
Oksijen depomuz, temiz su kaynağımız, doğa harikamız;
Börtü- böceğin, uçan kuşun yuvası Kaz Dağlarımız üzgün, o yörede oturanlar şaşkın.
Doğa severler ayakta. Memleket severler isyanda.
Millet, dağına, taşına, suyuna, havasına, ormanına sahip çıkıyor.
“Ciğerlerimi söktürmem”, “havamı kirletmem”, “suyumu zehirletmem”, “toprağımı küçültmem”, “dağlarımı kırlaştırmam”, “doğamı bozdurmam” diye haykırıyor.
Çanakkaleli öğretmen doğa severleri göreve çağırıyor ve diyor ki:
“Ağaçların ayakları yok kaçmaya / Elleri yok döğüşmeye / Dilleri yok söğmeye / O halde / Kaz Dağlarını biz savunacağız.”
Evet, biz savunacağız.
Çünkü Kaz Dağları’nda parıldayan her yaprak, ormanı oluşturan her ağaç, dala konan her kuş bizim gibi can taşıyor.
Çünkü Kaz Dağları’nda açan her çiçek bizim kızkardeşimiz; gezen her geyik, yürüyen her ceylan, uçan her kartal bizim erkek kardeşimizdir.
Çünkü hepimiz aynı havayı soluyor, aynı suyu içiyoruz.
Çünkü bu vatan hepimizin.
Dağı’da bizim ovası da, kırı da, yaylası da.
Ağacı da bizim, ormanı da.
Gül’ü de bizim, çiçeği de.
Üstündekiler de bizim, altındakiler de.
Yetkilimizi ya da yetkililerimizi duyarlı olmaya davet ediyorum.
Halkla inatlaşmayın
Geleceğimizle oynamayın.
Hayatımızı zorlaştırmayın.
Bize emanet edilen, çocuklarımıza miras bırakacağımız güzelliklerimizi heba etmeyin.
Aksi halde, bedelini hep birlikte ağır öderiz.
“Çanakkale Geçilmez, Kaz Dağlar’ı Deşilmez.”

KAYNAK : Türkiye’de Doğa ve Orman Katliamı (YouTabe) / Ahmet Yemenli

Erdoğan Kaymaz / Gazeteci-Yazar

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM. Çok değerli yazarı sevgili hocamız Celal DURDUN’un eline,diline, kalbine ve kalemine sağlık. Seçkin ve saygın yayıncısı MEDYA SİYASET’e ise özel teşekkürler ve mutlu bayramlar.

  2. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM.
    Çok değerli yazarı sevgili hocamız Celal DURGUN’un eline,diline, kalbine ve kalemine sağlık. Seçkin ve saygın yayıncısı MEDYA SİYASET’e ise özel teşekkürler ve mutlu bayramlar.

BİR YORUM YAZ