Alexa
Medya Siyaset

Beyaz Eldivenli Adam

Beyaz Eldivenli Adam

Atatürk

Nuri Conker, Salih Bozok, Falih Rıfkı ve Siirt Milletvekili Mahmut Soydan Çankaya’da Atatürk’ün sofrasında bir aradadırlar.

Siirt Milletvekili Murat Soydan, Atatürk’e dönerek; “Bugün Maliye Vekili Abdülhalik (Renda) Başvekili ziyaret etti” der.

Atatürk, arkadaşının yüzüne bakar:

“Etmişse ne olmuş?”

Gaziantep Milletvekili Mithat Bey’den dert yanmış!

“Neymiş derdi?”

“Milli Savunma Bakanlığı’nın alacağı silahlar meselesi!”

“Açık konuşsana, nedir?”

“Efendim, biliyorsunuz, Milli Savunma Bakanlığı orduyu güçlendirmek için bazı silahlar almaya karar verdi. Şartnamesini yaptı ve ihaleye çıkardı. Eksiltmeye iki fabrika katılıyor ve bu iki fabrikanın da Türkiye temsilcisi Mithat Bey! Oysa fabrikanın biri Çekoslovakya, biri Fransız!”

“Sonra?”

“Sonra Paşam, Maliye Bakanı Abdülhalik (Renda) bugün gidip durumu başvekile arz etmiş. Başvekil önce işin inceliğini fark edemediğinden ‘fabrika mümessilinden bize ne? Kim daha ucuz verirse, biz ondan alırız’ demiş, sonra Maliye Bakanı tek temsilcinin fabrikalar arasında bir uyuşma yaratarak fiyatlara etki yapabileceğini hatırlatmış. Başvekil durumu size açacak.”

“Kılıç’a (Kılıç Ali) eniştesinin marifetini söyledin mi?”

“Hayır Paşam. Zaten olayı ben de bugün duydum. Maliye Bakanı’na İş Bankası’nın bir işi için uğramıştım, o kendisi açtı.”

“Güzel, aramızda kalsın öyleyse.”

Ertesi gün Başvekil İsmet Paşa Çankaya’ya çıkar ve Atatürk’le görüşür. Görüşmede Milli Savunma Bakanlığı’nın alacağı silahlarla, bu silahları vermeye hazır iki fabrikanın temsilcisi Mithat Bey’in durumu da konuşulur.

Atatürk sorar: “Ne düşünüyorsun?”

“Eksiltmeyi erteleyeceğim ve daha geniş katılımları sağlamaya çalışacağım.”

“İyi edersin! Başka?”

“Başka; Milletvekillerinin devlet eksiltmelerine müteahhit veya temsilci olarak katılmamaları için kanunlarımızı bir gözden geçirtmek istiyorum.”

“Bu kanunla olmamalı bence. Milletvekilleri böyle işlere girmenin sakıncalı olacağını, kendileri anlamalılar. Bir Milletvekiline, ‘sen devlet eksiltmelerine giremezsin’ demek milletin seçtiği insanın idrakine güvenmemek demektir. Birkaç arkadaşımızın yaptığı yanlış, bütün milletvekillerinin üstüne yayılmamalı. Bunları, aramızda çözmeliyiz.’

“Haklısınız Paşam, ne yapmamızı uygun bulursunuz?”

“Bu işi özel konuşmalarımızda söndürelim. Ben, Siz, bakan arkadaşlarımız sohbetleriyle, tutumlarıyla bunu önleyebiliriz!”

Ertesi akşam, Nuri Conker, Salih Bozok, Falih Rıfkı, Siirt Milletvekili Mahmut Soydan Atatürk’ün sofrasında buluşur. Sofraya maliye Bakanı Abdülhalik Renda ile Kılıç Ali de davet edilmiştir.

Atatürk, Kılıç Ali’ye bakarak; “Enişten nasıl? Epeydir görmüyorum” der.

“Sayenizde iyidir Paşam”

Atatürk; “Neden benim sayemde iyi olacakmış, kendi sayesinde iyidir” diye Kılıç Ali’nin konuşmasını düzeltir. Sonra ekler; “haydi çocuklar bu akşam Mithat’a baskın verelim!”

Kılıç Ali, hevesle “ihya etmiş olursunuz Paşam, müsaade ederseniz haber vereyim.”

Atatürk, “Yok, yok baskın yapacağız. Biraz şaşırsın, güleriz!”

İki otomobille Mithat Bey’in kapısına dayanırlar.

Mithat Bey, büyük bir heyecanla kapıyı açar, konuklarını buyur eder. Mutfağa geçer, aşçı kadına yapması gerekenleri anlatır.

O akşam oraya niçin gelindiğini bilmeyen yalnız ev sahibi Mithat Bey ve Kılıç Ali’dir.

Sofra kurulur, sohbet başlar.

Atatürk; “Bir milletvekili demek, o ülkenin en yetişkin insanı demektir. Millet için yararlı olabilmesi buna bağlıdır. Onun için dokunulmazlığı vardır. Onun için hiçbir kanun çizgisiyle sınırlanmamıştır. Ama yine Milletvekili demek, beyaz eldivenli adam demektir. Gerekmedikçe dokunmaz her şeye. Çünkü parmakları tozlanabilir, kirlenebilir, hiç değilse öyle görünür karşıdan. Ne yapıp, ne yapmayacağını takdir etmek milletvekilinin idrakine kalmıştır.”

Atatürk, sözünü bitirdikten sonra Mithat Bey’in yüzüne bakmıştır. Kılıç Ali, o zaman bu apansız gelişin nedenini hemen kavrar. O da eniştesinin yüzüne bakar. Konuklar da Mithat Bey’in yüzüne bakar. Mithat Bey, kızarır, terler söyleyecek söz bulamaz.

Atatürk; “sizin ticaret işleriniz nasıl gidiyor, Mithat Bey?”

“Milletvekili olunca elimdeki ufak tefek işleri dağıttım Gazi Paşa Hazretleri. Şimdi ticaretle uğraşıyorum.”

“Yaa öyle mi? Demek yanlış biliyorum. Bana senin bazı temsilciliklerin olduğunu söylemişlerdi.”

“Mümessillik, şey temsilcilik efendim, var bir iki fabrikanın!”

“Ne fabrikaları bunlar?”

“Silah fabrikaları Gazi Paşa Hazretleri, biri Çekoslovakya’nın, biri Fransa’nın!”

“Bravoo demek ki büyük memleketin en üstün sanayini Türkiye’de temsil ediyorsun! Ticaretle uğraşmıyorum dediğine göre, bunlar fahri işler anlaşılan!”

“Fahri değil pek, Gazi Paşa Hazretleri! İş olursa, küçük bir komisyon verirler.

“Nasıl yani, yüzde beş, yüzde on?”

“Hayır, hayır gazi Paşam, yüzde yarım, yüzde bir, bazen iki, ama rakamlar büyük olduğu için iş olursa doyurucudur.”

“Peki, siz bu komisyona karşılık ne yaparsınız?”

“Fabrikanın Türkiye’deki işlerini gözetirim. Bir eksiltme olursa haber veririm. Devletin bir ihtiyacı olursa, fabrika teklifler yaparım.”

“Anlaşıldı, yani fabrikanın işini kovalarsınız Türkiye’de!”

Atatürk, gözlerini Kılıç Ali’ye kaydırarak gülmeye başladı.

“Yani Kılıç, para kazanacak ne işler var, görüyor musun? Sen bana bunlardan hiç bahsetmezsin?”

“Paşam, ben böyle şeyleri bilmem ve yapanlardan da hoşlanmam!”

“Neden canım, para kazanmak ayıp mı? Başkası kazanacağına arkadaşlarımız kazanıyor, fena mı?”

“Paşam, işte yüzü burada, ben Mithat’a kaç defa söyledim, bu işlerle uğraşma diye! Milletvekili, milletvekilidir o kadar!”

“Bak bunu iyi söyledin Kılıç! Milletvekili, milletvekilidir. Milletin derdiyle uğraşacak. Bu arada elbet kendisini de düşünecek ama bunun hesabını da iyi yapacak!”

Sonra Mithat’a döndü:

“Siz eskiden beri bu fabrikanın temsilcisi misiniz Mithat Bey?”

“Çekoslovak firması eskidir Gazi Paşa Hazretleri.”

“Ya Fransız firması?”

“Onun temsilciliğini Satven Lütfi (Tozan) yapıyordu. Dört ay önce ben memlekette fazla bulunamıyorum, işlerden haberim olmuyor, sen nasılsa bu işle ilgilisin, benim fabrikayı da sana devredeyim dedi.”

“İyi arkadaşmış Satvet Lütfi doğrusu! Bu kadarını bilmezdim.”

Atatürk, Abdülhalik Renda’ya döndü;

“Siz, şu silah eksiltmesini ne zaman çıkardınız acaba hatırınızda mı Abdülhalik Bey?”

“Dört ay önce Paşam.”

Atatürk, işini bitirmiş gibi etrafına bakındıktan sonra, kadehini kaldırdı:

“Hadi çocuklar, şunu da içelim de çiftliğe kadar uzanalım. Tabdil-i mekânda (yer değiştirme)

Ferahlık var demişler!”

Ayrılırken, Kılıç Ali çıkarken eniştesine: “yarın sabah bize gel görüşelim” der.

Mithat Bey, eniştesinin evine gelir; Kılıç Ali “nedir bu durum Mithat” diye sorar.

“Durumda bir şey yok, düşmanlık sadece, beceriksizler iş yapmak isteyenleri çekemiyor, hepsi bu!”

“Gazi bir işi eline alıyor, sonra sen buna düşmanlık diyorsun! Silah satan iki fabrikanın temsilcisi olmak çok mu tabii bir şey yani?”

“Ben iki fabrikanın temsilcisi değilim ki, birinin temsilcisiyim. Ötekine de Satvet Lütfi Türkiye’de değilken göz kulak oluyorum. Ne var bunda?”

“Bunda bir şey yok da koskoca maliye Vekili kalkar Başvekile gider, başvekil Atatürk’e bu iş için çıkar mı? Ne söylüyorsun sen?”

“Benim, fabrikaları fiyat kırdırmamaya teşvik edeceğimi anıyorlar, böyle bir şey yapar mıyım ben?”

“Ne demek yapar mıyım? Yapmazsın belki ama işi iki ucundan niye kucaklıyorsun, esmayı üstüne sıçratıyorsun öyleyse? Kendini de beni de güç durumlara sokuyorsun. Bak, benim için de bu işe ortak diyorlarmış!”

“Peki, ne yapayım öyleyse?”

“İstifa et.”

Neden istifa edeyim?”

“Milletvekilliğinden.”

“Dünya âlem ne der buna?”

“Ne derse der, senin milletvekilliğine ben gayret ettim. Atatürk’ün, adı dedikodulara karışmış bir Meclis üyesine tahammülü yoktur!”

Mithat, ağlamaya başlar.

“Bırak ağlamayı, erkeğin ağlaması da ne oluyormuş?”

Mithat; “Hayır Ali Bey, milletvekilliğinden istifa etmem. Ben namuslu bir insanım. Kimsenin de yüzüme kara çalmasına razı değilim. Eğer temsilciliğim sakıncalı görünüyorsa, bundan çekilirim, kararım bu.”

“Sen bana ne yapayım dedin, ben de sana yol gösterdim. Karar elbette sana ait. Benim söyleyeceğim bu kadar.”

O akşam Atatürk’ün sofrasında yine beraberdirler. Atatürk, Mithat Beyle, Kılıç Ali arasındaki görüşmeden haberdar edilmiştir.

Kılıç Ali’ye sorar: “Ne oldu Kılıç, eniştenle konuştun mu?”

“Konuştum Paşam, kendisine milletvekilliğinden istifa etmesini söyledim. Bu beni herkese karşı suçlu gösterir, istifa etmem gerekiyorsa mümessilliklerden istifa ederim dedi.”

“Doğru söylemiş! Bu durumda bir milletvekilinin istifası, yalnız kendisini değil, Meclisi bile kamuoyunda şüpheli gösterir. Fazla ileri gitmişsin! Peki, mümessilliği bıraksa, başkası bunu almayacak mı? Bir temsilciliğin bilmediğimiz insandan mı olması iyi, yoksa tanıdığımız birinde mi? Yalnız, eksiltmeye katılan iki fabrikanın birden temsilcisi olması laf çıkarır. Madem birinin eskiden beri temsilciliğini yapıyormuş, yine yapsın! Milletvekili olmakla insan işini kaybedecek değil. Yarın seçilmezse, neyle geçinir bu insan? Ben, senin yerinde olsam, enişteme böyle söylerdim.”

***                   ***                   ***

Mustafa Kemal Atatürk, TBMM’nin yüceliğine, itibarına önem vermiştir. Gittiği her yerde TBMM’nin üstünde bir gücü, tanımadığını ilan etmiştir.

Milletin meselelerinin konuşulduğu, tartışıldığı yüce Meclisin, ana sütü gibi “helal” ve “temiz” kalmasına önem vermiştir.

Meclis’in; dürüst, namuslu ve erdemli kişilerden oluşması gerektiğinin altını çizmiştir.

Milletvekilleri de dâhil, hiç kimsenin ekmeği ile oynamamıştır.

“Beyaz eldiven” benzetmesiyle milletvekilinin, hem yüreğinin, hem vicdanını daima temiz kalmasını dilemiştir.

Yolsuzluğa bulaşan, mevkisini çıkarı için kullanan haramzadelere haddini bildirmiş; yasalara uyan, genel ahlak kurallarına ters düşmeyen kişileri yüreklendirmiştir.

Kaynak: Atatürk’ün Fikir Sofrası / İsmet Bozdağ

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ