Alexa
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
16°C
İzmir
16°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Çok Bulutlu
13°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C

Bir Başka Pencere

Bir Başka Pencere

Bu günkü yazımda değişik bir pencereden bakmak istiyorum. Aslında bu pencere tam da içinde bulunduğumuz durumu gösteriyor.

Değişik dememin sebebi kiminin göremediği, kiminingörüp de söyleyemediği, kiminin de bana ne? “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” dediği bir pencereoluşu.

Bu pencere yaşadığımız dünyada en büyük sorunun diyalogsuzluk olduğunu gösteriyor.

Bu gün dünyayı körlüğe ve sağırlığa mahkûm eden güç örgütleri kuşatmış.

Bunların marifetiyleinsanlar körleştiriliyor, sağırlaştırılıyor.

Gözlerimizin önünde yalan söylüyorlar, gözlerimizin önünde insanı küçümsüyorlar, değersizleştiriyorlar, gözlerimizin önünde insana işkence ediyorlar, yok ediyorlar ve yaptıklarını süslü sözlerle, görsellerle başkalarına mal edip algı oluşturuyorlar. Kitlelerin yarattıkları düşmanlarla savaşmalarını sağlayıp günlerini gün ediyorlar.

Diyaloğun bittiği yerde;kavga başlar, çatışma başlar, kavganın çatışmanın olduğu yerde;korku başlar, korkunun olduğu yerde;esaret başlar,kulluk başlar. Böyle bir ortamda ise hiçbir şey kök salamaz, yeşeremez, büyüyemez.

Artık insanlık gelecekten yoksundur. Düşünün geleceğe el atamayan; gelişme, iyileşme umudu olmayan bir yaşamın ne değeri olabilir?

Bu yüzden öğrencisi, velisi, üniversiteyi bitirmiş genci, bir işi olup çalışanı, işsizi, köylüsü, şehirlisi… Yani toplumun her kesimi gelecekten yoksundur.

Ülkemizin gençleri akın akın Avrupa’ya gidiyorlar. Çünkü ülkelerinde gelecek göremiyorlar. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin “…artık ülkemde dinlenmediğimi değil, istenmediğimi hissediyorum…” sözleriülkelerinde geleceklerini göremediklerinin ne hazin bir anlatımıdır.

İkinci temel sorun da budur. Gelecekten yoksun olmak, gelecek oluşturamamak!

Orduları yenmek için değil kaynaklara sahip olmak içinyapılan savaşlar hiç bitmiyor!

Elbette dünde paylaşım savaşları hep vardı amadün dünya küçük bir köy değildi.

Gelinen noktada “Tükenen şey insan, Tüketilen şeyse insanlık”!

Sorun büyüktür. Eğer yaşadığımız gerçeklik bir soru olsaydı. Onun yanıtını bulur ve sorunu çözerdik. Yaşadığımız şey bir sonuçtur ve sonuçlar değiştirilemez.

Peki, öyleyse ne yapılmalıdır?

Yapılacak şey sonucu soru formatına dönüştürüp nedenselleştirmek!

İşte bunu yapabilirsek paslanmış vizyonlardan uzaklaşırız.

İşte bunu yapabilirsek ezberlerimizi bozup, yeniye ulaşırız.

Aksi aynı şeyleri söyleyip, farklı sonuçlar beklemekten öteye gidemeyiz.

Kuşkusuz dünyayı değiştirenler ortak amaçlar etrafında birleşebilenlerdir.

Bu yüzden ortak amaçları için bir araya gelebilmiş insanların çabaları çok ama çok değerlidir. Ancak onların amaçları etrafında sıkı sıkıya kenetlenmeleri ve birbirlerini aşağıya çekmemeleri koşuluyla!Aksı bu ortak amaç onları başkalarının kullanımına açık hale getirir. Bu da politikada en elverişli olan malzemedir.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan büyük Atatürk eğer halkı ikna edemeseydi, onları ortak bir amaç etrafında birleştiremeseydi bu gün bağımsız bir ulusumuz olamayacaktı.

Bu öyle ince bir çizgidir ki!

Koşulu da şudur. İnandırmak için inanmak gerekir. Eğer siz inanmıyorsanız kesinlikle kendinizi ele verirsiniz ve etrafınızda size inananlarıtek tek kaybedersiniz. Özetle arkadaki niyet başkaysa amaç oluşturulamazsınız.

Gara operasyonunda 3 komutanımız ile 13 rehinenin şehit edilmesi hepimizi yüreğini yaktı.

Ruhları şad olsun!

13 asker, polis ve kamu görevlimizin6 yıldır terör örgütünün elinde rehine olmasıne acı bir gerçek!

Başkaları da var mı?

Sınırım yine bilmediklerimiz bildiklerimizden fazla ve zor bir yerdeyiz.

Diyalogsuzluk, gelecek oluşturamama ve bu çıkmazı aşabilmek; değiştirmek, dönüştürmek için ortak amaç oluşturabilme…

Gelin ortak amacın gücünü, milletini ortak bir amaç etrafında birleştiren büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten dinleyelim:“Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez.”

 

ETİKETLER:
Yorumlar
  1. İnci Topçu Ada dedi ki:

    Adata olayları analiz edip hem gözlem yaparak hemde gözlemlerle çözüm leri bizlere sunuyorsun. Her geçen gün yeni bir yönünüz ortaya çıkıyor. Çok beğendim çözümlemeler harika.

  2. Yusuf İPEKLİ dedi ki:

    “Biz böyle değildik bize ne oldu
    Insanlar insanı yiyecek gibi
    Hal, hatır yerini kin, kibir aldı
    Herkes iyi oldu diyecek gibi….”

    Anlamlı çalışmanızı okuyunca, demek geldi içinden…