Alexa
Medya Siyaset

Bir Musibet

Bir Musibet

Siyasetçilerimizin televizyonlarda kamuoyuna hitaben yaptıkları konuşmalarda söyleyeceklerini tahmin ettiğim için pek dinlemem. Bu yüzden; anlattıklarını gazete özetlerinden veya köşe yazarlarının değerlendirmelerinden öğrenmeyi tercih ederim.

Hele Sayın AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ı dinlemeye hiç katlanamam.Bilirim ki Cumhuriyet Hükümetlerinin yapmış olduğu yollarla, kendi dönemlerindekileri yarıştıracaktır.

Küçümsemeye çalıştığı Cumhuriyet hükümetlerinin; toprakları emperyalist işgali altındaki, Osmanlı artığı 13 milyon nüfuslu bir ülkeyi kurtarıp, geliştirip, büyütüp70 milyonluk nüfusu ile 2002 yılında kendisine altın tepside sunduğunu görmezden gelir. Üstelik teslim aldığında ülke, Milli Gelir sıralamasında Dünya’da on yedinci sıradadır. Beğenmediği yöneticiler sıfırdan değil, eksiden devralmışlardı teslim ettikleri Türkiye’yi.

Kendisinin de varlık sebebi olan  bu cumhuriyeti yönetenler;  önce ülkede yaşayan veremli, sıtmalı, frengili, trahomlu bir halkı bu dertlerden kurtarmakla işe başladılar, okuma-yazma oranı nüfusun %5 inden ibaretti, askerde okuma-yazma öğrettiği erat arasından seçtiği gençleri, kısa dönemli kurslardan geçirerek köy öğretmenleri yaratıyordu.

Refah toplumu değildi ama okuma-yazma oranı  %100 lere yaklaşmış, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bir Türkiye devralmışlardı. Eğer sayıları yarıştıracaksak nerede olduğuna değil, nereden başladığını da göz önünde tutman gerekir. 130 milyar dolarla devraldığın dış borcun, 470 milyar dolara nasıl yükseldiğini de açıklamak zorunda kalırsın. Bunu açıklarken bugün doların 4 TL dan 7 TL ye fırlamasının nedeninin bu artışta gizlendiğini de açıklamış olursun. Diğer bir deyişle döviz kurlarındaki bu inanılmaz yükselişin tek sebebinin; Trump veya diğer dış güçlere bağlamanın inandırıcı olmadığını itiraf etmek zorunda kalırsın.

Sözü fazla dolaştırmadan söyleyelim. AKP hükümetleri her ne pahasına olursa olsun büyümeyi ve baba mirasını satıp,  sadaka dağıtarak seçim kazanmayı hedef almışlardır. Büyümenin kalitesini hiç önemsememişlerdir. Kaliteli büyüme;  üretimi ve buna bağlı olarak ihracatı arttırmayı hedefleyen büyümedir. Oysa 16 yıllık iktidar, sürekli cari açıklar ve sürekli dış borçlanmayla, kırılgan bir ekonomi yaratmıştır.

Ne yazık ki yıllardan beri yerli ve yabancı ekonomistlerce yapılan uyarılara küçümseyerek bakmışlardır. Burada Sayın Ege Cansen’in kulaklarını çınlatalım. Çünkü adam defalarca, cari açıkları dış borçlarla kapatarak, üstelik parasal dönüşü olmayan inşaat yatırımlarının bizi bugünlere getireceğini haykırıyordu.

En başta Sayın Cumhurbaşkanı inanmıyordu söylenenlere. Çevresindekilerden bazıları inansa da, hiç kıymet-i harbiye si yoktu.

Sonuçta bugünlere geldik.

Sayın Cumhurbaşkanımızın çok sevdiği, fakat işine gelmeyen sözlerini görmezden geldiği Mehmet Akif Ersoy’un bir sözünden sonra doğruları anımsatmaya çalışalım.

“ Tarih, tekerrürden ibarettir demişler; eğer ders alınsaydı tarih, tekerrür edermiydi hiç “Sayın Rahmi Turan; Sayın Erdoğan’ın konuşmasından aşağıdaki sözlerini aktardı köşesinde.“ Daha çok üreteceğiz. Daha çok ihraç edeceğiz. İhraç, ihraç, ihraç…. Üretim, üretim, üretim! Daha çok istihdam oluşturacağız. Daha çok ter dökeceğiz. Dışarıdan dövizle aldığımız her ürünün daha iyisini, daha kalitelisini burada üretip, biz dışarıya satacağız.”

Bu durumda kısaca “ BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN YEĞDİR  “ diyerek başlığı tamamlayalım.

Bu sözlere inanmak istiyor ve geçte olsa bu noktaya geldiği için kendisini kutluyoruz. Uygulama sırasında sözünde durursa….!

Kendilerine yardımcı olmak amacı ile Atatürk’ün,  başarısı kanıtlanmış uygulamalarından bazı bilgileri sunmaktan fayda umuyoruz. ( Metin Aydoğan-Türkiye Üzerine Notlar 1838-2018 )

1922-1925 arasında enflasyon yılda; %3,12, 1925-1927 arasında %1 oldu. Bazı fiyatlarda gerileme oldu. 1925 yılında 9,5 kuruş olan Fransız Frangı 1929 yılında 7,7 kuruşa, 187 kuruş olan ABD Doları 127 kuruşa düştü.

Dış Ticaret açığı 1930 da dış satım fazlasına dönüştü. Cumhuriyetin ilk yıllarında hiç olmayan altın stoku, 1931de6.127 ton, 1933 te 17.695 ton, 1937 de 26.107 tona ulaştı. Yine ilk yıllarda hiç olmayan döviz stoku ise 1938 yılında 28,3 milyon dolara çıktı. ( 105 )

Yabancı bankaların Türkiye’deki toplam mevduat içindeki payı, 1924 yılında %78 iken, 1938 de %22 ye, toplam kredi içindeki payı %53 ten %15 e düştü. Aynı dönem içinde kamu ve özel Türk bankalarının mevduat oranı, %22 den %78 e, kredi oranı %47 den %85 e yükseldi.

1923-1938 arasındaki 15 yılda, ortalama 8,4 ( 106 ) büyüme sağlandı. Türkiye’de uygulanan ekonomik önlemler, 1929 bunalımından etkilenen başta Almanya olmak üzere, birçok ülke tarafından uygulanmaya başlandı. Almanya;  Türkiye’nin izinden giderek kambiyo denetimi düzenine geçti ve enflasyonu önledi. ( 2 )

Cumhuriyet Türkiye’si Kibrit fabrikası yatırımı ve demiryollarının devletleştirilmesi dışında kredi almadı, çok acil ihtiyaçlar için dahi, hele- hele dövizle borçlanmayı hiç düşünmedi.

Batıların sermaye yoksunluğu nedeniyle bağımsızlığını koruyamayacağını söyledikleri Türkiye; onların hayret dolu bakışları altında, sivil havacılık alanında beklenmedik başarılar elde ediyor ve uçak yapıyordu. Üstelik bu uçaklardan 8 kişilik yolcu uçaklarını Avrupa’nın göbeğindeki Danimarka’ya satmıştı. Ancak NATO ya giriş kararından sonra ABD zorlaması ile Sanayileşme programlarından vazgeçildi. Makine Kimya Endüstrisinin gerçekleştirdiği uçak üretimine, 4 ünün Ürdün’e armağan edilmesiyle 56 uçaklık son parti üretimden sonra son verildi. ( 1 )

Yaa…..! Sayın Cumhurbaşkanı; Tek Vatan, Tek Millet, Tek Bayrak demekle anlatamazsın derdini elin Trump’ına.

Osman Arıkan

28.08.2018

 

  • Bilsay Kuruç ile söyleşi. Prof. Ahmet Taner Kışlalı “ Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliği
  • “ 1923-1939 Yıllarının İktisat Politikası açısından Değerlendirilmesi “ Korkut Boratav, İİTİA Mezunları Derneği İstanbul-1997 sf.39-52
Osman Arıkan

Osman Arıkan

1940 Bursa Orhaneli doğumluyum.İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden ve İstanbul üniversitesi İsletme fakültesi işletme iktisadı enstitüsünden mezun oldum.Özel sektörde yöneticilik yaptıktan sonra kendim bir şirket kurarak ticaret hayatına devam ettim. 1976-12 Eylül 1980 arası CHP il yönetim kurulu üyesi ve eğitim komisyonu başkanlığı yaptım. 1992 seçimlerinde SHP Bursa üçüncü sıradan ön seçimle milletvekili adayı oldum.Fakat Bursa da SHP milletvekili çıkaramadığı için seçilemedim. Halen Sade bir CHP üyesiyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ