Alexa
Medya Siyaset

Bir programda sarf edilen şu sözler

Bir programda sarf edilen şu sözler

Bir televizyon programında geçen
şu konuşmalara dikkatinizi çekmek
isterim.

“Bunların ekonomiyi düzeltmek için
yaptıkları iş bu. Faizi arttırayım mı,
azaltayım mı? Yeniden yastık altındaki
altınları bir kağıtta toplayıp borca mahsuben
dışarıya vereyim mi? Bunlar buna kalkınma
derler.
Müstemleke tipi efendileri gelip,
‘şuraya otoyol yapalım’ Niye? Kendi şirketi
kar edecek.
Kendi makineleri dururken
çürümeyecek. Yeri onlar seçiyor,
krediyi onlar getiriyor. Yolu onlar yapıyor.
Bunlar ne yapıyor oraya yol yapılmasına
müsaade ediyor. Ve de kurdele kesip
bir şey yapıyormuş gibi halkı aldatıyor.
Bunlar üretimci değil. Bunlar gerçek kalkınmanın
insanı değil. Bunlar oyalamacı, bunlar lafçı,
bunlar palavracı. Onun için 50 sene sonra
bu borçların içine düştük. Ve borçlar da gittikçe
artıyor.
Bir defacık Türkiye’nin temel
meseleleri nedir? Nereden ileri geliyor?
Nasıl çözeceğiz? Ehil uzman insanlarla ciddi
bir istişare yapıp bu meselelere fikir bile
yormamışlar. Sadece heyetler, el sıkışmalar,
kirvelikler düğünler orada hay huy.
Ve tecrübe dediğiniz Japonya’ya gidip
500 milyon dolarlık yeni borcu nasıl alayım?
Singapur’dan nasıl borç isteyeyim?
Bunların tecrübesi bu…
Bu tecrübelerden dolayıdır ki bu sıkıntıları
çekiyoruz. Şimdi bakınız 60 milyar dolar
borcumuz varken, ‘Milli politikayı nasıl
güderiz’
diyen bir insan iş başına geldiği zaman
önce bu borcu azaltmaya çalışması lazım
gelmez mi? İşleri güçleri hep bu sahadaki
bir nevi kumar oynarmış gibi faiz nispetleriyle
bu işleri oturdukları odadan düzelteceklerini
zannediyorlar.”

Soru geliyor,
Dış borç almadan bu işleri yürütmek
mümkün mü efendim?

“Elbette. Türkiye dünyanın en zengin ülkesidir.
60 milyon nüfusumuz var. Şu anda
kahvehanelerde çürütülen 9 milyon genç
çalışkan insanımız var. Bundan kıymetli
sermaye mi olur?”
***
1993’te Taha Akyol sordu,
Merhum Necmettin Erbakan yanıtladı.
***
Bugünle kıyaslarsak farklı bir şey var mı?
Yok…

Demek ki neymiş?
AKEPE Hükümeti o günkü hükümetten
çok daha başarısızmış.

———-
Yine en azından o günlerde tarımımız vardı.
ekip biçebiliyor, satabiliyorduk.

———-
İnsanlık vardı.
———-
Komşu komşudan, baba evlattan
lanet olası siyaset yüzünden nefret etmezdi.

———
İnsanlar inşallah, maşallah, hamdolsun,
Allah’ın izniyle gibi sözlere kanıp birilerini
bir yerlerini yırtarcasına alkışlamazdı.

———
Şehitlere alışmamıştık,
zamlar vardı ama güncelleme yoktu.

———
Ve en önemlisi görüntülere rağmen,
seslere ve belgelere rağmen yalan söyleyenin,
yolsuzluk yapanların ve aldatanların peşinden
kimse gitmezdi.

———

Ya işte böyle.
Neredeeeen nereye…

Yok yok düzen düzülen kısmına
girmeyeceğim.

Sevgiyle ve umutla kalın…

Fethi Akar

Fethi Akar

"Bir hiç... Birlikten dirlik, sevgiden aşk doğar anlayışını benimseyen, Milli Birlik, Milli Beraberlik ve Milli Ruh peşinden koşan Türkiye Cumhuriyeti delisi..."
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ