Alexa
DOLAR 7,1555
EURO 8,4677
ALTIN 472,345
BIST 1039,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

Biz Kazanacağız, Çünkü Akıl Bizdedir!

Biz Kazanacağız, Çünkü Akıl Bizdedir!
18.05.2020 - 13:50
A+
A-

Samsun; Milli Mücadelemizin başladığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatıldığı yer. Bu güzel ve kutlu şehri Milli Mücadelemizin 101’inci yılını idrak ederken, saygıyla selamlıyorum.

19 Mayıs; esasında onurlu, hür ve bağımsız bir şekilde yaşama hakkı elinden alınan bir milletin örgütlü bir mücadeleye başlamasının adıydı. Anadolu’nun birçok yerinde, işgale ve yok oluşa itiraz eden çoban ateşleri yakılmıştı. Eğer bunlar örgütlenemez ve bir çatı altında birleştirilemeseydi; kısa zaman içinde emperyalistler tarafından söndürülecekti. İşte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın niyeti; bu çoban ateşlerini harlamak, yenilerini yakmak ve birleştirmekti.

Vahdettin Su Katılmamış Haindi

Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a Padişah Vahdettin ve İngilizlerin onayı ile gitti. Görevi ise işgale karşı direnişi kırmak ve çoban ateşlerini söndürmekti. Ama onun kafasında tam aksini yapmak vardı! İngilizler, Mustafa Kemal Paşa’nın gerçek niyetini anlayınca geri çağrılmasını istediler. Arkasından idam fermanı bile geldi! “Mustafa Kemal vatanı kurtarmak için Vahdettin tarafından Anadolu’ya gönderildi” iddiası;Cumhuriyet ve Aydınlanma Devrimleri ile travmalı hale gelen ve sağlıklı düşünme yetisini kaybeden bir zihniyetin cahilce, şerefsizce ve ahlaksızca söylemiş olduğu bir yalandır.

Vahdettin, su katılmamış bir haindi ve İngilizlerin merhametine sığınmıştı. Vahdettin öyle bir İngilizcidir ki;İzmir’i İngilizlerin işgal edeceklerini sanarak, Nisan 1919’da bir Heyeti Nasiha (Nasihat Heyeti) oluşturup Ege Bölgesine göndermiş, bu heyetle halkı işgale hazırlamış, dahası İzmir’de direnişi örgütleyen Nurettin Paşa’yı görevden alıp İngilizci İzzet Paşa’yı İzmir’e atamıştır. Vahdettin’in tek derdi vardır; saltanatını kurtarmak.

Gözüm Sakarya’da, Kulağım İnebolu’da!

Milli Mücadelemiz,Samsun’dan başladı. Çünkü;Anadolu’nun düşman tehdidi açısından nispeten tek emniyetli cephesi burasıydı. 1917’de Bolşevik Devrimi olmuş, Çarlık Rusya’sı yıkılmış, Sovyetler Birliği kurulmuş ve artık kuzey komşumuz emperyalist şer cephesinden ayrılmıştı. Eğer Çanakkale geçilseydi, belki de tarih başka türlü tecelli edecekti.

Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği’nden silah ve cephane başta olmak üzere lojistik yardımlar aldık. Karadeniz’in kuzey limanlarından güneye 300 bin ton silah ve malzeme taşındı. Türk Denizcileri ve Karadeniz insanı olmasaydı, Kurtuluş Savaşı kazanılamazdı. Atatürk“Gözüm Sakarya’da, kulağım İnebolu’da” derken; bu gerçeğin altını çiziyordu.

Haklı Kavganın Arkasında Mustafa Kemal Vardı

Karadeniz insanının Milli Mücadelede verdiği destek şöyle şiirleştirilmiş:

İlyas, Temel, Süreyya, Hatçe, Ümmü, Gülizar

Bir yastığa baş koyup bir tetiğe basarlar

Kavganın haklı olanı erkek dişi bilmiyor

Bütün halk birlik olmazsa kavga haklı olmuyor.

Bu birliğin arkasında,Mustafa Kemal vardı.

Atatürk, Samsun’dan sonra Amasya’dadır ve 22 Haziran’da yayınlanan genelgede “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”ortak açıklaması yapılmıştır. Buradan da açıkça bellidir kiMustafa Kemal, mücadeleyi halka dayanarak yapacaktır. Önce Erzurum, sonra Sivas kongrelerini toplar ve 27 Aralık’ta Milli Mücadelenin merkezi yapmayı planladığı Ankara’ya gelir. 23 Nisan 1920’de, yani Samsun’a ayak basışının 11’inci ayında ise TBMM’yi açar.

Osmanlı Gelişimi Iskalamıştı

Atatürk, başından beri mücadelesini halka dayandırdı ve TBMM’yi Milli Mücadelenin ve Cumhuriyetin temel taşı yaptı. Çünkü Atatürk;aydınlanmacıydı, çağdaştı, Osmanlı’nın niçin hasta adam olduğunun, parçalandığının, yıkıldığının teşhisini doğru yapmıştı.

Osmanlı, hemen yanı başında bulunan Avrupa’daki gelişimin ve değişimin dışında kaldığı için hasta adam oldu, geri kaldı ve parçalandı.  Rönesans, reform, aydınlanma ve sanayi devriminin yaşandığı, monarşilerin, yani tek adam yönetimlerinin yıkılarak halkın temsilcilerinin bulunduğu parlamentoların en üst kurum olduğu özellikle 18’inci yüzyıldan sonra gerçekleşen akılcı ve bilimsel düşünce sistemine geçilen dönemi Osmanlı ıskalamıştı.

Alınması Gereken Kafa Yapısı İdi!

Osmanlı geri kaldığını fark etti, ama teşhisi doğru yapamadı. Gelişmişlik farkını yaratan kafayı değil, o kafanın ürünlerini alarak onlara yetişeceğini sandı. Alınması gereken ise kafa yapısı idi. Atatürk’te bu farkındalık vardı. Bu nedenle başından itibaren ortak aklı öne çıkarmaya ve mücadeleyi halka dayandırmaya çalıştı.

Türkiye, Milli Mücadelemizin 101’inciyılını idrak ederken ekonomik iflas ve beka sorunu başta olmak üzere birçok alanda çok zor günler yaşıyor. Nedeni ise bir asır önce çıkılan çağdaşlaşma ve aydınlanma yolundan ve rotasından sapmamızdır. Bu sapmada başat sorumluluk; çağdışı kafaya ve geçmişin aklına sahip olan iktidardadır.

 Atatürk’e Borçluyuz!

Yozgat’tan dönen Ethem ve ordusu Ankara’da gerek halk, gerekse Meclis tarafından büyük bir sevinç ile karşılanır. İsmet Paşa, Ethem’in Ankara’ya dönüşünü şöyle anlatır:

“Ethem Bey’in kuvvetleri Yozgat’tan Ankara’ya geldikten sonra, Ankara çarşısında ve Ankara’nınetrafında büyük panayırlar kuruldu. Yozgat’tan sürdükleri koyunları halkın gözüönünde satmaya başladılar. Olup bitenleri hüzünle seyrediyor, fakat bir şey yapamıyorduk.Atatürk’le beraberbir müfrezesini teftiş ettik ve muvaffakiyetlerini selamladık. Oradanayrılırken Atatürk’e sordum:‘Her biri pürsilah, tepeden tırnağa silahlı. Bunun kendilerine verdiği güven ve büyüklük duygusu ileherkese tepeden bakıyorlar. Bugün memlekete hakim olan kimdir? Bunlar mı, biz miyiz?’ Beraber yürüyorduk, Atatürk biraz durdu, düşündü ve şu cevabı verdi:‘Biziz, akıl bizdedir’’’.Bugün de biziz, çünkü akıl bizdedir.

 Newton;“Daha ileriyi görebildiysem; bunu omuzlarından baktığım devlere borçluyum. Bu devlerden biri Galileo, diğeri ise Kepler” demiş. Bugün biz de ileriyi görebiliyorsak ve ülkemiz her şeye rağmen çağdaş uygarlık yolunda ciddi bir mesafe kat edebildiyse; bunu omuzlarından baktığımızTürk Dünyasına, mazlum milletlerin ve İslam dünyasının en büyük devi Atatürk’e borçluyuz.

Bu duygu ve düşüncelerle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı kutlarım.

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

Türker Ertürk

Türker Ertürk

1957 yılında Trabzon’da doğan Türker Ertürk, ilköğrenimini İstanbul’da, orta öğrenimini ise Ankara ve Trabzon’da tamamladı. 1971'de Heybeliada’da bulunan Deniz Lisesi'ne başladı. Lise ve müteakiben o zaman yine Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanma saflarına katıldı. 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Bu görevde de birçok projenin gerçekleşmesini sağlayan Ertürk, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı icra edilen psikolojik savaşta komutanlarının bu süreci iyi yönetemediği ileri sürerek 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etmiş ve mücadelesine siyasi yaşamda devam etme kararı vermiştir. Türker Ertürk askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra birçok televizyon ve radyo programına katılmış, makaleleri yayınlanmış, çok sayıda konferansta konuşmacı olarak katılmıştır. Özden Ertürk ile evli olan Türker Ertürk'ün Deniz Sinem Ertürk İlhan ve Berrak Ertürk adlarında iki kız çocuğu vardır.
Türker Ertürk Tüm Yazıları
YORUMLAR
  1. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM. Üstün ve özgün komutan çok değerli ve sevgili amiral Türker ERTÜRK’ün gerçek ATATÜRK’CÜ YURTSEVER kalbine, askerce cesur ve usta eline, asla yılmaz ve yorulmaz altın kalemine sonsuz sağlık ve bağışıklık, mut ve kut, utku ve umut, en mutlu ve kutlu bir 19 MAYIS.