Medya Siyaset

Biz Ne Ara Bu Kadar Dağıldık?

Biz Ne Ara Bu Kadar Dağıldık?

Bugün ne siyaset, ne şu ne bu yazacağım sevgili okurlar… Bugün size “bizi” yazacağım,kaybolan,yiten dağılan “bizi”…

Çocukluğumu hatırlıyorum…

80 kuşağı olarak her halde boş arazilerde top oynayan, mahalle maçları yapan, sokakta düşen, dizi kanayan, üstü başı çamur olan son nesildik biz… Böyle Dünya’dan izole biçimde, güvenlikli site duvarları ardında, sanal dünyalara hapsolmadan Dünya’nın acısı ile tatlısı ile tüm gerçekliklerini sindire sindire yaşayarak büyüyen son nesildik…

Mahallemizin bakkal abisi vardı mesela, annemiz acil bir yere gitmesi lazım olsa gözü arkada kalmadan bizi emanet eder giderdi. Her mahallede Ayşe,Fatma teyzeler vardı susadığımızda kapısını çalıp su istediğimiz ya da kendi çocuğu acıkınca yanında biz de varsak bize de salçalı ekmek gönderen…

Osman Abi’lerimiz,Kemal Amcalarımız vardı bizim anneler mutfakta kahve falı bakarken kısa şortumuzla kucağına oturup bize masal anlatmasına bayıldığımız…

Gazozumuz  vardı mesela veya “Meybuz”… Hatırladınız değil mi? Veli Abi içinden gelip bize alıp gelirdi bazen hiç birimizin aklında şüphe olmazdı onları keyifle yeyip,içerken…

Çocuklar bir yere götürülecekse mesela Anıtkabir’e; mahallemizin tarih seven Hüsnü Amca’sı götürürdü… Ya bir tanemizin annesi babası da içerisinden zerre şüphe, endişe geçirmezdi…

Niye mi yazdım bunları?

Nasıl yazmayayım? Günlerdir memleketin dört  bir yanından, büyük küçük şehir fark etmeksizin çocuk istismarı haberleri geliyor… Bu “istismar” haberlerine bakıyorsunuz %90’ı yakın çevresi hatta akrabası…

E arkadaş yani bizim zamanımızın Ahmet Amcası,Kemal Abisi,Veli Amcası…

Ne oldu arkadaş bu topluma?

30 yılda nasıl bu şekilde yozlaştık, nasıl bu şekilde ahlaksızlaştık, nasıl bu şekilde sapıklaştık biz? Nasıl bu toplumda 9 yaşında kızla evlenilir, o kız gebe kalabilir, genç kayın validenden, annenin dizinin üzerinden tahrik olabilirsin diyen ahlaksız sapkın bir zihniyetin binlerce müridinin olabildiği günlere geldik?

Kültür emperyalizminin mi kucağına düştük Televoleler ile yoksa beynimizi uyuşturmak için klonlanmış programların piri Survıvor ve türevlerinin etkisi altında mıyız?

Evlenmek için kanal kanal gezip,şarkı söyleyip,göbek atıp,zarf içinde para alıp program yapımcılarının reyting kavgalarına meze olacak seviyelere hangi ara düştük biz?

Bizi hangi ara savurdular, hangi ara aile bağlarımızı kopardılar, hangi arada arkadaşlık-dostluk ilişkilerimizin üzerine kireç döktüler ve hangi ara en önemlisi vicdanlarımızı aldılar bizden?

Bakın bunun adını net koyalım,yumuşatmaya,evelemeye gevelemeye gerek yok…

Türk Dil Kurumu bakın İstismar kelimesini nasıl tanımlamış: “BİRİSİNİN İYİ NİYETİNİ KÖTÜYE KULLANMA”

Bizim daha okula gitmeyen çocuklarımız hangi “iyi niyeti göstermiş” olabilirler de doğacak sonuç “istismar” kelimesi ile karşılansın? Bu o meşhur “Rızası var” pislik gerekçenin zihinsel altyapısı ve bir kavramının içinin toplum menfaatlerine aykırı ve çocuklarımız için tehlikeli biçimde boşaltılmasıdır…

Bizim çocuklarımız istismara falan uğramıyor… Onlara hergün TECAVÜZ ediliyor ve maalesef bu durumu yaşayan, hayatları boyunca da bunun travmatik etkilerini atlatamayan,bazıları bu nedenle girdiği psikolojik bunalımdan çıkamayıp canına kıyan gerçek rakam maalesef bu ülkede bilinenin, medyaya yansıyanın çok çok daha fazlası durumunda…

Acilen ve radikal bir zihinsel dönüşü içerisine somamız lazım toplumuzu.Ve çocuklarımızı da eğitmemiz gerekiyor.

Toplumsal duyarlılığın iş işten geçtikten sonra mahkeme önlerinde nutuk atıp, slogancılık oynamak, şeref yoksunu sapıkları linç etmek olmadığını, iş işten geçmeden olacakların önüne geçebilmek için neler yapılabileceğine dair kafa patlatmanın “kafa göz patlatmaktan” daha etkili bir yol olduğunu kavramamız gerekiyor…

9 yaşındaki kız çocuğunu evlendiremeyeceğini o cahil babaya,15 yaşındaki bir kız hastaneye hamile olarak gelirse onu hastane kayıtlarına geçirmek zorunda olduğunu “okusa da cahil kalmış olan” doktora öğretmemiz gerekiyor…

Velhasıl çok ama çok şey yapmamız ve geleceğimizi kurtarmaya çocuklarımızdan başlamamız gerekiyor… Ve bunları yapmak için ayağa kalkmamız, bir adım atmamız ve taşın altına elimizi değil gerekiyorsa bedenimizi sokmamız tabii…

Ha bir de unutmadan, “BİZ NE ARA BU KADAR DAĞILDIK?” sorusunun cevabını aramamız gerek… Yanıtı bulursak yeniden aynı yanlış deryasında boğulmayalım da hayatımız kararmasın diye…

 

 

Celal Eren Çelik

Celal Eren Çelik

08.05.1980 tarihinde Ankara'da dünyaya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,EKONOMETRİ DERGİSİ’ndemuhabir, program sunucusu olarak devam etmiştir. Bu süreçte 2002yılında hafta içi 5 gün yayınlanan “GÜNÜN İÇİNDEN” programını canlı olarak bölüm hazırlayıp sundu... 2009 yılında sarı basın kartı almaya hak kazanan C.EREN ÇELİK, yine 2009 yılında Dünya'ca ünlü İngiliz haber kanalı BBC ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği eğitime katılmış eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak 2009 yılında Türkiye’de 34 gazetecinin aldığı “ULUSLARARASI GAZETECİLİK” sertifikasını BBC'den almıştır. C.EREN ÇELİK 2009 yılında aynı zamanda BAŞKENT TV'de “EREN ÇELİK İLE SOM AJANS” isimli gece bültenini yaklaşık 400 bölüm hazırlayarak sunmuştur. Mesleki hayatı boyunca 200’den fazla özel habere ve Türkiye’nin en önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile gerçekleşen röportajlaraimza atan C.EREN ÇELİK,2011 yılında kuruluş sürecinde BEYAZ TV'nin gece haber editörü olarak yer alsa da daha sonra editöryal olarak yaşanan müdahaleler sonrasında burdaki görevinden istifa ederek MEDYA METROPOLİS firmasını kurmuştur. MEDYA METROPOLİS bünyesinde hali hazırda METROPOL GAZETESİ ve ulusal olarak yayın yapan EKO PRESTİJ DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliğini yapan C.EREN ÇELİK,GENÇ GİRİŞİM ve YÖNETİŞİM DERNEĞİ üyesidir ayrıca12 yıllıkevlidir ve öğrenimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF.Kamu Yönetimi bölümünde tamamlamıştır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ