Alexa
Medya Siyaset

Biz Olmalıyız | Serdar Yılmaz

Ben

Biz Olmalıyız | Serdar Yılmaz

Biz Olmalıyız | Serdar Yılmaz

Ülkenin içinde bulunduğu durumu anlamak ve anlatabilmek kolay görünmüyor.

İçeride siyaset tıkandı. Ekonomi tıkandı.

Dışarıda itibarsızlaştık.

Komşularla her geçen gün artan sorunlar.

Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşandı ABD vizeleri kapattı.

Sıkıntılar artıyor, büyüyor, hepimizi yutacak boyutlara doğru evriliyor.

Zor günler bizi bekliyor.

Paramızla silah alamıyoruz, üstü kapalı bir ambargo ile karşı karşıyayız.

Ülkeyi uzun süredir yönetenler beka sorunu yani gelecek sorunu var diyor, hemen birileri yok öyle değil, şöyle demek istedi tavrı sergiliyor, kraldan fazla kralcılık oynuyor.

İnsanlar olaylara ve gelişmelere kendi pencerelerinden bakma hastalığına yakalanmış durumda.

Kamplaşmış, bölünmüş, ayrışmış, gönül verdiği yapıların yanlışını göremeyecek kadar perdelenmiş bir toplum oluştu.

Hangi değerler üzerinden neyi nasıl değerlendiriyoruz?

Tartışamıyoruz, konuşamıyoruz, dertleşemiyoruz.

Ben ne diyorsam onu kabul et dayatması ile karşı karşıyayız.

Nereye gidiyoruz?

Yarınından endişelenmeyen insana rastlamadım, insanlarımız kaygılı, endişeli, umutsuz, mutsuz.

Yüzü gülen insan görmek neredeyse imkansız.

Neden böyle bir toplum olduk?

Daha dün birçok ortak değerlerimiz vardı. Sevinçte ve kederde buluşabiliyorduk, ortak duygular yaşayabiliyorduk.

Özellikle şehirlerde, çok daireli apartmanlarda kaç aile birbirini tanıyor?

Her geçen gün birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Bireyselleştik, yalnızlaştık, bütünden koptuk, koparıldık, konuşmakta zorlanıyoruz, dinlemekte zorlanıyoruz.

Tahammüllerimiz azaldı, öfkemiz arttı. Neden?

Bu toplumun varlığını geleceğe nasıl taşıyacağız?

İnsanların kendilerini ifade edebilecekleri alanlar daraldı, daraltıldı.

TV lere sözde uzman diye çıkarılan aslında bazı projelerin görevlisi ve sözcüsü olan adeta toplumu şekillendirmek için görev yapanların söyledikleri ile beslenen bir yeni nesil oluştu.

Bunlar ne okuyorlar, ne araştırıyorlar, söylenenleri gerçek kabul edip hüküm kuruyorlar, asıyorlar, kesiyorlar.

Büyük yalan söyleyen büyük politikacı sanılıyor.

Hukuk yok, ilke yok, kural yok.

Bu şekilde daha ne kadar yol alabiliriz?

Yazımın sonunu Afrika’dan bir öykü ile bağlamak istiyorum.

Kıssadan hisse….

“BEN BİZ Olduğumuz Zaman BEN’İM…

AFRİKA’da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir, ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır. Onlara, “Haydi, şimdi başla! Birinci olan alacak!” der. O an bütün çocuklar elele tutuşur, koşarlar ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar. Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı verirler; “Biz “UBUNTU ” yaptık: Yarışsa idik, yarışı kazanan bir kişi olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik.” Ubuntu’nun anlamını açıklarlar onların dilinde: Ubuntu: “Ben, Biz Olduğumuz Zaman Ben’im”…”

Biz olmayı başarırsak yaşayabiliriz, çok zor değil, biraz birbirimizi anlamaya gayret etmemiz, çaba harcamamız yeterli. Başkaları mutsuz iken nasıl mutlu olabiliriz. Asıl mesele “BEN” değil “BİZ” olabilmekte, işte o zaman güzelleşecek, daha yaşanabilir olacak “DÜNYA”…

 

Serdar Yılmaz

Serdar Yılmaz

Emekli öğretmen, siyaset, yakın tarih,ekonomi, meraklısı, okur yazar....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ