Alexa
Medya Siyaset

Bu Tablodan Demokrasi Çıkar mı?

Çıkış yolu ‘’Demokratik, kuvvetler ayrılığına dayalı Başkanlık’’ sistemidir. Ya da Türkiyeyi tamamen şeriatın kucağına atmaktır.

Bu Tablodan Demokrasi Çıkar mı?

Kadir Has Üniversitesinin yaptığı araştırmada  halkın çoğunun  muhafazakar olduğu , kitap okumadığı, ekonomiden rahatsız olduğu tespiti yapılmış.

Dindar ve muhafazakar olmak söyleminin öne çıkması demokrasi açısından önemli. Sayın Başkan ‘’Hem dindar hem laik olunmaz ’’buyurmuşlardı. Anketin sonuçlarına bakacak olursak : Araştırmada yer alan diğer sonuçlar şöyle:

Kendini ‘dindar‘ diye tanımlayanlar: Yüzde 30.9.
‘Muhafazakar´ olarak tanımlayanlar: Yüzde 13.5.
‘Dindar/muhafazakar´ olarak tanımlayanlar: Yüzde 44.4.
‘Cumhuriyetçi/Kemalist´ olarak tanımlayanlar: Yüzde 16.9.
‘Sosyal demokrat´ olarak tanımlayanlar: Yüzde 6.3.

Seçenekleri ikiye indirgediğimizde kabaca demokrasi taraftarlarının en fazla  yüzde 19.9, dindar ve muhafazakar olarak tanımlayanların  yüzde 44.4  olduğu ortaya çıkmaktadır. Hemen hemen nüfusun yarısına yakını dindar veya  dindar muhafazakar gözükmektedir. Laiklik ve demokrasi yanlıları ise  yüzde 19.9 oranında olması karşımıza şu tabloyu çıkarmaktadır.

Hemen hemen yüz kişiden 50’ye yakını dindar muhafazakar iken,20 kişinin laik ve demokrasi yanlısı olması Türkiye’nin geleceğinin de ip uçlarını veriyor.  Geriye kalan yüzde 30 ise ortada kalan bir kütleyi temsil ediyor. Demokrasinin galip gelebilmesi için bu kitlenin tamamının yüzde 20’lik kesimi desteklemesi gerekir ki buda imkansız ve olağan dışı bir olay.Çünkü ok parçalı bir yapıdan bu desteğin çıkması hayaldir. Kazanıla bilinir mi? O’da muhalefetin bileceği iş.

Dindar muhafazakarlığı destekleyen bulgularda araştırmada yer almış bulunuyor. Günlük yaşam ve kültürel açıdan baktığımızda:Televizyon izleyenler: Yüzde 94.3.Hiç tiyatroya gitmeyenler: Yüzde 81.4. Hiç kitap okumayanlar: Yüzde 60.9. Gazete okumayanlar: Yüzde 57.5. Hemen hemen 10 kişiden 6 kişi gazete ve kitap okumuyor. Okunan gazeteler ise bedava dağıtılan gazetelerin olduğu da unutulmamalı. Yüz kişiden 95’i TV izliyor. TV ler kimin elinde ?dindar muhafazakarların elinde bu bağlamda halkın yüzde 50’ye yakın dindar muhafazakar olması hiçte yadırganmamalı ve bu oran gelecekte daha da yükselecektir. Başkanlık sistemini benimseyenler ise yüzde 58.5. Bu rakam bir yerde sayın Erdoğan’a olan destek yüzdesi olarak görülebilir.

Hükümetin ekonomi politikasını başarılı bulanlar: Yüzde 33.6, Türkiye´nin bölünme tehlikesi altında olduğunu düşünenler: Yüzde 18.8. Ekonomik gelişmelerden hiç etkilenmeyenler: Yüzde 21.9. En büyük sorun işsizlik diyenler: Yüzde 27, En büyük sorun hayat pahalılığı diyenler: Yüzde 17.8.

Şimdi soralım bu tabloya nasıl iyi dersiniz ve Türkiye’de  nasıl demokrasi ararsınız?

İktidar-muhalefet girdabında savrulup giden bir Türkiye var. Uygulanan ekonomik politikalar dibe vururken, siyasi İslam tavan yapmış durumda. Yeni görüş ve uygulamalara şiddetle Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Kuveyt’ten gelen para ile seçim, tarımsal ürünleri ithal ederek üretici olmak gibi bir çıkmazın içindeyiz. Para iktidar ikilisi her zaman galip gelecektir. Ekonomik durum ne kadar kötü olursa olsun, Türkiye bölünmenin eşiğinde olsun belli bir kesimin hiç umurunda değil. Bir avuç demokrasi havarisinin çırpınışları içinde günler gelip geçiyor. Yerel seçimden sonrası için ‘’seçim sonrası tufan’’ demek pekte abartılmış bir görüş değildir. Döviz ve gıda maddeleri baskı altında tutulurken, sanayi ürünlerinin de gramaj ve kaliteleri düşürülerek fiyatları aşağı seviyelerde gösterilmektedir. Bu koşullarda Türkiye´de yaşamaktan memnun olanlar yüzde 38.8 olarak, diğer bir söylemle her yüz kişiden 40 kişi hayatından memnun olduğunu belirtmiş. Kim memnun olabilir? Tabi ki iktidar yanlısı ve nemalananlar. Ekonomik olarak halk fakirleşmiş, alım gücü nerede ise sıfıra yaklaşmış, işsizlik üst seviyelere çıkmış, iflasların ardı arkası kesilmiyor.İşte bunların arasında kaymak tabaka yüzde kırkları bulmuşsa. AKP iktidarının değişmesi şimdilik ufukta gözükmüyor. Hangi siyasi iktidar olursa olsun arkasına yüzde kırklık kemikleşmiş bir oy depolaya bilmiş, hazineyi ve tüm kurumları kontrolü altına alabilmiş  ve karşısında dağınık, üretken olmayan, halka heyecan ve umut vermeyen bir muhalefet  bulduğu müddetçe yeri geldiğinde ‘’Anayasa mahkemesinin kararını tanımıyorum’’ demekte ve hodri meydan diyebilmektedir. Sayın başkan haksızda değil.

Atı alan Üsküdar’ı geçmiş, bal tutan parmağını yalamaktadır. Gerisi  ‘lâf ü güzâf’. Çıkış yolu ne diyeceksiniz? Çıkış yolu bellidir. Aydınlar ve demokratlar bunu çok iyi bilmekteler ancak yazamıyorlar, konuşamıyorlar. Bilimsel araştırma ve yazı yazarak görüşlerini belirtenler, sözel olarak ifade edenler en kısa yoldan cezalandırılmakta yazıp yazacağına, söyleyeceğine bin pişman edilmektedir. Çıkış yolu ‘’Demokratik, kuvvetler ayrılığına dayalı Başkanlık’’ sistemidir. Ya da Türkiyeyi tamamen şeriatın kucağına atmaktır.

*  ‘lâf ü güzâf’ saçma sapan söz, boş-faydasız lakırdı anlamına gelir

İstatistik Kaynak: diken.comtr

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ