Alexa
DOLAR 7,8855
EURO 9,3474
ALTIN 465,772
BIST 1314,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 17°C
Parçalı Bulutlu

Bunlara Kendimizi Tanıtacağız

Bunlara Kendimizi Tanıtacağız
21.04.2020 - 21:42
A+
A-

Kemalettin Sami Paşa, Atatürk’ün daveti üzerine birlikte Ankara Palas’a giderler.
Orada tanıdık bir kaç kişiye daha rastlarlar.
Birlikte yiyip, içip, eğlenirler.
Atatürk, gece yarısına doğru Fransız Büyükelçisi’nin içeriye girdiğini görür.
Masasına davet eder.
Hem içip, hem söyleşirler.
Atatürk, Paris’te geçirdiği günlerini anlatır.
Büyükelçi:
“Ekselans, Paris’i bir daha görmek istemez misiniz?”
Atatürk:
“Nasıl görmek istemem? Gençlik hatıralarımı tazelerim.”
Bu yanıta çok sevinen Büyükelçi:
“Böyle bir seyahat Fransa’yı çok sevindirir. Ben de refakatinizde bulunmaktan şeref duyarım. En büyük Fransız zırhlısı bizi İzmir’de alır. Akdeniz donanması emrimize verilir. Marsilya’ya çıktığınızda Fransız ordusu kumandanız altına girer. Hükümdarlara yapılmayan bir törenle karşılanırsınız.”
Sesizce Büyükelçiyi dinleyen Atatürk:
“Bu daveti siz kendiliğinizden mi yapıyorsunuz, yoksa hükümetiniz adına mı konuşuyorsunuz?”
Büyükelçi kendini toparlar.
“Muvaffakiyetinizi hükümetime bildirirsem, hükümetim de bunu büyük bir şeref sayar” cevabını verir.
Atatürk kesin bir dille:
“Ekselans, Paris’i çok görmek istiyorum, ama büyük törenle karşılanacağım Paris’i değil. Ben Paris’e, dünyanın bu güzel şehrine, operalarını, tiyatrolarını, revülerini, zarif kadınlarını bir daha görmek için gitmek isterim. Dedim ya gençlik hatıralarımı tazelemek için… Böyle olunca da belli olmadan gitmek isterim. Yoksa törenlerle karşılanmak için değil.”
Büyükelçi gaf yaptığını anlar, izin isteyerek sofradan ayrılır.
Atatürk’ün neşesi kaçmıştır.
“Kalkalım çocuklar, sofraya Çankaya’da devam ederiz.”
İki-üç arkadaşını yanına alarak Ankara Palas’tan ayrılırlar.
Yolda, Kemalattin Sami Paşa:
“Elçi çok fena bozuldu ama söylediğine de söyleyeceğine de pişman ettiniz.”
Atatürk’ün kızgınlığı geçmiştir.
“Bana bak Kemal, sen de başıma kırk yıllık diplomat kesilme. Adamın zihniyetini anlamadın mı? Bu Avrupalılar bizi bir türlü kavrayamıyorlar. Adam beni bir Şark emiri sanıyor. Hangi donanmayı kimin emrine, hangi orduyu kimin kumandası altına veriyor? Bunlara kendimizi tanıtacağız, kim olduğumuzu öğrenecekler. Yoksa ben kaba bir adam değilim çocuğum.”

KAYNAK: Anılarla Atatürk / Neriman Şimşek

ETİKETLER:
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.