Alexa
Medya Siyaset

Bütün inananların Allah’ı, veya Tanrısı var

Bütün inananların Allah’ı, veya Tanrısı var

AKP ‘nin iktidara geldiği iki binli yılların başına dönecek olursak: Türkiye’nin nerede olduğunu ve nereye savrulduğunu çok net bir şekilde görürüz.

Ecevit başbakan, yer sade vatandaşın bile elini kolunu sallayarak yürüdüğü Kızılay’da ki eski başbakanlık binasının önü. Ecevit binadan ayrılırken her zaman olduğu gibi kalabalık bir topluluk ve gazeteci bulunmaktadır. Vatandaşların arasında bulunan, esnaflık yapan bir vatandaş pahalılığı protesto etmek için beraberinde getirdiği yazar kasayı Ecevit’in üzerine fırlatır. Magazin basında günlerce konu edilen olayın kahramanı bir kaş saatlik ifadede sonra ne mahkemeye verilir nede herhangi bir cezaya çarptırılır. Ülkede demokrasi vardır. Her kim olursa olsun vatandaş bir Başbakana bile tepkisini çok rahatlıkla verebilmektedir.

Sene 2018 acaba bugün böyle bir tepki verilebilir mi? Asla verilemez. Bırakın bire bir tepki vermeyi, yanına yaklaşabilmeyi, sesinizi duyurabilmeyi uzaktan bile olsa yüzlerce eskort konvoyu ile geçmekte olan başkana arkanızı bile dönemezsiniz.  Sıkıysa dönün. Bırakın kendinizi yedi ceddinizin anasını ağlatırlar. Başkan der ki ben diktatör değilim der. Uygulamalar ise tam tersini söyler. Muhalif olana birde yafta asılır. Terör örgütüne yardım yataklık etmektedir. Ve başlar sürünmesine mücadelesine. Sonuçta bu mücadeleyi kazanan yoktur. Hep süründürenler galip gelmiştir.

Evet, 2002 de ekonomi bozuktu, bugünü aratmıyordu. Hükümet, o zaman Dünya Bankasından görev yapan Kemal Derviş’i göreve getirdi. Ekonomik reform paketi uygulamaya kondu ve ülkrde rahatlama sağlanmaya başlandı. Ecevit’in koalisyon ortağı Bahçeli idi. Reform sürecine ilk çelmeyi taktı ve erken seçim isteyerek AKP’nin iktidara gelmesini sağladı. Bugünde iktidara payanda olarak görev yapıyor. Tabi bu arada boş durulmadı Ecevit bir türlü iyileşemediği hastalığa tutuldu. Kimilerine göre dış güçler tarafından Parçalandı. AKP hazır bir programı, kapitalizm sosu ile uygulamaya başladı. İMF yardımı, bir dizi kapitalist düzene uymak için yapılan ne varsa sat kurtul uygulaması ile Türkiye pazar olarak cazip hale geldi. AKP elde ettiği avantajı hep seçim kazanarak bugüne kadar kullandı. Bugün ise deniz bitti, kara göründü. Acaba yeni bir fırsatta yakalayarak fırsat yaratabilir mi? Atasözümüz ‘’çekirge bir sıçrar iki sıçrar der’’.

Lira değer kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. ABD dolarını değer kazanması ile birlikte dolar az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden çekilerek ABD’ nin dış  yatırımlarında kullanılmaya başlandı. Birde buna Türkiye’deki otokrasinin yönetimin hataları, iniş çıkışları eklediğiniz durumun vahameti ortaya çıkıyor. Malum piyasalar, faiz lobisi, dış güçler, Amerikan komplosu gibi söylemlerle iç politikaya sebep ve sonucun kendisine ait olmadığı vurguluyor. Ama ne söylenirse söylesin ekonominin altın kuralları asla değişmiyor. ‘’Bizim Allah’ımız var’’ gibi hamasi söylemler yatırımcıya güven yerine endişe ve tedirginlik veriyor. Acaba Türkiye nereye gidiyor ne yapmak sorularında beraberinde getiriyor. Bunun anlamı ise ekonominin geldiği çaresizliği ortaya koyuyor. Şu bir gerçek ki hak, hukuk, özgürlük ve demokrasinin bulunmadığı ülkelerde asla ve asla yabancı yatırımcı kalmaz.

İşin özü budur. Eğri oturup doğru konuşalım. İşin içine dini, mağduryeti karıştırarak iç politikada prim yapma yolunu seçmeyelim. Gerçeklerle yüz yüze gelelim ve iktidar uğruna ülkeyi, ülke insanını heba etmeyelim görüşünü savunanlar destek verelim. Satarak, peşkeş çekerek, zorlayıcı yasa hükümleri ile geminin yol alması imkansız. Henüz gemi yarım batmış vaziyette. Dış ülkelerle, birbirimizle olan kavgaların bittiği gün gemi yol almaya başlayacak aksi durumu düşünmek ve yazmak bile ürpertici.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ