Alexa
Medya Siyaset

Büyük Gayeler Ancak Milletin Gücüne Dayanırsa Kurtarıcı Olur

Ben, Mustafa Kemal, milletimin ne düşündüğünü bilen, ne hissettiğini duyan, dertlerinin ne olduğunu anlayan biri olmakla övünürüm.

Büyük Gayeler Ancak Milletin Gücüne Dayanırsa Kurtarıcı Olur

Birinci Görev Okulu

Mustafa Kemal Paşa’nın 21/22 Haziran 1919 gecesi Amasya’da yayımladığı, İstiklal Harbimizin işaret fişeği olan genelgenin esaslarından biri Sivas’ta millî bir kongrenin toplanması kararıdır. Kongreye davet genelgesi sivil ve askerî makamlara, İstanbul’daki bazı önemli kimselere gönderilir.

Bu mektupta şu ifade yer alır:

Yalnızca gösterilerle büyük gayeler gerçekleştirilemez. Bunlar ancak milletin ortak gücüne dayanırsa kurtarıcı olur.

Gazi Paşa bu ifadesiyle ne demek istiyor? Bu görüşünü Atatürkçe nasıl yorumlayabiliriz?

Anlamı açık: Bir davayı millet benimsemedikçe, o davaya destek vermedikçe başarı sağlanamaz. Peki, nasıl olacak bu?

-Milletin davayı sahiplenmesi sağlanacak,

-Maddi ve manevi desteği sağlanacak.

Atatürkçe düşündüğümüz zaman, sorumuz ve kısa yanıtı neler çağrıştırıyor bize?

Yakın arkadaşlarıyla bir 1. Görev ekibi oluşturarak, Kemalizm’i yeni baştan doğru olarak öğrenmeye çalışan Yonca’ya sordum. Gördüm ki, Yonca iyi yetişmiş, hayli ilerlemiş Atatürkçülüğü yeniden öğrenme hedefinde… Gurur duydum, aşağıdaki muhteşem yanıtı verdi bana.

* ** *

Bir milletin bireylerinde hâkim olması ve kesinlikle uyulması gereken şey,  doğru yolda yürüyebilmeleri için biricik esas Millî İrade’dir; milletin ortak arzuları, milletin ortak düşünceleridir. Ülkesi ve milletine faydalı bir iş yapmak isteyenlerin her an göz önünde tutmaları gereken prensip, milletin gerçek istek ve eğilimleridir. Millet hizmetinde öncü olmak isteyenlerin esin kaynağı, milletin gerçek duyguları ve emelleri olmalıdır.

Mitingler yapabilirsiniz, gösteriler yapabilirsiniz. Ancak bunlar büyük gayeleri hiçbir zaman kurtaramaz. Ne zaman kurtarıcı olur? Milletin bağrından fiilen doğan kudrete dayanırsa kurtarıcı olur! Milletin gücü dediğimiz, “milletin bağrından fiilen doğan kudret”  dediğimiz, Millî Egemenlik’tir. Millet; iradesini, istek ve emellerini işte bu gücüyle yerine getirir.

Her türlü başarının sırrı, her çeşit kuvvetin, kudretin gerçek kaynağı milletin kendisidir. Atatürk der ki, ben ve arkadaşlarım, birlikte giriştiğimiz bütün çalışmalarda, milletimizin yüksek yeteneği ve yüksek sağduyusu başlıca yol göstericimiz, başarı kaynağımız olmuştur. Bütün girişimlerimizde bizi başarılı kılan hakiki etken, her şeyin yardımcı ve destekçisi milletin kendisi oldu. Yapacak olan, başaracak ve kazanacak olan daima millettir. Millet önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve emeline uymak suretiyle yaşayabilir. Milletin irade ve emeline uymayanların sonu hüsrandır, yok oluştur.

Yine Atatürk diyor ki, bir milletin içinde güzel şeyler düşünen insanlar, olağanüstü işler yapmaya yetenekli kahramanlar bulunabilir. Ancak öyle kimseler tek başına hiçbir şey olamazlar; meğerki genel bir duygunun, genel bir iradenin, milletteki genel ihtiyacın etkeni, ifadesi ve temsilcisi olsunlar. Millete hizmet ederken, kendi emel ve düşüncelerimize göre değil, milletimizin emel ve düşüncelerine göre hareket etmeliyiz.

Bizim milletimiz, gerçek istek ve eğilimlerine aykırı düşüncede bulunanlara güvenmez, iltifat etmez. Ancak arzu ve yeteneğinin yönelmiş olduğu istikametleri görmeye çalışan ve görebilen evladını takdir eder, korur. Bu kadar emin bir samimiyet sinesinde olanca kuvvetiyle çalışan vatan evladı, her zaman verimli bir faaliyet alanı bulacağına haklı olarak emin olabilir. Biz sevgili vatanımıza ait olan çalışma ve mücadelelerimizde sarfına mecbur olduğumuz gücü, daima halkın ruh ve vicdanından aldık.

Ben, Mustafa Kemal, milletimin ne düşündüğünü bilen, ne hissettiğini duyan, dertlerinin ne olduğunu anlayan biri olmakla övünürüm. Bildiğim, duyduğum, anladığım şeylerin esası; yurttaşlarımda olan, onların büyük kalplerinde var olan cevherdir. Bu değerli cevherdir ki, milletimizi kazadan, belâdan, yok olmanın felâketinden kurtardı ve en kuvvetli, en sağlam dayanma temelimiz oldu.

* ** *

Sonuç olarak:

-Günümüzün aydınına ders olsun ki, halkı kazanmadıkça, halk davasına elini uzatmadıkça hiçbir hedefini gerçekleştiremez, hiçbir olumlu sonuç alamaz.

Gösteriler yapıyorsun, güzel yazılar kaleme alıyorsun, “şunu isteriz, bunu isteriz, şöyle olmalı, böyle olmalı” diyorsun. Yeterli değil, mutlaka halkın desteğini almak lazım! Yani davaya milleti dahil etmek, bunun yollarını bulmak lazım. Halk ne zaman ilgilenir, ne zaman uzatır elini sana? Dediklerini anlayabildiği zaman, girişimin kendi özlemleri, kendi istekleri arasında yer aldığı zaman!

-Atatürk’ün yukarıda sunduğum görüşlerinin her biri üzerinde ayrı ayrı durabilir, her biri hakkında yorum yapabilir, bugünkü sorunlarımız hakkında esinlenebilir, dersler çıkarabiliriz.

Yurtsever olarak, Atatürkçü olarak yapmamız gereken daima budur.

Birinci Görev Okulu da bunun için vardır.

EDİTÖR NOTU:

Prof.Dr.Cihan Dura’nın  beklenen kitabı “ATANAME” çok yakında çıkıyor.

Prof.Dr.Cihan Dura

Prof.Dr.Cihan Dura

Cihan Dura 5 Mayis 1940’da Ankara’da doğmuştur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Şubesi’nden 1964 yılında mezun oldu. 1968’de iktisat alanında doktora yapmak üzere Devlet burslusu olarak Fransa’ya gitti Yurduna döndükten 2 yıl sonra, 1979’da Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksek Okulu’nda Dr. Asistan olarak hizmet imkânına kavuşabildi. O tarihe kadar Milli Eğitim Bakanlığı Planlama Araştırma ve Koordinasyon Dairesi’nde memur, (1975-1976), Ticaret Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü Yabancı Sermaye Şubesi’nde (1976-1977) uzman, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü’nde proje değerlendirme uzmanı (1977-1979) olarak çalıştı. Kasım 1982’de “iktisadi gelişme ve uluslararası iktisat” anabilim dalında doçent unvanını aldı. 1984 baharında naklen Erciyes Üniversitesi İİBF’ne atandı. O tarihten itibaren bu fakültenin İktisat Bölümü İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat anabilim dalında öğretim üyesi olarak çalıştı. Mart 1989’da aynı anabilim dalında profesörlüğe yükseltildi. Mayıs 2007'de emekli oldu. Cihan Dura Ekim 1977 de, Nevin Tüzün’le evlenmiştir. İki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ