Alexa
DOLAR
8,3198
EURO
10,1141
ALTIN
499,70
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
29°C
Ankara
29°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Gök Gürültülü
23°C

Büyük Millet Meclisi ve Atatürk

Büyük Millet Meclisi ve Atatürk

“Şahsım yönetimiyle” iyice etkisizleştirilmiş olan TBMM’nin kuruluşunun 101. Yıl dönümünü kutluyoruz.

Atatürk’ün  Kurtuluş Savaşını başlatıp sürdürdüğü ve Cumhuriyeti  kurup devrimlerini başlattığı zaman, Dünyada parlamenter demokrasinin değil, sağlı sollu dikta rejimlerinin yaygınlaştığı bir dönemdi.

Atatürk, askerlikteki rütbelerinin hepsini birbirinden  çetin  savaşlarda zaferden zafere koşarak kazanmıştı. Ama hiçbir zaman, askerlik alanındaki şerefli hizmetlerinden aldığı güçle ülkeyi yönetme hevesine kapılmadı. Ulusal iradeden başka bir iktidar dayanağı kabul etmemeye büyük özen gösterdi.

Nitekim 1924 yılında yaptığı bir konuşmada : “Büyük Milli dertler şimdiye kadar ancak BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’nde şifa buldu. Gelecekte de yalnız orada kati tedbirlerini bulabilecektir.” demiştir. Ki; tarih sağlı sollu dikta rejimlerinin yaygınlaştığı bir dönemdi. Sovyetler Birliğindeki rejim bir komünist diktatörlüktü, İtalya’da faşist diktatörlüktü. Bunu Almanya’da Nazilerin, İspanya’da Franko’nun Portekiz’de Salazar’ın faşist dikta rejimleri izlemişti.

Ama O hiçbir zaman çıkıp “ Verin şu yetkileri kardeşinize, bakın ülke nasıl yönetilir” dememiştir. Bunu demeyen insan arkasında büyük askeri zaferler olan, iki üç yabancı dili, felsefe tartışacak kadar bilen, dört binden (4.000) fazla  kitap okumuş bir liderdi.

Atatürk demokrasiyi  bir araç olarak değil, ( belli istasyona gelindiğinde inilecek bir araç)   bir yaşam biçimi olarak benimsemiştir.

Onun bütün milli dertlerin çözüm yeri olarak Millet Meclisini gösterdiği dönemde, gerek eğitim ve kültür düzeyleri gerek gelişmişlik düzeyleri bakımından o dönemdeki Türk toplumunun çok üzerinde bulunan bazı toplumlar henüz parlamenter demokrasiye geçemiyor, bunu hayal bile edemiyorlardı.

İşte büyük siyasi ve askeri deha bundan 101 yıl önce parlamenter demokrasiyi bu ülkede başlatmıştı. Onun için de ölümünden 81 yıl geçmiş olmasına rağmen gelmiş geçmiş siyasi liderler arasında hala bir numara.

Dünya sağlı sollu diktatörlüklerden geçerken, geri kalmış, yoksul ve eğitimsiz bir toplumda, Atatürk, parlamenter sistemi kökleştiriyor; Büyük Millet Meclisini, ulusal egemenliği, bağımsızlığın ve çağdaşlaşmanın vaz geçilmez temel kurumu olarak görüyor ve Ulusunu adım adım parlamenter demokrasi yolunda ilerletiyordu. O bunu yaparken, Avrupa’daki krallıklardan birçoğu henüz gerçek anlamıyla demokratik monarşiye dönüşmemişti. Birçok Avrupa ülkesinde parlamenter demokrasi daha bugünkü anlamıyla gerçeklik kazanabilmiş değildi.

O kendi çabasıyla kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisinde her türlü engellemelerle, oldubittilerle karşılaşmasına rağmen, Milli İradenin tecelligahı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini kabul etmiş ve bunu içine sindirmiştir.

Bugün Türkiye’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının yüz birinci senesinde eleştiri yaptıkları için, düşüncelerini açıkladıkları için Milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıyor, tutuklanıyorlar.

Yani hukuki ve de fiili olarak parlamentonun siyasi karar alma süreçlerinden dışlandığı, parlamenter fonksiyonlarda gerilemenin yaşandığı  bir süreçten geçiyoruz. Parlamenter fonksiyonlardaki bu gerileme, öncelikle 2107 Anayasa değişikleri ile gerçekleşti.

Tabii yaşamakta olduğumuz bu gerilememenin tek sorumlusu sadece 2017 Anayasa değişikliği değildir. Siyasi partilerin yapısını hesaba katmadan hükümet sistemine ilişkin değerlendirme hatalı olacaktır. Adı ister başkanlık sistemi, ister parlamenter sistem olsun, kuvvetler ayrılığına dayalı bir hükümet sisteminden söz edebilmek için öncelikle sağlıklı işleyen bir parti sisteminin olması gerekir.

Ülkemizde maalesef bu da yoktur. En az Anayasa kadar önemli olan siyasi Partiler kanunudur.

Bu ucube Anayasa değişikliğinden kurtulurken, Siyasi Partiler Kanunun da ele alınması şarttır. Modern anayasaların en belirgin vasfı olan demokrasi, siyasi partiler içersinde  de sağlanmadıkça demokratik bir anayasanın varlığı yeterli olmayacaktır.

Türk milleti için milli egemenliğe dayalı demokrasi vazgeçilmezdir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin  kuruluş günü olan  23 Nisanda, Ulusal  Egemenlikle çocuk bayramının  birlikte kutlanması, her Türk yurttaşının bu bilince daha çocukluk çağında ermesini sağlamak içindir.

Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    MUHTEŞEM bir karşılaştırmalı analiz ve sentez. Gerçek ATATÜRK’CÜ yazarı ünlü ve duayyen hukuk ve siyaset insanı sevgili Şahin MENGÜ’ye en yürekten tebrikler, derin saygılar, en iyi dilekler ve yeni başarılar.