Alexa
Medya Siyaset

Çanakkale Ruhu

Bu ülke kolay kazanılmamıştır. Her karış toprağında ayrı bir Mehmetçiğin kanı vardır. Her bölgesinde ayrı bir zafer rüzgarı eser

Çanakkale Ruhu

Çanakkale Zaferinin 103. Yıl dönümünü kutlayarak başlamak istiyorum yazıma.Öncelikle bize bu ülkeyi armağan eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimiz ile emeği geçen atalarımızın ruhu şad olsun diyerek…

Çanakkale Zaferinin, bu yıl Afrin operasyonunda vatan topraklarını korumak için mücadele eden Türk askerlerinin varlığı sebebiyle de ayrı bir önem taşımaktadır. Operasyonda şehit olan askerlerimiz de, yaklaşık yüz yıl önce bu vatanı müdafaa için şehit düşmüş Mehmetçiğin torunlarıdır sonuçta. Aynı vatansever kan ve aynı vatansever ruh bu vatanı bir koca asırdır ayakta tutmaktadır.

103 yıl önceki vatanımız ve o zamanlar henüz cumhuriyetin olmadığı topraklarımız…

Parçalanma eşiğinde kıvranan yaralı bir hükümdarlık olan Osmanlı Devleti, yabancıların taktığı isimle bir “hasta bir adam” gibi uzanıyordu sere serpe. Haliyle dış güçlerin gözü topraklarımızdaydı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeye başladığı dönemden Çanakkale Savaşları’na kadar geçen yaklaşık iki yüz yıl parçalanma alametleri belirmişti zaten. Bunun nedeninin, devlet adamlarının daha doğrusu padişahların basiretsizliği kadar, yönetim sistemlerinin bozulması olduğunu biliyoruz. Teorikte öğrendiğimiz ve tarih kitaplarında okuduğumuz bilgilerle pratikte yaşadıklarımızı birleştirince de şu sonucu çıkarıyoruz:

“Demokrasiye dayalı olmayan ve iyi yönetilmeyen her dikta hükümeti yıkılmaya mahkumdur.”

1914’te dış güçlerin hedefi, Çanakkale Boğazını geçerek topraklarımızı işgal etmekti. İşte bu yüzden tarihte “Çanakkale Savaşları” adını aldı. Türk tarihine ise bir destan olarak yazıldı. Çünkü ne Çanakkale’yi geçebildiler ne İstanbul’u alabildiler! Savaşın üçüncü cephesi olan Anafartalar’ın Grup Komutanı Mustafa Kemal bu başarısından dolayı albaylığa terfi etmişti. 18 Mart 1915’te kazanılan Çanakkale Boğaz Muharebesi Zaferi’ni takiben Çanakkale Kara Savaşı da zaferle sonuçlanmış, düşmana geçit verilmemişti. Askeri dehası, çalışkanlığı, azmi ile hareket eden Mustafa Kemal, Çanakkale Zaferinden bir süre sonra Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı.

Çanakkale Zaferi’nden Kurtuluş Savaşları’na, mücadele yıllarından Cumhuriyet’e giden bir öyküdür bu. Kurtuluş, askerimiz ve Türk halkının emek ve çabasıyla kazanılmış olsa da, bu öykünün başkahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunu görmezden gelmek cehalet ve vefasızlıktan öte, ülkeyi yönetme yetkisi şöyle dursun bu vatanda yaşamaya layık olmamaktır! Bu zihniyet, milyonlarca askerin kanıyla kazanılmış bu ülkeye ait olmamaktır! Ve Çanakkale Ruhu’nu taşımamaktır.

Bu ülke kolay kazanılmamıştır. Her karış toprağında ayrı bir Mehmetçiğin kanı vardır. Her bölgesinde ayrı bir zafer rüzgarı eser. Askerimiz buğday çorbası, üzüm hoşafı ve ekmek ile yetinmiştir. Hem de savaş şartlarında… Çanakkale’nin ağlatan menüsüdür bu! Binlerce gazi, binlerce şehit bırakmıştır bu vatan ardında. Kadınımız neredeyse cephede savaşan erkek gibi mücadele vermiştir. Yiyecek ekmeği bulamazken orduya para vermek için gerektiğinde saçını kestirip satmıştır.

“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.” demiştir Atam.
Çanakkale bir zaferden öte bir ruh olmalıdır her Türk vatandaşında. Öyle bir ruh olmalıdır ki, bu topraklarda yaşayan herkesi birleştirmelidir, Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) vatandaşı olduğuna dair. Teröristle, vatanı bölmeyi çalışanlarla mücadelenin yanı sıra; Çerkezi, Lazı, Kürtü ve etnik kökeni ne olursa olsun herkesi bu topraklarda öyle bir birleştirmelidir ki, vatanını seven her T.C. vatandaşı “Türk” olduğunu hissetmelidir. Çanakkale Ruhu, aynı zamanda ülkenin geleceği için her daim doğru tercih yapabilmektir. T.C. parlamenter bir sistemle kurulmuştur. Bu sistem halk egemenliğine dayanır, tek adam sitemine değil! İşte Çanakkale Ruhu, halk egemenliğinin dışında dayatılan tüm sistemlere “Hayır!” diyebilmektir! “Çanakkale Ruhu” budur!

Nihan Ertem

Nihan Ertem

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2000 yılında mezun oldum.Bir çok kurumda basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı görevinde bulundum. TRT Kent Radyo İzmir’de Radyo Sunucusu ve Yapımcısı olarak Ocak 2017 yılına kadar çalıştım. Mozaik adlı kitabın yazarıyım. Eğitim ve kariyer hayatım boyunca oluşturduğum birikimlerimi kullanarak, iş hayatıma başarılı bir basın danışmanı/halkla ilişkiler sorumlusu olarak devam etmekteyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Bu MUHTEŞEM yazının çok değerli yazarı sayın Nihan ERTEM’e ve özgün yayıncısı sevgili MEDYA SİYASET’e en yürekten duygular ve derin saygılarla sunuyor, ilişikteki naçizane dizeyi, dahi insan ve komutan Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere tüm Çanakkale kahramanlarına sonsuz bir minnet, şükran ve hasretle ithaf ediyorum :

    ONLAR, YÜCE KURTULUŞUN İLK ULU IŞIKLARINI YAKTILAR

    Onlar, Onbeşliler denen en yiğit neferlerdi,
    Onlar, albay Mustafa Kemal’e bağlı erlerdi.

    Onlar, Çanakkale cephelerinde,
    Ve cephe gerisindeki siperlerde
    Tam yedi başlı düşmana kurşun atarken,
    Ve tüm Gelibolu’yu canıyla savunurken.
    Uyku durak nedir asla bilmediler ve bilemezdiler,
    Ve küflenmiş ekmek yeyip bir tas acı çorba içtiler.

    Onlar,düşmana af ve aman dileterek öldüler,
    Ve omuzlarda taşınarak cennete gömüldüler.

    Onlar, eski Sevr’i yok edişin temellerini attılar,
    Ve o yüce kurtuluşun ilk ulu ışıklarını yaktılar.

    Onlara,tüm analar, kızlar ve kadınlar ağlar.
    Onlar,o günden beri ulusun kalbinde yaşar.

    Onlar,bütün yurda ve ulusa örnek olmuştur.
    Ve yeni Sevr’i yok edişe yöntem sunmuştur.

    Gönül Pınar Atacı, 18.Mart.2018

    ,

BİR YORUM YAZ