Alexa
Medya Siyaset

Celal Bayar’ın Atatürk Sevgisi

Celal Bayar’ın Atatürk Sevgisi

Tartışmalı bir konuyu yazdığımı biliyorum.

Celal Bayar’ı, koşulsuz savunanlar kadar, “acımasız” eleştirenler de var!

Eleştirilerin bazılarına katılıyorum.

Örneğin Atatürk’ün “bağımsızlık” çizgisini sürdürememiştir.

ABD emperyalizmine boyun eğmiştir.

NATO’ya girişin öncülüğünü yapmıştır.

Askerimizi Kore’ye gönderen karara onay vermiştir.

“Tahkikat Komisyonu”, “Vatan cephesi”  gibi akla ve mantığa ters işlere bulaşmıştır.

Döneminde basına sansür uygulanmış, yazarlar hapse atılmıştır.

***                                      ***

Aynı Celal Bayar, Milli Kurtuluş Savaşının “Galip Hocasıdır.”

Kelle koltukta, Vatan için savaşan öncüdür.

Ege’deki direnişi örgütleyenlerin başıdır.

Mustafa Kemal’in emirlerini yerine getiren kahramandır.

Savaştan sonra, Atatürk’ün yanında durandır.

İş bankasını kurandır.

Şunun altını çizelim:

Bayar, sıkı bir İttihatçıdır.

Bilindiği gibi İttihatçılar, Mustafa Kemal’i sevmezler.

Fakat Celal Bayar, Mustafa Kemal Atatürk’le birlikte hareket etmiştir.

Atatürk’ün döneminde Bakanlık yapmış, Başbakanlık makamına kadar çıkmıştır.

Demokrat Parti’nin kuruluşuna öncülük etmiştir.

Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Üçüncü Cumhurbaşkanı olmuştur.

Döneminde; Atatürk’ün heykelleri ne saldırılmış, laiklik karşıtı gerici hareketler yaşanmıştır.

Atatürk’ün arkadaşı Bayar, bu duruma isyan etmiştir.

25 Temmuz 1951 tarihinde TBMM tarafından kabul edilen “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” Bayar’ın ısrarı ile çıkarıldı.

Okuyucularımı o günlere götürmek istiyorum:

Tarih, 23/24 Şubat 1951.

Yer, Kırşehir, Çarşı Meydanı.

Kaide üstündeki Atatürk büstü gece karanlığında kırılmış, tahrip edilmiş!

Türkiye ayağa kalkmış, çirkin saldırı her yerde lanetleniyor.

Cumhurbaşkanı Celal Bayar, yeni bir Atatürk büstü yaptırır ve Kırşehirlilere armağan eder.

Ayrıca bu tür üzücü olayların tekrarlanmasını önlemek, yapanların ceza almasını sağlamak için Partili milletvekillerinden Türkiye Büyük Millet Meclisine yasa teklifi verilmesini ister.

Yasa teklifi verilir, komisyonda görüşülmeye başlanır.

Demokrat Partili bazı milletvekilleri, kişi için yasa çıkarılmasının demokrasi ile bağdaşmayacağını ileri sürerek tasarıya karşı çıkarlar.

Demokrat Parti’nin kurucu başkanı ve Üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar, itirazcılarla şiddetli bir tartışmaya tutuşur.

O günlere tanık olan Hayrettin Erkmen şunları anlatıyor:

“Demokrat Parti iktidarının birinci yılı içinde idik.

Cumhurbaşkanı Bayar, yolcuları arasında bulunduğum, Anadolu Ekspresi’ne bağlı özel vagonla, İstanbul’dan Ankara’ya dönüyordu. Katarda milletvekili başka yolcular da vardı.

Hareketten biraz sonra Cumhurbaşkanı tarafından özel vagona davet edildik.

Günün sorunları arasında, Atatürk heykellerine karşı girişilen adi tecavüz vakaları önemli bir yer işgal ediyordu.

Aslında bu saldırılar birkaç yıl önce başlamış ve giden iktidar tarafından önlenmemişti.

Yeni Hükümet, Büyük Kurtarıcının eserlerinin ve hatıralarının korunması için kanuni tedbirlerin alınmasına lüzum görmüş ve bu maksatla bir tasarı hazırlamıştı.

Hükümetin kararı basında, Türkiye Büyük Millet Meclisi kulislerinde, özellikle Demokrat Parti Grubu mensupları arasında çeşitli yorumlara ve tartışmalara konu yapılıyordu.

Özel vagona çağırılan milletvekilleri yerlerini alır almaz Bayar konuşmaya başladı.

Heyecanlı görünüyor, hiddetini dizginlemeye çalışıyordu.

Kısa bir girişten sonra zapt etmeye lüzum görmediği heyecanlı ses tonu ve kararlılığından şüphe edilmeyecek bir kesinlikle sözlerini sürdürdü:

‘Bu seri tecavüzlerin önlenmesi için çıkarılmasını benim de zaruri gördüğüm kanun engellenir veya maksadından saptırılırsa, banisini koruyamayan Cumhuriyet’in Başkanlık görevine devam etmem mümkün değildir.

Bu takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve partinizin (yani Demokrat Parti’nin) azası kalamam.

Cumhurbaşkanlığı’ndan milletvekilliğinden ve partinizden istifa edeceğim.

Davamı, tek başıma, milletimin huzuruna getirerek mücadeleyi orada başlatacağım.’

Sahne, tüm canlılığı ile bugün de gözlerimin önünde, kararlı ses, tüm titreşimleriyle, hala kulaklarımdadır.

Atatürk sevgisinin bu asil tezahürünü her zaman aynı hayranlık içinde anar ve yaşarım.”

***                                      ***

Celal Bayar’ın laiklik konusundaki hassasiyetiyle ilgili bir diğer örnek, Bursa Valisi İhsan Sabri Çağlayangil tarafından anlatılmıştır:

“Bursa’da kendini bilmez birkaç yobaz, 1957 seçimlerinden evvel, bir Cuma namazında, ‘biz Mehdiyiz’ diye ellerinde kılıçlarla Ulu Cami’nin minberine tırmanmışlar, olay çıkarmışlardı.

İzinli olduğu için o gün sivil elbiseyle namaza gelen bir polis memuru, büyük bir cesaretle bu çılgınlığın karşısına çıkmış, uyanık cemaatin yardımıyla yobazları anında hareketsiz kılarak valiliğe getirmişti.

Bursa Savcısı Turhan Kapanlı ile soruşturmaya henüz başlamıştık ki, Cumhurbaşkanı Bayar beni telefonla ve bizzat aradı:

‘Vakayı şimdi öğrendim, dedi.

Ne hareketin çabuk bastırılmış olması, ne de yapanların aczi, hadiseyi küçümsemeye sebep teşkil etmemelidir. Vakanın din ve dindarlıkla bir ilgisi yoktur.

Bunlar, Müslümanlığın ticaretini ve simsarlığını yapanlardır.

Yalnız olamazlar.

Mutlaka akıl hocaları, taraftarları, teşvikçileri vardır.

Hadisenin mihrakına inmeli ve bütün şebekeyi süratle meydana çıkarmalısınız.

Atatürk’ün irtica karşısındaki hassasiyetini hatırlayınız.

O sağ olsaydı bu olay karşısında ne yapacak idiyse, biz de bugün onları yapmalıyız.

Böyle hareket etmenizi, neticeye süratle ulaşmanızı bekliyor ve sizden istiyorum.’

***                                      ***

Ben, tarihi şahsiyetlerin, artısı ve eksisini kuyumcu terazisi hassasiyeti ile tartarım.

Vatan için, millet için, namus için kelle koltukta savaşmayı göze alan “fedaileri” takdir ederim.

Celal Bayar’ın kurtuluş savaşındaki özverili çalışmalarını inkâr edemem.

İnkâr eden; ya kördür, ya cahildir, ya ön yargılıdır.

Eleştirin; ama insafı, vicdanı unutmayın, sınırı aşmayın.

Tarihi çarpıtmayın.

Karalamayın, çamur atmayın, yalana başvurmayın.

Gerçekçi olun.

Bu günün değerleriyle, dünü karalamayın.

At gözlüğünüzü çıkarın, ön yargılarınızdan arının.

Ve okuyun ve okuyun, yine okuyun.

Kahramanlarımızı siyasete alet etmeyin.

Oy dilenciliği yapmayın.

Adil olun, hakkın ve adaletin terazisini yanıltmayın.

KAYNAK: Atatürk’ü Yeniden Düşünmek / Prof. Dr. Hikmet Özdemir

Medya Siyaset
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Baran Uslu dedi ki:

    Çok güzel yazmışsınız saygıdeğer Hocam. Bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederiz. Bu görüşlerin altına ben de imzamı atarım.

BİR YORUM YAZ