Alexa
Medya Siyaset

CHP’ye Bir Açık Mektup Daha

CHP’ye Bir Açık Mektup Daha

Ey CHP!.. (Hergün karşılaştığınız bu hitaba tepkisizliğinizi, alışmışlığınızın bir kanıtı olarak gördüğüm için böyle başladım söze)

Biliyorum, bu söylemlerim de yine, davulcu kabahati misali bunca hengâmenin arasında kaynayıp gidecek. Ama olsun!… Biz eğitimciler, belki bir kulak veren bulunur umudumuzu yitirmeden yaparız uyarılarımızı,dökeriz eteğimizdeki taşları.

Keşke bu ülkenin içine düşürüldüğü açmazları vatandaşlar kadar görüp tepki koyabilseydiniz. Keşke o duyarlı vatandaşların, o bilgi ve fikir sahibi aydınların uyarılarına kulak verseydiniz!. Keşke; gereğini hakkıyla ve zamanında yerine getirebilseydiniz de, bizlere de söz düşürmeseydiniz.

Ne yazık ki; olmuyor sayın yetkililer!. Olup bitenler açık açık gösteriyor ki; atı çalan yine Üsküdar’ı aşarken, yine seyirci, yine dizlerini dövenler olarak, y,ne yaya kalanlar bizler benziyoruz.

Ey CHP;

Umut olmazsa, umut sürmez. Umut bekleyenler umut olamayanların peşinden gelmez!.  Bizler “Umudun kandili sönmesin yarı yolda!” diye tir tir titrerken, uğruna ömür tükettiğimiz kesimden umut olma adına yeterli gayret ve eylem gelmeyince, ister istemez sönüyor umudun kandili yarı yolda!.

Küsmüyoruz ama kahroluyoruz. Umudumuzun kandilini de şevkle yanık tutamıyoruz. Zira, “hah, bu sefer tamam, artık bardağı bu damla taşırır” dediğimiz durumlarda bile, saman alevinden daha fersiz birkaç söylemle gazımız alınıyor. Umudun nefesi de bir başka “bahara(!)” kadar kesiliyor.

Hele o Salı Konuşmaları. 45 dakikada, her şey oldu bitti gibi mi geliyor size ne?

Neleri mi görmek istiyoruz da göremiyoruz?

O kadar çok ki!… Geçmişten geleceğe hangisinden girelim söze!?…  Sayıverelim ayaküstü üç-beş anesini:

* Deniz Baykal’ın, Tayip Erdoğan görüşmelerinden mi başlayalım?

* Ekmeleddin’in adaylığından mı?

* Yoksa; “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın, 15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişilerin” hiçbir hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğunun olmayacağını peşinen kesin hükme bağlayan 696 sayılı hukuksuzluk simgesi KHK” karşısında bile takınılamayan tavırdan mı?.

* Yoksa; Parti içi demokrasiden, liyakattan, mecliste sergilenen çalışmalardan, mı? (Tayyip’in partisini görmemekle suçlamayın sakın, demokrasinin gereklerinden söz ediyoruz)

* “Hak Hukuk Adalet diyerek, 450 km’lik o zorlu yürüyüş sonrası bile bu konuda kaç cm’lik yol alabildik, dünyada büyük sesler getiren Gandi’nin rekorunu bile kırmışken?.

* Özelleştirme adı altında onca peşkeş çekilen milli servetleri bir bir elden çıkarken sergilenen cılız sesli muhalefetten mi? (Niye bu peşkeş çekilen milli servetler CHP iktidarında tek tek geri alınıp tekrar millileştirilecektir denilemiyor).

Hadi o kadar bile uzaklara gitmeden daha yakınlardan birkaçını konu edelim:

1-Anayasanın 94. Maddesinin kesin hükmüne rağmen, istifa gereği duymadan Binali Yıldırım’ın, çiğnenen anayasa hükmüne rağmen, adaylığına yeterli tepki gösterildi mi?

2-Yine yasaların emri, Seçimlere bir yıl kala yapılacak değişiklikler o seçim döneminde uygulanmaz hükmüne rağmen, YSK üyelerinin görev sürelerinin uzatılmasına yeterli tepki gösterildi mi?

3-YSK seçim listelerinin son kesinleşme tarihini 31 Ocak 2019 olarak kendi takvimine almışken, bunu hala partilere bildirmemiş olmasının altında mutlak bir hile olabileceği dikkate alındı mı? Bu konuda neler yapıldı? (Bu arada itirazlar da çoktan bitti – Atı çalanın Üsküdar’ı aşması için ata eyerler vuruldu, dizginler salındı… Benzer durumun 24 Haziran seçimlerinde yapılmış olması bile akılları başa getirmedi)

4-Seçimlerin objektif ve güvenilir ortamda yapılmasında küçük de olsa bir güvence sağlayan 3 bakanın istifası olayı bile bir günden bir güne dile getirilmedi!. Neden?

5-24 Haziran’da yasanın açık hükmüne rağmen önlenemeyen mühürsüz oy hilesinin yada benzerlerinin bu seçimde de hem de daha önceki cılız muhalefet etmekten kaynaklı cesaretle daha da ileri götürüleceği ihtimali üzerine ne tedbir düşünüldü?. Örgütler bu konuda hangi önlemler konusunda uyarıldı?

En önemlisi ise, bunca yasa tanımazlıkların ayyuka çıktığı, seçim hilelerinin yine olabileceğine dair örneklerin doruğa ulaştığı, edep ve hayanın bile hiçe sayıldığı, hakaretlerin tavan yaptığı bir ortamda, örgütlere ne yapmaları konusunda hangi uyarıların yapıldığıdır.

Örgütler, örgütlü davranabilmenin yol ve yöntemlerini arayıp bulmak için vardır. Örgütler; sadece haftada bir “gaz almak” oturup parmak hesabı aday belirlemek, kendisinden olmayanı “trenden atmak için yol yordam arayıp, fırsat kollamak için var değillerdir.

Örgüt içinde, gerektiğinde kendini feda etmesini bilmeyenler, şunu iyi bilsinler ki; feda edilmeye sürüklenen ülkedir!.

04.Şubat  2019

Mehmet Halil Arık

Emekli eğitimci- DENİZLİ

Mehmet Halil Arık

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ