Alexa
Medya Siyaset

CHP’yi Bekleyen Tehlike

CHP’yi Bekleyen Tehlike

Kılıçdaroğlu’nun kendilerini Liberal-Sol olarak tanımlayanların veya dönek solcuların önde gelenleri ile yapmış olduğu bir Toplantıdan sonra; Sol-Sosyalist veya Ulusalcı diye tanımlanan kesimden oldukça etkili eleştirel sesler yükselmeye başladı.

Ben bu görüşlerimi Tuncay Mollaveisoğlu’nun “ CHP nin İktidar Işığında Uçuşan Liberaller “ başlıklı 31 Ocak 2020 tarihli, oldukça gerçekçi ve sevecen yazısını okuduktan sonra açıklamayı uygun gördüm.

Yine yazılarını hiç sektirmeden okuduğum Soner Yalçın’da oldukça bilimsel analizler içeren bir yazı kaleme almış ve aynı konuları işlemişti birkaç gün önce.

Her iki değerli gazeteci/Yazar’ın CHPyi koruma refleksi gösterdiklerini görmekten mutlu olduğumu belirtmek isterim.

Mollaveisoğlu; haklı olarak hiciv kokan esprili tanımlamaları ile anlatıyordu radarına aldıklarını.

Soner Yalçın ise CHP ve Genel Başkan’ını daha sert bir üslupla uyarıyordu geçmiş başarısızlıkları anımsatırken.

Ben ise her iki sevgili kardeşlerimin zihin okumalarını yaparken onlardan biraz daha rahat hissediyorum kendimi, CHP yi bekleyen tehlikeler konusunda

Çünkü bu kadar deneyimden sonra Sayın Kılıçdaroğlu ve yönetiminin, özellikle Ankara-İstanbul protesto yürüyüşünden bu yana hata yapmadığını düşünüyorum.

Başka çıkış yolu ve yöntemi bulmaktan umutlarını kesenlerin, bu arada ışığa koşan pervaneler gibi CHP ye koşan, bu yüzden bunlara yüz veriyor hatta onların tuzağına düşüyor diye CHP yi eleştiren iyi niyetli CHP dostları hiç korkmasınlar.

CHP seçmeni o kadar bilnçlendi ki parti yöneticilerinin korkulan hataları yapmalarına asla izin vermeyeceklerdir.

Bu kanaatim CHP seçmeni olmayanlar için de geçerlidir.

Sözünü ettiğimiz bilinçlenme; bilelim ki gemi azıya alan ve her şeyi ele geçirdikleri yanılgısına düşen Siyasal İslamcılar sayesinde olmuştur.

Mevcut iktidar öylesine büyük hatalar yapmış ve yapmaya devam etmektedir ki gerek ekonomi, gerekse dış politikadaki yanlış uygulamaları milletin canına tak etmiştir.

Durumu iyi algılayan halkımız neredeyse bataktan çıkabilmek için darbe hükümetlerini bile özler hala gelmiştir.

Son yıllarda; “ bir ordumuz vardı güvencemiz, bu adamlar onun da kolunu kanadını kırdılar “ diye düşünmeye başlamıştır halkımız.

Geçmişte CHP Atatürk’ün koymuş ve uygulamış olduğu Devletçi ekonomik ve siyasal politikaları neredeyse sorgular hale gelmişti zaman-zaman.

Yıllarca öylesine emperyalist baskılar uygulanmıştır ki, sonuçta her az gelişmiş ülke seçmenlerigibi halkımız da yanlışları doğru diye algılamıştır.

1970 lerin ikinci yarısında ülkemiz Demirel’in deyişi ile yetmiş sente muhtaç hale gelmiştir.

Adına Yeni Dünya düzeni denilerek Thatcher-Reagan döneminde uygulamaya konulan liberal ekonomi safsatası;aslında isim değiştirilmiş sömürü düzeni düzeni idi. Bu düzene karşı çıkanlar, nerede ise vatan haini diye nitelenir hale gelmişti yakın geçmişte.

Bu hengâme içinde CHP de öngörülen Ortanın Solu politikaları etkin şekilde uygulanamamıştır.                                                                            Çünkü CHP güçlü bir oyla iktidar olamamıştır. Sonuçta güçlü bir hükümet kuramayan Ecevit; sömürü düzeni ile savaşmış, fakat bütün iyi niyetli çabalarına karşın başarılı olamamıştır.

Arkadan 1980 darbesi bütün şiddeti ile yönetimi ele geçirmiştir.

Evren, Özal’dan sonra kurulan Demirel, Çiller, Yılmaz, hükümetlerinin liberal ekonomi uygulama çalışmaları da beklendiği gibi başarısızolmuştur.

Son çare olarak kurulan DSP-MHP ortaklığının Bahçeli sayesinde zamansız bozulması sonucunda iktidar; gümüş tepsi içeresinde AKP ye sunulmuştur.

Geçmişe yaptığımız bu ufuk turundan sonra artık görülüyor ki her şey gün yüzüne çıkmış ve bugün CHP altı ilkesi ile umut haline gelmiştir.

Görüyoruz ki bugün Atatürk ve onun ilkeleri 1950 den bu yana ilk kez tavan yapmıştır.

Anıt Kabir türbanlı, türbansız milyonlarca vatandaş tarafından dolup taşmaktadır. Kabul edelim ki halkımız Cumhuriyetçi, laik, demokratik Cumhuriyetin tehlikede olduğunu görmüş ve Atatürk’e sarılmaya karar vermiştir. Stadyumlarda, meydanlarda buna tanık olmaktayız.

CHP bundan sonra iktidara gelmek istiyorsa kazandığı belediyelerde başarılı olmak zorundadır.

Ancak yol, su, elektrik, taşıma gibi asli görevlerinde başarılı olmak için ellerinden geleni yapacaklarına inandığımız Belediyelerin,bu konulardaki başarıları CHP nin iktidar olmasına yetmeyecektir.

CHP yöneticileri bilmelilerdir ki inceden-inceye düşünülmüş kalkınma programları, bastırdıkları kitapçıklarda kalırsa seçmen o kitaplar ne kadar gerçekçi yazılmış olursa-olsun okumayacaktır.

Programlarında anlatılanlar iyi eğitimlikişilerce radyo, televizyon gibi medya vasıtası ile vaat edilenler örnekleri ile somutlaştırılarak Seçmen’e anlatılmalıdır.

Örneğin düştüğü yerden kaldırılacak içler acısı Türk Tarımı.

Belediyeler gönüllü olarak bu işin yüklenicisi olmalıdırlar. Sanayileşmeyi değil ama tarım ve hayvancılıkta BÜYÜK İŞLETMELERİ Belediyeler yaratmayı kolayca başarabilirler.

Bu konuda yük; CHP li Belediyelerin omuzlarında olmalıdır. Eğer Belediyeler mensubu oldukları partilerinin iktidar olmasını istiyorlarsa kendilerini TÜRK TARIMINI AYAĞA KALDIRMAKLA GÖREVLİ KILMALIDIRLAR. Bu onların asli görevi ve varlık sebebi olmalıdır.

Tarım da özellikle Gümrük Birliğine girişten sonra hızlanmış başarısızlığın sebebi uygulana gelen teşvik sistemleridir.

Cumhuriyetimizin kuruluşunda nüfusumuzun %80 i köylerde yaşıyordu. Bugün durum tamamen tersine dönmüş ve köylerde yasayan nüfus %20 lere gerilemiştir.

Şehirleri dolduran genç nüfusumuzun büyük çoğunluğu işsizdir. Köyde kalan yaşlı nüfus ile tarım; düşmüş olduğu çukurdan çıkamaz.

Daha öncede defalarca tekrar ettiğimiz gibi TÜRK TARIMI BÜYÜK ŞİRKETLERE emanet edilmelidir. Büyük Sermaye Şirketleri eliyle BÜYÜK TARIM İŞLETMELERİ yaratılmalıdır.

En büyük sermaye; miras yoluyla çok küçük parçalara bölünmüş ve tarım dışı kalmış topraklardır.

Tarım dışı kalmış bu parçalanmış araziler/köylerdeki küçük tarlalar güncel değerlerle yeniden değerlenerek kurulacak şirketlere/kooperatiflere AYNİ SERMAYE ( Tarla-Mal ) olarak konulmalıdır.

Arazi/Tarla sahipleri topraklarının güncel değerleri üzerinden kurulacak şirketlere/kooperatiflere ortak edilmelidirler.

Böylece yaratılacak şirketlerin yönetimlerinde toprak sahiplerine de yönetici olma olanağı sağlanmış olacağı gibi genç nüfus tarım işçisi olarak istihdam edilebilecek ve işsizliğe de çözüm oluşturacaktır. CHP parti üst yönetimi partili belediye başkanlarının önüne böyle bir vizyon koymalı ve kontrol etmelidir. Parti programlarına Türk Tarımı’nın bu yolla ekonomiye kazandırılıp, ithalatın önüne geçileceği ayrıntılı yazılmalıdır.

Eğer Belediye Başkanları kendilerini köylü ’nün tarım dışı kalmış arazilerini yukarıda önerdiğimiz yolla yeniden üretken hale getirirlerse Türk Tarımı yeniden ayağa kalkacak ve ülkemiz yeniden kendi-kendine yeter duruma gelecek, dolayısı ile CHP ye güçlü iktidar yolu açılacaktır.

ETİKETLER:
Osman Arıkan

Osman Arıkan

1940 Bursa Orhaneli doğumluyum.İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden ve İstanbul üniversitesi İsletme fakültesi işletme iktisadı enstitüsünden mezun oldum.Özel sektörde yöneticilik yaptıktan sonra kendim bir şirket kurarak ticaret hayatına devam ettim. 1976-12 Eylül 1980 arası CHP il yönetim kurulu üyesi ve eğitim komisyonu başkanlığı yaptım. 1992 seçimlerinde SHP Bursa üçüncü sıradan ön seçimle milletvekili adayı oldum.Fakat Bursa da SHP milletvekili çıkaramadığı için seçilemedim. Halen Sade bir CHP üyesiyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ