Alexa
DOLAR 7,3631
EURO 8,7169
ALTIN 459,82
BIST 1083,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 35°C
Sıcak

Çılgın Proje

İstanbulda ‘’çılgın proje’’ olarak  iktidar tarafından aylardır reklamı yapılan  , Karadeniz ile Marmara Denizi arasında Küçükçekmece Gölü – Sazlıdere Barajı – Terkos Gölü doğusunu takip eden güzergâhta yaklaşık 45 km uzunlukta, 20,75 m derinlikte ve 275 m genişlikte açılması planlanan kanalın, ‘’Çevresel Etki Değerlendirme’’(ÇED)  raporu 23 Aralık 2019 da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından  10 gün süreyle askıya çıkarıldı.

1595 sayfalık raporda ilk göze batan raporun bir üniversite tarafından yapılmadığıydı.  Raporu hazırlayan firma yolsuzluklarla anılan Çınar Mühendislik A.Ş. Sahibi Selahattin Hacıömeroğlu BOTAŞ yolsuzluk operasyonunda yargılandı, 10 ay ceza aldı.  Bilim ve akıldan uzak olan, buram buram emperyalizm kokan,  çılgın projenin raporundan çıkan sonuçlardan bazıları ;

1-İstanbul’un yaşam destek sistemleri olan Kuzey Ormanları, su havzaları, bölgeyi besleyen su kaynakları, tarım ve mera alanları , Terkos gölü, Sazlıdere barajı, yer altı ve yerüstü su kaynakları yok olacak, doğal yaşam alanları ve ekosistem bozulacak, tüm canlıların yaşam hakkı yok edilecektir.

2-Doğal ve arkeolojik sit alanları, tarihsel yapılar, tabiat parkları, milli parklar vb. koruma alanları yok olacaktır.

3-Sadece İstanbul’da değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları yok edileceği için bölgede tarım ve hayvancılık yapılamaz hale gelecektir.

4-Üç aktif fay hattının geçtiği bölgeye en az 1.5 milyon nüfus ve ilişkili yapılaşma baskısı yüklenerek deprem ve afet riski artacaktır.

5-Yer altı ve yer üstü su kaynaklarının yok edilmesi ve  1.155.668.000 m3 olan kazı materyalinin taşınması, mezarlıkların taşınması, hava kirliliği , ve benzeri sonucunda   bozulan ekosistem kaçınılmaz bir şekilde halk sağlığını tehdit ederek, bulaşıcı ve ölümcül hastalıkları oluşturacaktır.

6-Ülkemizin merkezinde olduğu, başta ABD ve Rusya olmak üzere, uluslararası güvenlik tehlikesi gündeme gelecek ve global istikrar bozulacaktır.

7-Montrö antlaşması delinecektir.

8-Kanalın ömrü 100 yıldır. Bu durumda süre bittiğinde parçalanacak , dağılacak ama yok ettiği canlılar ve doğal yaşam geri gelmeyecektir.

En önemli gördüğümüz ve çok genel başlıklarla ifade ettiğimiz bu proje İstanbul, Trakya ve Marmarada yaşamı ve insanın en doğal hakkı olan ‘’yaşam hakkını’’ yok etme projesidir.

İnsanın %70 i su’dur. Tatlı su olmayan yerde yaşam olmaz , insan da yaşayamaz. Bu çılgınlıktan sadece Marmara Bölgesi değil , tüm Türkiye etkilenecektir.

Anayasamızın  56. maddesi “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”demektedir.

Türkiye Cumhuriyeti 6 Nisan 1949 da  her maddesinde insan yaşam hakkının farklı bir özelliği bulunan , ‘’İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’ni imzalayarak taraf olmuştur.

Bu proje, hem uluslar arası bir mutabakat olan ’İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’ne, hem de Anayasamıza aykırıdır.  İnsanımızı, yaşam hakkımızı , geleceğimizi yok etme projesidir.

İktidar Emperyalizmin maşası olmuş , isteklerini yerine getirmektedir. Bu projeye karşı İstanbulda oturan vatandaşlarımız başta olmak üzere, İstanbul dışında ikamet edenlerde Çevre İl Müdürlüklerine giderek mutlaka ıslak imzalı itiraz dilekçelerini vermelidir.

İstanbulda yapılan seferberlik, diğer tüm şehirlerde de hayata geçirilmelidir. İtiraz süresi 2 Ocak 2020 de bitmektedir. Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

Prof.Dr.Lale Afrasyap

Prof.Dr.Lale Afrasyap

İstanbulda doğdu. Temel eğitim ve yükseköğretimini İstanbulda tamamladı. Tıpta Uzmanlık Eğitimini Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde , Akademik Kariyerini Temel Onkoloji alanında İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsünde yaptı. 1997 de Doçent, 2004 de Profesör oldu. Akademisyenliğin yanı sıra, değişik düzeylerde idari görevlerde bulundu. 2003 yılında Muğla Üniversitesine giderek Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Sağlık Bilimleri Fakültesi kuruluş komisyon Başkanlık görevlerini yürüttü.2012 yılında emekli oldu. İstanbulda bir vakıf üniversitesi Tıp Fakültesine ders görevlendirmeli olarak gitmektedir. 2015 yılından itibaren Tüm Öğretim Elemanları Derneği(TÜMÖD)-İstanbul Şubesi yönetiminde yer aldı. Çok sayıda akademik faaliyet organizasyon ve sorumluluğu (kongre,sempozyum v.b.), ulusal/uluslararası yayın, Ulusal/Uluslararası bildiri, mezuniyet sonrası eğitim sertifikaları, araştırma proje yürütücülük görevleri yaptığı akademik çalışmalardan bazı örneklerdir. Halen akademik çalışmalara TÜMÖD-İstanbul Şube Başkanlık görevini yürüterek devam etmektedir.
Prof.Dr.Lale Afrasyap Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.