Alexa
DOLAR
7,3999
EURO
8,9553
ALTIN
416,62
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Az Bulutlu
13°C
İzmir
13°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
13°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
18°C

Çok Odalı Devasa Bir Evde Yaşıyoruz…

Çok Odalı Devasa Bir Evde Yaşıyoruz…

Uzun zamandır yazmayı, daha doğru ifade etmek gerekirse anlatmayı istediğim bir konu var. Özellikle beni takip eden gençlerle ilgili.

Ancak uygun cümleleri seçerek anlatmazsam, ya kırıcı olma ya da kendini beğenmiş olarak değerlendirilme riski taşıyan az biraz da bıçak sırtı bir konu.

Teknoloji ile yaşamımıza giren sosyal medya kanalları, herkesin hangi amaçla olursa olsun etkileşim ve görünürlük alanını sınırsız genişletti. Bu durumun iyi yanları olduğu kadar zarar veren tarafları da var. Ki, bu üzerinde durulması gereken ayrı bir konu.

Ben size başka bir şeyden bahsedicem.

Bundan iki yıl kadar once bir Tedx konuşması yaptım.

Çok da sevdim o sahneyi, beni farklı bir deneyimle tanıştırdı.

Hikayemin bir kısmını anlattım orada, içimden geldiği gibi.

Her birimizin hikaye(ler)i var anlatmaya değer…

Ben de öyle yaptım, heyecanla anlattım. Hatta, sonucunda bu kadar çok genç insana dokunacağımı, ulaşacağımı hiç tahmin edemeden.

Özellikle, konuşmamın en çok izlenen dördüncü sıradaki konuşma olduğunu duyunca çok şaşırdım.

Ancak özellikle son aylarda, o kadar çok mesaj alıyorum ki bu konuşma ile ilgili biraz bunlardan söz etmem gerektiğini hissettim.

Bu mesajlarda gençler özetle şunu söylüyorlar; ‘’…hocam, şunu şunu yapıyorum. Şöyle süreçlerden geçiyorum. Siz yapılamazlara inanmıyorum diyorsunuz. Bana çok iyi geldi anlattıklarınız. Peki bana bir yol gösterir misiniz?Ben ne yapmalıyım?’’

Buraya kadar her şey normal. Sorun yok, beğeni belirtmek ya da motive edici bulmak vb. son derece normal.

Ancak bir reçete beklemek normal değil.

Türkiye yaşanması kolay bir ülke değil, kendi koşullarım açısından geçmişten bugüne baktığımda değişen bir şey yok.

Hayat hepimiz için kolay değil, zaman zaman adil değil.

Hayat bizi pışpışlamıyor da. Aşılması gereken pek çok güçlük var, acılar, başarısızlıklar, yanlışlar, hatalar var. Yanı sıra sevinçler, başarı, sevgi, aşk, sayılamayacak kadar güzellik de var.

İnsan hayatı çok odalı devasa bi ev gibi.

Ve hayatımız boyunca, ölünceye kadar farklı odalara girip çıkıyoruz. İşimiz, ailemiz, formal ve informal sosyal ilişkilerimiz, hepsi birbirinden farklı mekanlarda yaşanıyor. Ve biz bu odalar arasında düşe kalka gidip gelirken, zaman geçiveriyor.

Odaların kimini tertipli düzenli tutabilirken kiminin içinde kayboluyoruz. Odaların birbirine karıştığını düşünsenize, duvarların ve kapıların olmadığını. Ne karmaşık, ne belirsiz olurdu…

Yani demem o ki, sevgili gençler!

Bu odalarda ne yapacağınız size kalmış.

İster bizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibi düşünebileceğiniz ve hantallaşmasına asla izin vermemeniz gereken bir hayal gücü ile geleceğinizi belirlersiniz.

İster, her başarısızlığınızdan/hatanızdan öğrenir, bilmenin tek yolunun deneyimlemek olduğunu bir an önce kavrarsınız.

İsterseniz değişimin kendinizden başladığını, bunun için çok zeki olmak değil de, sabırlı, azimli, çalışkan ve pes etmeyen bir kişiliğin daha değerli olduğunu anlarsınız.

Bir gün çok para kazanabilirsiniz, ki, hemen hepiniz bana bir an önce para kazanmak istediğinizi söylüyorsunuz, ancak para kazanmanın bir insanı değerli kılmaya yetmediğini, insanın kendisini değerli ya da başarılı hissetmesinin tek yolunun bir değerler sistemi içinde değer yaratarak, kendini gerçekleştirmesi olduğunu dilerim canınız yansa da deneyimleyerek öğrenirsiniz…

Benim sizlere gösterebileceğim bundan başka, benim bildiğim bir yol yok ne yazık ki…

Haa!. bir de unutmadan söyleyeyim; görmek ve bakmak arasındaki farka odaklanmayı hatırlarsak iyi olur 🙂

Şengül Hablemitoğlu

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.