Alexa
Medya Siyaset

Çok Odalı Devasa Bir Evde Yaşıyoruz…

Çok Odalı Devasa Bir Evde Yaşıyoruz…

Uzun zamandır yazmayı, daha doğru ifade etmek gerekirse anlatmayı istediğim bir konu var. Özellikle beni takip eden gençlerle ilgili.

Ancak uygun cümleleri seçerek anlatmazsam, ya kırıcı olma ya da kendini beğenmiş olarak değerlendirilme riski taşıyan az biraz da bıçak sırtı bir konu.

Teknoloji ile yaşamımıza giren sosyal medya kanalları, herkesin hangi amaçla olursa olsun etkileşim ve görünürlük alanını sınırsız genişletti. Bu durumun iyi yanları olduğu kadar zarar veren tarafları da var. Ki, bu üzerinde durulması gereken ayrı bir konu.

Ben size başka bir şeyden bahsedicem.

Bundan iki yıl kadar once bir Tedx konuşması yaptım.

Çok da sevdim o sahneyi, beni farklı bir deneyimle tanıştırdı.

Hikayemin bir kısmını anlattım orada, içimden geldiği gibi.

Her birimizin hikaye(ler)i var anlatmaya değer…

Ben de öyle yaptım, heyecanla anlattım. Hatta, sonucunda bu kadar çok genç insana dokunacağımı, ulaşacağımı hiç tahmin edemeden.

Özellikle, konuşmamın en çok izlenen dördüncü sıradaki konuşma olduğunu duyunca çok şaşırdım.

Ancak özellikle son aylarda, o kadar çok mesaj alıyorum ki bu konuşma ile ilgili biraz bunlardan söz etmem gerektiğini hissettim.

Bu mesajlarda gençler özetle şunu söylüyorlar; ‘’…hocam, şunu şunu yapıyorum. Şöyle süreçlerden geçiyorum. Siz yapılamazlara inanmıyorum diyorsunuz. Bana çok iyi geldi anlattıklarınız. Peki bana bir yol gösterir misiniz?Ben ne yapmalıyım?’’

Buraya kadar her şey normal. Sorun yok, beğeni belirtmek ya da motive edici bulmak vb. son derece normal.

Ancak bir reçete beklemek normal değil.

Türkiye yaşanması kolay bir ülke değil, kendi koşullarım açısından geçmişten bugüne baktığımda değişen bir şey yok.

Hayat hepimiz için kolay değil, zaman zaman adil değil.

Hayat bizi pışpışlamıyor da. Aşılması gereken pek çok güçlük var, acılar, başarısızlıklar, yanlışlar, hatalar var. Yanı sıra sevinçler, başarı, sevgi, aşk, sayılamayacak kadar güzellik de var.

İnsan hayatı çok odalı devasa bi ev gibi.

Ve hayatımız boyunca, ölünceye kadar farklı odalara girip çıkıyoruz. İşimiz, ailemiz, formal ve informal sosyal ilişkilerimiz, hepsi birbirinden farklı mekanlarda yaşanıyor. Ve biz bu odalar arasında düşe kalka gidip gelirken, zaman geçiveriyor.

Odaların kimini tertipli düzenli tutabilirken kiminin içinde kayboluyoruz. Odaların birbirine karıştığını düşünsenize, duvarların ve kapıların olmadığını. Ne karmaşık, ne belirsiz olurdu…

Yani demem o ki, sevgili gençler!

Bu odalarda ne yapacağınız size kalmış.

İster bizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibi düşünebileceğiniz ve hantallaşmasına asla izin vermemeniz gereken bir hayal gücü ile geleceğinizi belirlersiniz.

İster, her başarısızlığınızdan/hatanızdan öğrenir, bilmenin tek yolunun deneyimlemek olduğunu bir an önce kavrarsınız.

İsterseniz değişimin kendinizden başladığını, bunun için çok zeki olmak değil de, sabırlı, azimli, çalışkan ve pes etmeyen bir kişiliğin daha değerli olduğunu anlarsınız.

Bir gün çok para kazanabilirsiniz, ki, hemen hepiniz bana bir an önce para kazanmak istediğinizi söylüyorsunuz, ancak para kazanmanın bir insanı değerli kılmaya yetmediğini, insanın kendisini değerli ya da başarılı hissetmesinin tek yolunun bir değerler sistemi içinde değer yaratarak, kendini gerçekleştirmesi olduğunu dilerim canınız yansa da deneyimleyerek öğrenirsiniz…

Benim sizlere gösterebileceğim bundan başka, benim bildiğim bir yol yok ne yazık ki…

Haa!. bir de unutmadan söyleyeyim; görmek ve bakmak arasındaki farka odaklanmayı hatırlarsak iyi olur 🙂

Şengül Hablemitoğlu

 

Medya Siyaset
Prof.Dr.Şengül Hablemitoğlu

Prof.Dr.Şengül Hablemitoğlu

1986 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Aile ve Tüketici Bilimleri Anabilim Dalında 1989 yılında yüksek lisansını, 1996 yılında doktorasını tamamladı. Türkiye Bilimler Akademisi Sosyal Bilimlerde Doktora Sonrası Yurtdışı Araştırma Bursu ile 1997 yılında gittiği ABD'de Purdue Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı'nda misafir öğretim üyesi olarak araştırmalar yaptı. 1998 yılında Üniversite Doçenti unvanını aldı ve 2005 yılında Profesör oldu, çeşitli idari görevlerde bulundu. Mayıs 2008 yılında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nün kuruluşunda görev aldı ve Bölüm Başkanlığı'na atandı. Kasım 2008-Şubat 2015 arasında Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde Dekanlık görevini üstlendi, son yıllarda aile ve yas danışmanlığı yapmaya başladı. Bu kapsamda çeşitli özel, kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen aile danışmanlığı eğitim programlarını düzenleyerek eğitmenlik yapmaktadır. Halen bağımsız bir kuruluş olan Hablemitoğlu Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü'nde bireysel ve kurumsal gelişim odaklı modüler eğitim programları, workshoplar düzenlemekte, aile danışmanlığı eğitimleri ve yas danışmanlığı seminerleri vermektedir. Ayrıca Lefke Avrupa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde bölüm başkanı olarak görev yapmaktadır. Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IASSW)'na üyedir. Çok sayıda üniversitenin Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde danışma kurulu üyesidir. Çeşitli ulusal ve uluslararası panel, kongre ve sempozyumlara katılmış, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konferans vermiş, çalışma ziyaretleri yapmış ve bugüne kadar 8 kitabı yayınlamıştır. Kanije ve Uyvar'ın annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ