Alexa
Medya Siyaset

Corona Virüsü İçin Ekonomide Alınması Gereken Acil Önlemler…

Corona Virüsü İçin Ekonomide Alınması Gereken Acil Önlemler…

Devlet yönetiminde laiklik ilkesinin yok edildiği, adaletin çöktüğü, demokrasinin ve özgürlüklerin iyice sınırlandığı, kuvvetler ayrılığı prensibinin çöpe atılıp tüm devlet yetkilerinin tek bir otoritede toplandığı bir ülkede ekonomi yazmak, abesle iştigal deyip ekonomi yazılarını iyice azalttım. Ancak corona virüsü, zaten çöküşe geçmiş Türkiye ekonomisini çok ciddi tehdit edince, kısa vadede alınması gereken tedbirleri yazmak ve tartışmaya açmak şart oldu.

Corona virüsü, ölümcül bir şekilde tüm dünyayı etkisi altına aldı. Dünya ekonomilerinde çok sert bir şekilde frene basıldı. Üretim, turizm, dış ticaret ve taşımacılık durma noktasına geldi.

Bundan 40-50 yıl önce olsa, dünya ekonomileri bu durumu biraz daha kolay atlatabilirdi. Ancak tam anlamıyla ekonomide küreselleşmenin olduğu, ülkelerin birbirine bağımlı olduğu bir dönemde, ülkeler sınırlarını ne kadar daha kapalı tutabilirler?

2008 ekonomik krizinden sonra, kapitalist sistemin sonuna gelindiği yolunda tartışmalar başlamıştı. Coronavirüs salgını, ekonomideki yeni dünya düzeninin şekillenmesini hızlandıracak gibi görülüyor.  Dünyada ekonomik sistemler ve devlet örgütlenmeleri bilinen ezberlerin dışına doğru yönelecek.  Yeni ekonomik model ve devlet organizasyonları nereye nasıl evrilir, çok ayrı bir tartışma ve yazı konusu. Onu başka bir yazıda değerlendirmek gerekir. Bu yazıda acil olarak Türkiye’nin ekonomide alması gereken tedbirleri önereceğim. Hükümet yerine getirirse bir miktar ferahlarız. Aksi durumda iflaslar, işsizlik, resesyon katlanarak geliyor.

TÜRK EKONOMİSİNİ BEKLEYEN TEHLİKE

Böylesine ciddi bir sağlık krizi, çok kısa bir süre içinde çok ağır bir ekonomik sarsıntıya yol açacaktır. Tüm dünyada ve Türkiye’de reel ekonomide iflaslar, işten çıkarmalar, bankacılık sisteminde çöküşler bekleniyor. Böyle bir küresel kriz tehdidine Türkiye, çok ağır dış borçla ve dış finansman ihtiyacı ile yakalandı. Dünyada Merkez Bankaları piyasaları, sıfır faiz hatta eksi faizle büyük miktarda fonlamaya başladı. Ancak bunun da yeterli çare olmayacağı konuşuluyor. Tek avuntu, bahar ve yaz ayları ile birlikte salgının bir iki ay içerisinde biteceği umudu. Umarız çok kısa sürede atlatılır. Virüs tehdidi uzun sürerse, dış kaynak ihtiyacı had safhada olan Türkiye için, reel sektörde iflaslar, çığ gibi büyüyen işsizlik, finansal çöküş ve ekonomik resesyon ağır olur.

Piyasalarda durgunluğa karşı kamu harcamalarının artırılması da öneriliyor. Umarım Ankara ve Saray yönetimi, bunu “itibardan tasarruf olmaz” diyerek saray harcamaları ve diyanet harcamalarının artırmak olarak algılamaz.

İKİ AY BOYUNCA UYGULANMASI GEREKEN ÖNLEMLER

İki ay boyunca hiç taviz vermeden uygulanması gereken tedbirlere gelince…

Yapılacak ilk iş, Kamu Harcamalarında özellikle Saray Harcamaları ile Diyanet İşlerinin harcamalarını kısmak, yandaş müteahhitlere, havaalanı, köprü, otoyol için yapılan hazine garantili ödemeleri durdurmak olmalı. Acil olmayan tüm kamu harcamaları, iki ay boyunca durdurulmalı.

Tüm bankacılık sisteminde iki ay boyunca kredi geri ödemeleri sıfır faizle dondurulmalı.  Bankacılık sisteminin yurt dışı yükümlülükleri, iki ay boyunca sıfır faizle Merkez Bankası tarafından fonlanmalı…

KDV dışında tüm vergi tahsilatları iki ay boyunca sıfır faizle ertelenmeli, KDV oranları iki ay için yarı yarıya düşürülmeli…

Ve en önemlisi emekliler, kamu ve özel sektörde çalışan herkese iki ay boyunca normal maaşlarının yanı sıra,  (tıpkı seçim öncesi vaat edildiği bayrak ikramiyeleri gibi) ikramiye ödenmeli. Özel sektör çalışanları için bu maaş ödemeleri vergiden muaf olarak sıfır faizle işveren borçlandırılarak, doğrudan çalışanlara aktarılmalı, böylece piyasadaki durgunluk aşılmalı.

İki ay boyunca ek maaş alacak olan çalışanlar ve emeklilerin artan alım gücünün bir bölümü, tarım kredi kooperatifleri ve belediyeler aracılığı ile tarım kesimine aktarılmalı.

Eğer corona virüsü, iki ay ya da daha az sürede ortadan kalkarsa, ardından uygulanacak tasarrufa dayalı bütçe politikası ile bu iki ayda ortaya çıkacak enflasyonist baskının etkileri ortadan kaldırılabilir.

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

Meriç Köyatası

Meriç Köyatası

1957 İzmir doğumlu. İlk, orta, lise eğitimini İzmir’de tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun. 38 yıllık gazetecilik hayatında çeşitli gazetelerde muhabirlik, köşe yazarlığı ve yöneticilik, televizyonlarda da yorumculuk, anchormanlik, yöneticilik yaptı. Osmanlı’dan günümüze Türk ekonomisini anlatan ekonomi kitabı ile yelkencilik ve denizcilik üzerine 2 kitabı vardır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ