Alexa
Medya Siyaset

Coronavirüs Pandemisinde Türkiye’de Yoğun Bakım Hemşireliği

Coronavirüs Pandemisinde Türkiye’de Yoğun Bakım Hemşireliği

Yoğun bakım hemşireliği ile ilgili olarak son birkaç gündür iki farklı kişi ve iki farklı söylem gündeme hakim oldu. Bu yazı ile yoğun bakım hemşireliğinde iki farklı durum ortaya koyularak aslında bu durumun tüm sağlık sistemi için geçerli olabileceği ve yoğun bakım hemşireliğinde nasıl bir yol izlenebileceği hakkında uzmanların uyarılarına dikkat çekmek amaçlanmıştır.

İnsan sağlığının korunması ve hastalıkların tedavisi sürecinde hemşirelik bakım hizmetleri önemli değil “çok önemlidir.” Savaşlar ve olağanüstü durumlarda bu durum daha da can alıcı bir mahiyet alır. Modern hemşireliğin kurucusu FloranceNightingalebunu,Kırım Savaşı sırasında çevre şartlarını sağlığa uygun hale getirerek ve kişisel hijyene önem vererek ispat etmiştir. Sonuçta bilime dayalı uyguladığı hemşirelik bakımıyla hasta ölüm oranını,%42’den %2.2’ye düşürmüştür.[1]

Hemşirelik hizmetleri tıp biliminde yaşanan gelişmeler ışığında ve zamanla ilerlemiş yeni uzmanlık alanları doğmuştur. Bunlardan biri de yoğun bakım hemşireliğidir.

Yoğun bakım: “Bir ya da birden fazla organın geçici olarak yetersizliği nedeni ile vücudun aksamış olan fonksiyonlarının, esas neden ortadan kalkıncaya kadar desteklenmesi ve bu süreç içerisinde hastanın hayatta kalmasının sağlanmasına yönelik faaliyetleri kapsayan ve özellikle yapay solunum cihazı başta olmak üzere her türlü cihaz ve teknolojiyi kullanan bilgi ve yetenekleri buna uygun doktor ve hemşirelerin bulunduğu özel bir ünitedir.”Yoğun bakım hemşiresi de özel eğitim alarak belli bir süre sonunda bu ünitelerde çalışabilme yetkinliği kazanan hemşiredir.

Coronavirüs pandemisi,“ülkemizde nasıl bir gelişim gösterecek” ve “sağlık sistemimiz yeterli olacak mı” gibi sorularla endişeli günler geçiriyoruz. Bu süreçte kendi alanında yetkin olan bilim insanları ülkedeki sağlık durumunu ortaya koyup neler yapılması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bunlardan birisi de sağlık personel sayısındaki özellikle yoğun bakım hemşire sayısındaki yetersizlik.

(Yazı Görselden Sonra Devam Ediyor)

Son verilere göre Türkiye’de doktor sayısı 164 bin 594, hemşire sayısı ise 198 bin 465’dir. Burada dikkat çeken kısım OECD üyesi ülkelerde bir hemşireye düşen nüfus sayısı ortalama 102 iken Türkiye’de bu sayı 431,2.Diğer ülkelerle karşılaştırmak açısından 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’ndaki bir veriye göre 2017/2018 yılında her yüz bin kişiye düşen hemşire ve ebe sayısı Türkiye’de 301 iken bu sayı Almanya’da 1262, İtalya’da 608’dir.[2]Yine Türkiye’nin sahip olduğu erişkin yoğun bakım ünitesi 25 bin 466’dir.[3]Yoğun bakım hemşirelerinin bugünkü sayısı net olarak bilinmemekle birlikte2016 verilerine göre 12.300’dür.[4] 

(Yazı Görselden Sonra Devam Ediyor)

Coronavirüs pandemisinde tıp bilim insanlarının endişesi;bu salgın hızının aniden yükselmesi sonucunda sağlık sistemininyoğun bakım ünitesiyle, doktoruyla, hemşiresiyle ve tıbbi cihaz ve ekipmanıyla yetersiz kalması. Yukarıdaki verilere göre Türkiye’de doktor ve hemşire sayısı OECD ülkelerine göre çok geride.Ancak bu virüsle savaştaki en son ve en etkili silah olarak yoğun bakım üniteleri, yoğun bakım doktorları ve yoğun bakım hemşireleri gözükmekte. Yoğun bakım hemşireliğinin durumuna yönelik olarakiki farklı kişi bilgi vermiştir.

Bunlardan biri 29 Mart 2020’de saat 21.00’da TRT Haber kanalına davet edilerek söz hakkı verilen Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Birgül Armutçu. Kendisikonuşmasında sağlık hizmetlerinin bir ekip işi olduğuna dikkat çekmiş ve coronavirüs ile mücadelede için oluşturulan bilim kurulunda hemşirelerin de yer alması gerektiğini belirtmiştir. Aynı zamanda Gülhane hemşirelik hizmetlerinde yoğun bakım hemşireliğinde personel sayısı, koruyucu ekipman (maske, eldiven ve diğer tek kullanımlık malzeme) ve destekleyici imkanlar (ailelerini korumak adına eve gitmek istemeyen hemşirelere konaklama imkânı) açısından çalışma şartlarının gayet iyi olduğunu bildirerek umut ve güven veren ifadeler kullanmıştır. Ayrıca konuşma sırasında sık sık cumhurbaşkanına ve sağlık bakanına gösterdiği desteklerinden dolayı teşekkür etmiş, maiyetindeki personeli sarıp sarmalayan ifadeleriyle tam da ihtiyaç duyulan bir zamanda onlara gerekli morali vermiştir.

Diğeri 30 Mart 2020’de hem KRTKulturTV ve BİDEBUNUİZLE kanallarına (zannediyorum kendisini davet ettiren) Yoğun Bakım Hemşireler Derneği Başkanı Ebru Kıraner. Ebru Kıraner, yoğun bakım hemşiresinin ne olduğu, nasıl çalıştığı ve nasıl çalışması gerektiği hakkında bilgi vermiş, yoğun bakım ünitesinin yoğun bakım hemşiresi olmadan hiçbir anlamı olmadığına ve yoğun bakım hemşire sayısının azlığına dikkat çekmiştir. Bu süreçte yeni atanacak hemşirelerin yoğun bakım hemşirelik hizmetlerine faydasının olamayacağını çünkü yoğun bakım hemşiresinin özel eğitim alması gerektiğini ve en az bir yıl acemi hemşire olarak çalışması gerektiğinin altını çizmiştir. Coronavirüslü hastaya çok yakın mesafeden bakım veren yoğun bakım hemşiresi için kişisel koruyucu ekipmanların çok önemli olduğunu ve her zaman hazır olması gerektiğine dikkat çekmiştir.Bu konuda bazı ünitelerde ciddi sıkıntıların yaşandığını bazı ünitelerin şimdilik ihtiyaç duymadıklarını ancak önümüzdeki günlerin ne getireceği bilinmediğinden ona yönelik stratejik planların yapılması gerektiğini bildirmiştir. Sıkıntı yaşayan ünitelerin gelişen bu duruma hazırlıksız yakalandıklarını, rutinde kullandıklarından daha çok koruycu ekipman kullanmalarının bu sıkıntıya yol açtığını açıklamıştır. Ebru Kıraner de tıpkı Birgül Armutçu gibi bilim kurulunda bir hemşirenin olması gerektiğini savunmuştur.

Yoğun bakım çalışma saatleri konusunda Birgül Armutçu, yoğun bakım hemşirelerinin 24 saatlik vardiyalarla çalışmaya devam edeceğini söylerken Ebru Kıraner bu saatin normal şartlarda da uygun olmadığını ve 12 saate indirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.[5]

Bu ifadelerden anlaşıldığı gibi yoğun bakım hemşireliğinde iki farklı durum yaşanmaktadır. Birindehizmetlerin gayet iyi olduğu ve devletin her konuda destek sağladığı hususunda memnuniyet verici bir durum yansıtılırken diğerinde yaşanan ve gelecek günlerde yaşanması olası personel ve malzeme sayısıyla ilgili endişeler dile getirilmiştir. Her yönden desteklendiği anlaşılan Birgül Armutçu, doğal olarak sadece Gülhane hemşireliği adına konuştuğu için bu süreçte diğer hastanelerde çalışan hemşirelerin yaşadığı sıkıntılar (ekipman, moral, yoğun mesai…) yok sayılmıştır. Elbette Gülhane hemşirelik hizmetlerinde görülen bu olumlu tabloda personel ve malzeme açısından fazlaca desteklenmesinin payı olsa da Gülhane’nin tarihsel süreçte sahip olduğu askeri, fiziki ve akademik alt yapısının da bu iyilikteki rolü göz ardı edilmemelidir.

Sonuçta her iki durum, inkâr edilemeyecek ve yaşanan gerçek durumdur. Bunlardan birini yok saymak ne kadar vicdansızlık ise olası bir salgın artışı durumunda diğeri üzerinden gelecek planı yapmak da o kadar cahilliktir. Kendileri dahil hizmet ettikleri hastaların ve bu süreçte tüm toplumun sağlığını düşünen sağlık personeli yaşadığı sıkıntıları dile getirmezse, sıkıntılar sadece söylenmez olur ama devam eder. Sağlık personeli susarsa sağlık da susar. Ülke susar, ölürüz.

Bilim kurulunda hemşire yer almalıdır. Ancak şu da unutulmamalıdır: Bilim;makam, mevki, akademik ilerleme veya sicil kaygısıyla birilerine bağlılığın gösterilme ihtiyacı duyulmadığı; özgür düşünebilme ve düşündüğünü de korkmadan ifade edebilme ile gerçekleşir.

“Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Güncel Durum Raporu”nuyayınlayan Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Ebru Kıraner’in sesine kulak verelim.Deniyor ki: … Şu anki kriz döneminde sahip olduğumuz yoğun bakım hemşiresi sayısının yetmeyeceğinin farkındayız. Ayrıca, meslektaşlarımızın çok yakın temaslı çalışmaları nedeniyle, hastalanmaları durumunda alandan uzak kalacaklarını da var sayıyoruz. Mevcut kadroyu desteklemek üzere 11.000 yeni hemşire ataması önümüzdeki günlerde gerçekleşecektir. Sağlık Bakanlığı tarafından yeni atanacağı bildirilen hemşirelerin yoğun bakım ünitelerinde istihdamı, hasta ve çalışanların güvenliğini ciddi şekilde tehdit edebileceği için pandemi döneminde yoğun bakımda istihdam edilmemelerini öneriyoruz… Rehberlik/mentörlük yöntemi kullanılarak deneyimli yoğun bakım hemşirelerinin hastanelerin diğer alanlarından görevlendirilecek hemşireler ile eşleştirilerek yoğun bakımda çalışmaya başlanması, bakımını tecrübeli yoğun bakım hemşiresinin sorumluluğunda yürütmesini öneriyoruz…

Devamı Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Güncel Durum Raporu’nda ve linki: https://tybhd.org.tr/duyurular/turk-yogun-bakim-hemsireleri-dernegi-guncel-durum-raporu/?fbclid=IwAR0FrOK6SMP8Rz3pwRuBiGN_gMrIQyhacieTK9R7FQY0LvtgbepJeN7aBMU

 

Dr. Gülhan Seyhun

[1] Kübra Yılmaz Şenyüz, Sema Koçaşlı, Emine Tuğra Topçu.“FlorenceNightingale’in Işığında Cerrahi Hemşiresinin Evde Bakım Rolü” https://www.journalagent.com/kuhead/pdfs/KUHEAD_14_4_283_286.pdf (erişim tarihi 31.03.2020)

[2] Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2018,  https://dosyasb.saglik.gov.tr/Eklenti/36134,siy2018trpdf.pdf?0

[3]Tıp Bayramı’nda Sağlık Verilerimiz Ne Gösteriyor? https://www.dogrulukpayi.com/bulten/turkiye-nin-saglik-istatistikleri

[4] Ebru Kıraner’in verdiği bilgi.

[5]30 Mart 2020’de Ebru Kıraner’in misafir olduğu KRTKulturTV linki: https://www.youtube.com/watch?v=SjgyPnyO2eM

Ve

30 Mart 2020’de Ebru Kıraner’in misafir olduğu BİDEBUNUİZLE AKIŞ Linki: https://www.youtube.com/watch?v=9iXhtvIdOSc

 

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. “Tıp Tarihimizde Askeri Sağlık Hizmetleri, II. Dünya Savaşı Dönemi” kitabını yazdı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyen olup halen Altınbaş Üniversitesi’nde görev yapmaktadır. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ