Alexa
DOLAR 8,0909
EURO 9,5764
ALTIN 496,087
BIST 1144,45
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 24°C
Sisli

Covid-19 Virüsünün Gücü: Ölüm Arası Rekabet Veya Batının Düşüşü

“…Çin, Korona virüsünün bir silah olduğunun farkına çok erken vardı ve aynı silahla ABD ve İngiltere’yi vurdu. Virüsü getirip onlara iade etti ve bu ülkelerde diğerleri gibi aynı sorunu yaşamaktadır…”

Korona virüsü fiziksel bir hastalıktan çok zihinsel bir hastalığa doğru eviriliyor. Zira sağlık konusu olduğu kadar uluslararası ilişkiler ve ekonominin de konusu haline gelmiştir.Ayrıca, sosyolojik, kültürel, ekonomik ve politik birçok sorunun çıkmasına neden olmuştur. Ülkeler birbirlerini suçlamaya başlamışlar ve bir yandan da ekonomik ve politik çıkarları için rekabete başlamışlardır.

Dünyanın en büyük 22 ilaç şirketi yeni bir aşı ve ilaç bulma yarışına girmiştir. Batılı ülkeler de ki basın yayın kuruluşları, ülkelerin de bulunan ilaç şirketlerinin rekabetini ve dönen rüşvet olaylarını sıkça yazmaktadır, kimisi can kimisi de mal derdine düşmüştür. Fırsatçılık, hukuksuzluk ve etik kuralları çiğneme bütün sektörler de ortaya çıkmıştır.

Korona virüsünün bir silah olduğu önemli çevreler tarafından kabul edilmektedir. Bunun adı kurşun sıkmadan savaşmaktır. Askerler ve güvenlik uzmanları, kimyasal, biyolojik ve bakteriyel savaşların varlığını bilmektedir. Yani büyük kamuoyu yeni tür bir savaş ile tanışmış oldu.İddialara göre 2002 ve 2003 de Çin den dünyaya yayılan SARS virüsünün ABD yüksek güvenlikli biyolojik savaş laboratuvarın da mutasyona uğratılarak daha ölümcül olması için solunum yollarını ve akciğeri tahrip edecek şekilde yeniden üretilmiştir.Üretilen bu tehlikeli virüs Çin, İran, İspanya ve İtalya’ya bırakılmıştır. Yine tahmini olarak Çin’in intikam almak için bu virüsü Amerika ve müttefiklerine geri getirip bıraktığı yönündedir. Avrupa da, İtalya ve İspanya’nın kurban olarak seçilmesinin nedenleri farklıdır. İtalya ve İspanya, son yirmi yıldır batılı müttefiklerine ve özellikle de Avrupa Birliğine mesafeli davranmakta ve eleştirel bir tutum sergilemektedir. Özellikle İtalya’nın çok ciddi rahatsızlıkları mevcuttur. Kendisinin Avrupa ve ABD tarafından dışlandığını düşünmektedir. Bunun en önemli nedeni, Çin’in soğuk savaş sonrası başlattığı “Bir yol bir kuşak” emperyalist planında İtalya’nın en önemli partner olmasıdır. Plana göre “Pekin-Roma” arasın da doğrudan bir mal taşıma hattı kurarak yol boyunda bulunan ülkeleri birlikte kontrol altına alma politikasıdır. Bu başta ABD olmak üzere bütün batılı ülkeleri rahatsız etmiştir. İtalya’nın batıyı böldüğü ve Çin’in emperyalist politikasına alet olduğu düşüncesi hakimdir. İspanya, eski sömürgesi olan Latin Amerika da ABD ve İngiltere’nin çıkarlarına aykırı politikalar takip etmektedir. İspanya’nın Latin Amerika da eski sömürge ülkeleri üzerinde önemli etki ve sempatiye sahiptir. ABD ve İngiltere bu politikalardan çok rahatsızlık duymaktadır. Ayrıca, İngiltere-İspanya arasın da Cebelitarık sorunu çok ciddi boyutlara ulaşmıştır. İspanya’nın Katalan bölgesi etnik sorunu İngiltere başta olmak üzere AB üyesi ülkelerin çoğunluğu tarafından desteklenmektedir. İspanya’dan yasa dışı bağımsızlık ilan eden Katalan bölgesi eski başbakan ve birçok bakanı, İspanya hükümetinin kırmızı bültenle aramasına rağmen, AB’nin desteği ile Brüksel de yaşamakta ve İspanya’ya iade edilmemektedir.ABD ve İngiltere Avrupalı ülkeleri doğrudan hedef almaz ama mesajını da bir vasıtayla iletir. Bu kez vasıta Korona virüs olduğu anlaşılıyor.

Çin, Korona virüsünün bir silah olduğunun farkına çok erken vardı ve aynı silahla ABD ve İngiltere’yi vurdu. Virüsü getirip onlara iade etti ve bu ülkelerde diğerleri gibi aynı sorunu yaşamaktadır. Bir başka ifadeyle kendi ürettiği silah kendisini vurmuş oldu. Bu kötü ve başarısız sonuç emperyalist ülkelere ders olmuştur. Artık ülkeler bakteri, biyolojik ve kimyasal silahı kullanmaya korkacaklar ve daha dikkatli davranacaklardır. İngiltere, virüs sonrası kendisini savunmaya hazırlıyor gibi yapıyor. Zira, ilginç ve şüpheli bir şekilde, Kraliçe, veliaht Prens Charles ve başbakan Boris Johnson’un virüs kaptığını açıkladı, ama amiyane tabirle bunu kimse yemedi.Daha önce de Anglo-Sakson grubunun önemli üyesi Kanada başbakanı Trudo’nun da virüs kaptığını duyduk, bunlar hep şüpheli bulunmaktadır.

Dünya çapında sorun haline gelen bu Pandemi’den en karlı çıkan ülke Çin olmuştur. Hastalığın tedavisinde başarılı bir süreç geçirmiş ve bütün Dünya’ya tecrübe, bilgi, ilaç ve malzeme yardımı yapmıştır. Batılı ülkeler ciddi sorunlar yaşadı ve yönetim zafiyeti gösterdi. Şüphesiz, bu ciddi sağlık sorunu, demokrat, özgür, refah seviyesi ve hukukun üstünlüğü gibi değerlere sahip, açık toplum olan batı da, sosyal, ekonomik ve politik sonuçları olacaktır. Büyük savaşlar esnasın da bile bu kadar sıkı tedbir ve yaptırım uygulanmamıştır. Ancak,iddia edildiği gibi, çağ kapatıp çağ açacak güçte bir olay değildir. Ama dünya bu sorundan mutlaka önemli bir ders çıkaracaktır. Her ülke, virüsü yaşadığı oran da kendi dersini almış olacak ve diğer ülkelerin yaşadığını da not edecektir.Korona virüsü, genç, yaşlı, güzel veya çirkin demiyor, coğrafya seçmiyor ve pasaporta da ihtiyacı yok, bütün Dünya’yı geziyor. Bu gelişigüzel seyahatleriyle olağan üstü bir durum yarattı ve insanlar da mecburen olağan üstü tedbir almak zorunda kaldı.İnsanların hayatları üzerinde önemli tesir ve farklılık yarattı. Virüsün karakterinden dolayı ülkeler arası iş birliği sağlanamadı, yani ortak bir mücadele yapılamadı, her ülke kendisi mücadele etmek zorunda kaldı. Toplam olarak bütün dünya da, 2.5 milyar insanın etkilenmesi beklenmektedir. Çünkü henüz, Latin Amerika, Afrika, Hindistan, Orta Asya, Kafkaslar, Orta Doğu gibi birçok bölge de tam olarak kendini göstermedi.Korona virüsünün bu yaygın etkisinden dolayı, Küreselleşme sona erer mi sorusunu akıllara getirmiştir.Bizce küreselleşmenin sonu gelmez, zira dünyanın büyük ekonomilerinin (ABD, Çin, Almanya, Japonya, Fransa, İngiltere vd.) küreselleşmenin devamına ihtiyacı var, dolaysıyla bitmesine veya yavaşlamasına izin vermezler. Ama batılılar için ufukta ciddi bir sorun gözükmektedir. Bir tarafta Asya’nın başarılı ülkeleri Singapur, Tayland, Hong Kong, Japonya, Güney Kore ve Çin, diğer tarafta ölüm ile dans eden ve bir salgın hastalığı dahi ziyadesiyle yönetemeyen, eskinin örnek batılı ülkeleri, İtalya, İspanya, Fransa sorun ile baş edemediler. Dünyanın merkezinin doğuya kaymakta olduğunun tipik bir örneğidir.

Prof.Dr.Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

EĞİTİM: Lisans eğitimi: Fransa’nın Dijon kentinde, Bourgogne Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines. Bölümü: SciencesSociales - Sosyal Bilimler Bölümü ), İyi derece ile mezun, 1985 Yüksek Lisans: Fransa’nın Besançon kentinde Franche-Compte Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines-Beşeri Bilimler Fakültesi), Çok iyi derece ile mezun, 1987 Doktora: Paris-x Nanterre Üniversitesi’nde ( Faculte De Droit et de SciencesPolitiques - Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ) Tez Konusu: La Turquıe Et LesOrganisationsInternationales. Mezuniyet derecesi, Fransa da ki en yüksek derece olan “Çok şerefli” (TresHonorable - 1993) ÇALIŞMA HAYATI: -Ocak-Ekim 1994 Ayları arası UNESCO Milli komitede çalışma -1994-2000 yılları arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası -İlişkiler Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği -2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı - 1999 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Doçent -2005 Yılında ise aynı anabilim dalında Profesör oldum. -2005 Haziran-2006 Ocak ayları arasında Genelkurmay Başkanlığına bağlı NATO’ya akredite “Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin kurucu başkanlığını yaptım ve kendi isteğim ile ayrıldım. -2004-2007 yılları arasında dört yıl süreyle British Councıltarafından yürütülen, Avrupa Birliğinin Jean Monnet burslarının jüri üyeliği ve jüri başkanlığını yaptım. -Genel Kurmay Başkanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsünde 2002-2013 yılları arasın da, Yüksek Lisans ve Doktora Dersleri verdim, Askeri Akademilerde ve Kara Harp Okulunda dersler verdim. -Alman, Sosyal Demokrat, Frederik EBERT Vakfı için Sol Belediyeler de Avrupa Birliği Sertifika Programın da 10 Yıl çalıştım,-- -Alman, Merkez Sağ Konrad ADANEUER Vakfı adına yeni Kurulan Üniversiteler de Avrupa Birliği Sertifika programlarında 12 yıl konuşmacı olarak yer aldım. -Nisan 2002 ve Temmuz 2012 yılları arasında Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı yaptım
Prof.Dr.Haydar Çakmak Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.