Alexa
DOLAR
8,1550
EURO
9,7089
ALTIN
457,33
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
15°C
İzmir
15°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
17°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
19°C
Salı Az Bulutlu
23°C
Çarşamba Gök Gürültülü
21°C

Cumhurbaşkanı kararı ile Montrö’den Çıkılamaz

Cumhurbaşkanı kararı ile Montrö’den Çıkılamaz

Cumhurbaşkanı’nın anayasaya aykırı bir kararla İstanbul sözleşmesini feshetmesinden sonra yapılan tartışmalarda Meclis Başkanı aynı şekilde Montrö boğazlar sözleşmesinden de çıkılabileceğini ifade etmiştir.

Acaba öyle mi?

 Uluslararası Hukuk Açısından:

Bir uluslararası antlaşmaya taraf olmak nasıl bir devletin egemenlik yetkisine girerse o anlaşmadan çıkmak veya anlaşmayı feshetmek te egemenlik yetkisinin kullanılmasıdır.

Ancak uluslararası hukukta bir antlaşmayı feshetmek veya çıkmak başka egemen devletleri de ilgilendirdiğinden bazı kurallara bağlanmıştır.

Bir antlaşmanın taraflarından birinin bir irade açıklaması yoluyla bu antlaşma ile bundan sonra bağlı olmayacağını açıklamasına fesih (denunciation) denmektedir.

Bir devletin Çok taraflı bir antlaşmanın (Montrö gibi) kendisi bakımından bu antlaşmaya son verme işlemine de çekilme (withdraw) denir.[1]

Fesih veya çekilme işlemlerinin tek taraflı bir biçimde yasal olarak kullanılması aşağıdaki durumlarda mümkündür:

  • Antlaşma hükümleri bunu öngörmüşse,
  • Tarafların fesih yada çekilme niyetinde oldukları çeşitli verilerden anlaşılıyorsa,
  • Antlaşmanın doğası gereği tek taraflı fesih hakkının tanındığı kanısı doğarsa.
  • Öteki taraf antlaşmayı uygulamıyor ya datemel hükümlerini çiğniyorsa.[2]

Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesine göre bir antlaşmanın sona erdirilmesiveya bir tarafın antlaşmadan çekilmesi ilke olarak antlaşma hükümlerine göre veyaherhangi bir zamanda diğer taraf devletlerle görüşüldükten sonra bütün tarafların rızası ile mümkün olmaktadır.[3]

Bu kuramsal bilgilerin ışığı altında Montrö Boğazlar Sözleşmesine bakmak gerekir.

Sözleşmenin 28. Maddesine göre bu sözleşme yürürlüğe girişinden itibaren 20 yıl (1956’ya kadar) geçerli olacaktır. Boğazlardan serbest geçiş hakkı ise zaman sınırlaması olmaksızın yürürlükte kalacaktır.

20 yılın bitmesinden 2 yıl önce imzacı devletlerden herhangi biri fesih bildirimi yapmazsa sözleşme yürürlükte kalmaya devam edecektir.Sözleşme feshedilirse taraflar yeni bir sözleşme için toplanacaklardır.[4]

Bu güne kadar 11 imzacı devletten hiçbirisi fesih talebinde bulunmadığından sözleşme 85 yıldır yürürlüğünü korumaktadır.

Montrö’nün 29. Maddesine göre ise taraf devletler sözleşmenin yürürlüğe girişinden ( 1936)  itibaren her 5 yılda bir değişiklik talebinde bulunabilirler.

Sonuç olarak Montrö sözleşmesine göre anılan zamanlara uyulmak kaydı ile sözleşmeyi tek taraflı feshetmek, çekilmek veya değişiklik teklifinde bulunmak mümkündür.

 İç Hukuk Bakımından:

İç hukuk bakımından dikkate alınması gereken ilk genel kural “usulde paralellik ilkesidir”. Buna göre bir hukuki işlem nasıl tesis edilmişse onu iptal etmek veya geçersiz kılmak ta aynı usule göre yapılmalıdır.

Anayasamız uluslararası anlaşmaların nasıl yürürlüğe konulacağını düzenlemektedir. 104. Madde Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri arasında “milletlerarası antlaşmaları yayınlar ve onaylar” denilmektedir. Ancak bu mutlak bir yetki değildir. Zira Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) görev ve yetkilerini düzenleyen 90.maddeye göre “Türkiye cumhuriyeti adına yabancı devletlerle veya milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”90.madde Cumhurbaşkanı’nın yetkisini şarta bağlamıştır. Önce TBMM onaylamayı bir kanunla uygun bulacak, ondan sonra cumhurbaşkanı onaylayacak ve yayınlayacaktır.

Montrö boğazlar sözleşmesi 24 Temmuz 1936’da imzalanmış,9 Kasım1936’daonaylanarak  yürürlüğe girmiştir.

Usulde paralellik ilkesine göre yürürlüğe girdiği usulle feshedilebilir /çekinilebilir. Buna göre önce TBMM’nin feshi/çekilmeyi uygun görmesi, sonra cumhurbaşkanı tarafından fesih iradesinin sözleşmenin depozitörü olan Fransa Cumhuriyeti’ne bildirilmesi gerekir.

TBMM’nin çekilmeyi uygun görmesi için konunun kamuoyunda ve bilimsel çevrelerde serbest olarak ve genişçe tartışılması demokrasinin gereğidir.

İç hukuk bakımından dikkate alınması gereken diğer bir husus Cumhurbaşkanı’nın kararname çıkarma yetkisidir.

Anaysanın104. Maddesinde cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin konularda cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabileceği belirtilmektedir. Bir anlaşmanın onayınınuygun bulunmasıgibi feshinin de uygun bulunması TBMM tarafından bir kanunla yapılacağından bu bir yürütme yetkisi değil, yasama yetkisidir. Cumhurbaşkanı yasama yetkisine ilişkin bir kararname yayınlayamaz. Aksi halde TBMM’nin yetkisinigasp etmiş olur.

24 Haziran 2018 genel seçimlerinde TBMM’ye giren partilerin oy oranları toplamı % 97,96 dır. Aynı tarihte yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı’nın aldığı oy oranı % 52,59 dur. Seçmenlerin %52,59’nunoyunu alan bir kişinin seçmenlerintoplam % 97,96’sını alan 600 kişinin iradesini gasp etmesi pozitif hukuka olduğu kadar ideal hukuka da aykırıdır.

Siyasi Bakımdan

Konunun siyasi bakımdan da değerlendirilmesi için Montrö boğazlar sözleşmesinin nasıl ve ne maksatla yapıldığının, Türkiye’ye neler getirdiğinin bilinmesi gerekir.

Lozan’da ana antlaşma ile birlikte ayrı bir Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre boğazlar barışta ve savaşta ticari ve askeri gemilerin serbest geçişine açık bırakılmış, boğazların kontrolü uluslararası bir komisyona verilmiş, ayrıca boğazların etrafında 20’şer kilometrelik bir bölgenin askerden arındırılması öngörülmüştür. Bu durumun Türkiye’nin egemenlik haklarına ve güvenliğine aykırı olduğu açıktır.

Lozan Boğazlar Sözleşmesi, Boğazlar etrafının askersizleştirilmesinin yaratacağı güvensizliğe karşı Türkiye’ye bir güvence vermek maksadıyla boğazlardan serbest geçişin ve askersiz bölgenin tehdit edilmesi halinde İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya’nın birlikte, Milletler Cemiyeti (MC) Konseyi’nin kararı doğrultusunda bu tehdidi her vasıta ile bertaraf edeceklerini hükme bağlamıştır (md.18).

Lozan boğazlar sözleşmesinin imzalandığı 1923 yılında Avrupa’da bir barış havası esmekte idi. Silahsızlanma gayretleri öne çıkmıştı, ayrıca kolektif güvenliği sağlayacak milletler cemiyeti (MC) kurulmuştu.

Türkiye o koşullarda büyük devletlerin ve MC’nin sağladığı güvenceyi yeterli görerek boğazların silahsızlandırılmasını kabul etmişti.

Oysa 1936 yılına gelindiğinde Avrupa’da dengeler ve güvenlik ortamı büyük ölçüde değişmişti. Silahsızlanma çabaları somut bir sonuç vermemiş, Almanya ve İtalya’da revizyonist faşist partiler iktidara gelmiş, İspanya’da iç savaş çıkmıştı. İtalyan faşist partisi lideri Mussolini Roma İmparatorluğu’nu canlandırmak istiyordu ve gözünü bizim deniz (morenosturum) dediği Akdeniz’e dikmişti. MC beklenen barış ortamını sağlayamamış, İtalya’nın Habeşistan’ı, Japonya’nın Mançurya’yı işgalini önleyememişti. Lozan boğazlar sözleşmesinde Türkiye’ye garanti veren Japonya MC’den çıkmış, İtalya ise MC’nin yaptırımlarına hedef olmuştu. Yeni bir dünya savaşı yaklaşıyordu.

Değişen güvenlik ortamında Lozan’da Türkiye’ye verilen garantinin yeterli ve etkili olmayacağı belli olmuştu. İşte Türkiye 16 Nisan 1936 tarihli notasında uluslararası hukutaki “ şartlar değişti” (rebussicstantibus) kuralına göre bu durumu açıklayarak Lozan Boğazlar Sözleşmesinin imzacı devletlerini Türkiye’nin güvenlik endişelerini giderecek yeni bir konferansa çağırmıştır.  Bu çağrıya İtalya hariç Lozan boğazlar sözleşmesinin imzacı devletleri olumlu cevap vermişler ve 22 Haziran 1936’da toplanan konferans 20 Temmuz 1936’da sonuçlanmıştır.

Montrö sözleşmesinin yapılış nedeni ve maksadı Türkiye’nin ve Karadeniz’e kıyıdaş diğer ülkelerin güvenlik endişelerini gidermektir. Sözleşmenin maddeleri incelendiğinde Türkiye’nin boğazlarda tam egemenliğinin tanındığı, boğazlardan geçen gemilerin Türkiye’nin güvenliğini bozmayacak şekilde geçmeleri, savaşzammında muharip gemi geçişlerinin Türkiye’nin takdirine bırakıldığı ve Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerinsavaş gemilerinin bu denizde kalmalarının kıyıdaş ülkelerin güvenliğini tehdit etmeyecek şekilde sınırlandırıldığı görülecektir.

Montrö 85 yıldır Türkiye’nin ve Karadeniz ülkelerinin güvenliğini sağlamaktadır 85 yıl sonra bu güvenlik garantilerinden vazgeçmek ulusal çıkarlarımıza açıkça aykırıdır ve Karadeniz ülkeleri ile aramıza sorun yaratır.

Montrö’den vazgeçmek demek Türkiye’nin egemenliğini kısıtlayan ve güvenliğini tehdit eden 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesine dönmek demektir.

Rusya’nın hassas karnı olan Karadeniz dünyanın en güçlü donanması olan ABD donanmasının Montrö nedeniyle serbestçe giremediği tek denizdir. Burada Rus donanmasının hakim olması ABD’yi rahatsız etmektedir.  Montrö rejiminin bozulması Rusya’yı çevirmek isteyen ABD’nin işine yarar. ABD-Rusya stratejik rekabetinde ABD’ye avantaj sağlar fakat Rusya ile aramızı açar.

Montrö Lozan’ın devamı ve tamamlayıcısıdır. Montrö’yü tartışmaya açmak Lozan’ı tartışmaya açmak demektir.

Sonuç :

Montrö’den çekilmek sözleşmedeki şartlar içerisinde mümkündür.

Çekilme kararını cumhurbaşkanı tek başına veremez. Konu kamuoyunda serbestçe ve geniş olarak tartışıldıktan sonra TBMM’nin çekilmeyi bir kanunla uygun görmesi üzerine sonra cumhurbaşkanı çekilme kararı verebilir.

85 yıldır bizi rahatsız etmeyen Montrö’den çekilmek için mantıklı bir gerekçe bulunamaz. Çekilmek ulusal güvenlik çıkarlarımıza açıkça aykırı olduğu kadar Karadeniz ülkeleri ile aramızda sorun yaratır.

[1] Hüseyin Pazarcı,,Uluslararası Hukuk, Turan Kitabevi,Ankara, 2005, s.97

[2]a.g.e.

[3] Yusuf Aksar, Uluslararası Hukuk, Seçkin Yayınevi,Ankara, 2017, s.156

[4]Ferenc A Vali, TurkishStraitsAndNATO,StanfordUniversity,Caalfornia, 1972, p.214

Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM.
    Sonsuz sağlık ve bağışıklık, esenlik ve mutluluk, başarı ve umut dolu en uzun bir ömür boyu SAĞOLUN VAROLUN sevgili Cihangir DUMANLI. İyi ki varsınız.