Alexa
DOLAR
8,4705
EURO
10,2921
ALTIN
502,04
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Gök Gürültülü
25°C
Ankara
25°C
Gök Gürültülü
Pazartesi Çok Bulutlu
24°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Çok Bulutlu
29°C

Cumhurbaşkanı’nı Değil Referandumu Tartışalım

“İktidar bu ülkenin gerçek sorunlarına çözüm sunamazken hukuk reformu sadece bir aldatmaca, gündem değiştirme çabasıdır. Bu oyuna gelmemek gerekir.”

Cumhurbaşkanı’nı Değil Referandumu Tartışalım

6 Nisan 2017 Pazar 16:30da, Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıkça kanuna aykırı bir şekilde  “mühürsüz pusulalar geçerlidir” kararıyla rejim değiştirildiğinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin  güçlü bir  siyasi tepki vermesi gerekiyordu, ama vermedi.

Çünkü Yüksek Seçim Kurulunun bu kararı açıkça hukuka aykırıydı ve tam kanunsuzluk  haliydi.

Tam Kanunsuzluk hali Yüksek Seçim  Kurulu’nun kendi,  Yargıtay’ın, Danıştay’ın  ve  2017’deki Anayasa değişikliği ile kapatılan Yüksek Askeri İdare Mahkemesi’nin bazı  kararlarında, “ kanunun  emredici kurallarına aykırılık” olarak  tarif edilmiştir.

İşte Yüksek Seçim Kurulu 298 Sayılı  Seçimlerin Temel Hükümleri ve seçmen Kütükleri hakkında  Kanun “Geçerli Olmayan oy pusulalar başlıklı 101. Maddesinin 1. fıkrasının 3. Bendinde “Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan” oyların geçersiz olacağına dair bir  amir hüküm olmasına rağmen, daha seçim devam ederken sandıklar kapanmadan saat 16.30da, Adalet ve Kalkınma Partili üyenin baş vurusu üzerine Yüksek Seçim Kurulu , mühürsüz oyların geçerli sayılması yönündeki kararının gerekçesinde “Yüksek Seçim Kurulu tarafından  üretildiğinden  kuşku duyulmayan  oy pusulası ve zarf kullanılması halinde bunun sandık kurulu tarafından mühürlenme işlemi yapılmamasının  oyun geçersiz  sayılması için tek başına yeterli sebep oluşturmadığını karar yerinde gösterirken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin  EK 1 Nolu Protokolünü ve Anayasa’nın  67 ve 90/5 inci maddelerine işaret ederek, partilerin referandum sonuçlarına yaptıkları itirazları red etmiştir.

298 Sayılı  Seçimlerin Temel Hükümleri ve seçmen Kütükleri hakkında  Kanun “Geçerli Olmayan oy pusulalar başlıklı 101. Maddesinin 1. fıkrasının 3. Bendinde “Arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan” oyların geçersiz olacağına dair  hüküm, emredici bir hukuk kuralıdır. Bu kuralın uygulanıp uygulanmayacağı Yüksek Seçim Kurulu Üyelerinin takdirinde değildir. Zira bu kuralın uygulanması zorunlu idi. Yüksek Seçim Kurulu bu zorunluluğu ihlal etmiş açıkça hukuka aykırı bir karar vermiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi, bir anlamda bu açık hukuk ihlalini ortadan kaldırmak istercesine, bu tartışmalı referandumdan tam dokuz ay sonra   13.3. 2018 tarihinde 298 sayılı yasanın 101. Maddesinin 2. Fıkrasına “ Yetkili seçim kurulları tarafından gönderilen ve Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Seçim Kurulu filigranı bulunan oy pusulalarının arkasında sandık kurullarının ihmaliyle mühürlenmemiş olması” şeklinde  7 numaralı  bent eklenerek, Yüksek Seçim Kurulunun  açıkça hukuka aykırı işlemine  kanunilik verilmeye çalışılmıştır.

Diğer bir anlatım şekliyle, 101. Maddenin 1. Fıkrasının 3. Bendinin Yüksek Seçim Kurulu tarafından yanlış uygulanmasının tartışılmasının önüne geçilmek istenmiştir.

Ama bu durum 6 Nisan 2017 referandumunda yapılan hukuksuzluğu, şaibeyi ortadan kaldırmaz.

Oy verme işlemi devam ederken, kanunun emredici hükmü Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri tarafından iktidara yaranmak için  ihlal edilerek, referandumun sonucunun iktidarın istediği gibi çıkması sağlanmıştır.

İşte Türkiye’deki siyasi partilerin asıl tartışması ve kamuoyunun önüne koymaları  gereken husus budur.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından şaibeli hale getirilmiş bir referandum sonucunda, Türkiye’de ülkenin yönetim biçimi dünya da eşi emsali olmayan ucube bir tek adam rejime dönüştürülmüştür.

Bu ortada dururken, Cumhurbaşkanı sözde mi, özde mi tartışmasının hiçbir faydası olmadığı gibi iktidarın eline gündemi değiştirmek için bir fırsat verir.

İktidar “sözde”  hukuk reformu yapacağız derken, muhalefet partileri, bu iktidarın bir reform yapmasının mümkün olmadığını, olsa olsa ucube rejimi daha da ileri götürmekten başka bir şey yapmayacaklarını, yukarıdaki örnek verilerek halka anlatılmalıdırlar.

İktidar bu ülkenin gerçek sorunlarına çözüm sunamazken hukuk reformu sadece bir aldatmaca, gündem değiştirme çabasıdır. Bu oyuna gelmemek gerekir.

ETİKETLER:
Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Her cümlesi BİLİMSEL, SOMUT ve MÜKEMMEL bir hukuksal, yasal ve siyasal teşhis, saptama, analiz, eleştiri, teşhir ve kınama. Çok değerli hukukcu, duayyen siyasetci ve saygın yazar sevgili Şahin MENGÜ’nin kalbine, eline ve kalemine en uzun bir ömür boyu sağlık ve bağışıklık.

    1. Şahin Mengü dedi ki:

      Çok teşekkür ederim Gönül hanım,
      Çok nazik ve zarifsiniz. Güç veriyorsunuz.
      Saygılar.