Alexa
Medya Siyaset

Davutoğlu Ahmet’e Bir Eğitimciden Açık Mektup

Davutoğlu Ahmet’e  Bir Eğitimciden Açık Mektup

Bravo Kiziroğlu Ahmet!… Bu yolda devam et!…

Sen ki günümüzün Dadaloğlu’sun artık… Şah’ına baş kaldıran!…

Sen ki Köroğlu’sun, Bolubeyi’ne diklenen…

Sen ki kısaca, Kiziroğlu Davut Ahmet’sin artık!…

Raconu benden iyi bilirsin!… Çekildi kılıçlar. Bir kere çekildi mi kılıç, artık kınına kınına!…

Ya baş alacaksın!…

Ya baş vereceksin!…

Yarıyolda kınına geri giren kılıç, yiğitliğin şanına b.k sürmüş demektir.

Üstelik, ikilenmiş “MEYDAN OKUYORUM… MEYDAN OKUYORUM!” demişken!.

Ya meydan okumayacak, biat’ta kalacaktın ya da olan oldu; gereğini yapacaksın.

Tek yolun var!…. Seçeneksiz!… Okuduğun meydanın hakkını vermek!…

Zira okunan meydanla tüm köprüleri attın, gemileri yaktın. Üstelik dünya aleme duyurup raytingleri patlattın!.

“Hainler” safından başka yerde sen ekmek kapısı arayamazsın!…

Bundan böyle ne mi olacak!?…

Olacaklar belli!… Trenden atılıp, “hainler” safına itilenlere ne oluyorsa sana da o olacak!…

“Kötü adam” olacaksın önce…

Geçmişin tüm kara lekeleri üzeridne kalacak!…

Hazırlıklı ol!. Davalar bile açılacak.

Sakın ola ki “kıvırmaya”, “kıvranmaya” kalkma… “ Yok onu demedim de bunu dedim!”

Aha bak, ilk emare geldi bile!… Sakarya konuşman suç duyurusuna konu olmuş!… “Suçluyu yetkili mercilere bildirmemekten!”

Sen de bildirivereydin” diyenlerin olacak!… De ki; “Bekara karı boşamakkolay gelir “ Gerisini de ben getirivereyim senin yerine:

Bilmezler ki, beraber ıslanıp dururken (yemlenip dururken desek de olur) suçluyu yetkili mercilere bildirmenin pek çok nedenden olanaksız olduğunu…

Diğer bir açıdan bakalım: Ne demiş Ziya paşa yıllar önce: “Kadı ola davacı, mübaşr de şahit, // O mahkemenin hükmüne adalet mi denir?” De ki; “Kadıya dava mı olurdu!”

Ha işte bu gün tam da bu merhaleyi aşmak üzere Dadaloğlu, Köroğlu… Kiziroğlu olmaya soyundunuz!…

Mübaşirliği tepip çıktınsa ortaya, “Ol mahkemenin hükmüne adalet” için yola çıktın demektir. Yap gereğini: D ö k ü l ! . . .

*

Yükseklerden gelen “Gereği yapılır” talimatlarına hazırlıklı ol dememiz dikkate al… Ama çıkıp ortaya (dün olduğu gibi) “Var mı len ikimize yan bakan!” tavrı ile inmesin kılıç.

Neden mi bu kuşkum?: Geçmişten biliyoruz ki; böylesi bir durum, ne de böylesi bir talimat senin de yabancısı olduğun bir konu değil de ondan!…

“Beraber ıslandığınız günlende ” çeşitli vesilelerle, çok kişiler çok yaşadı benzer durumları.

Bizler de yaşadık gördük. Sen de AY’da değildin ya bizler Ergenekon’ları Silivri’leri yaşarken?

O camianın içinde çook ama çooook önemli konumlardaydın!…

Öküz öldü… Ortaklık bozuldu. Bozulmakla kalmadı, kılıçlar da çekildi.

Bekle gör; belki de gizli tanıkların bile olacak… Hem de uzaklardan değil, vaktiyle pek yakınında yer alanlardan!…

“Hain” damgasını yemeye görsün bir kişi… Çok zordur işi!…

Hele ki geçmişte “Kumpasların” savcılığına varana kadar görevler yüklenmiş kişiyse muhatabın olan o kişi…

“Yaptın, yapmadın, kimlerle yaptın”lara bile bakılmadan, kötü ve olumsuz gidişlerin hepsi ama hepsi senin üstünde kalacak..

“Ne yapmak mı düşer şu andan sonra?”. Ona dönelim yine.

* Dik duracaksın… Rûku’dan başka yerde eğilmeyiz demeyi, bunca yıldır sen de öğrenmiş olmalısın.

* Bildiklerini, herkimi suçlarsa suçlasın (Kendin bile dahil) hiçbir şeyi saklamadan dosdoğru anlatacaksın; vicdani hesaplaşma gibi!… Birilerini sigaya çeker gibi… “Saç dökülsün kel görünsün” diyeceksin!. Korkmadan, sinmeden, yılmadan!… Okuduğun meydan da bunu geretirmez mi zaten?

Bilirsin Devletlerin arşivi olur. Kişilerle göçüp giden devlet sırları olmaz. Asıl hain devletin sırlarını kendisiyle mezara götürendir.

* Geçmişin hatırı bitmiştir. Hatır için yapılan siyaset, vefa borcu değil, kirli siyasettir. Dürüst bir Devlet Adamı en iyi şunu bilmeli değil mi?

Siyaset kişilerin değil devletin çıkarları üzerine inşa edilmedikçe, sonuç, vurgun, soygun ve talana kadar gider.

Haydi Köroğlu Ahmet.. Haydi Kiziroğlu Ahmet… Haydi Dadaloğlu Ahmet… Temiz Eller siyasetine milat olsun çıkışın!… Göster kendini. Bu ülkede sana destek olacak vatan ehli de çıkar elbet!…

Çekilen kılıcı kınına geri sokup da “Serok Ahmet” adına bir de “Pısırık Ahmet” lâkabını ekletme!.

Diyelim biz de “Vezir kılıcını çekti, sultan gitti, kir bitti!”

Ağız tadıyla haykıralım hep birlikte “ ZAFET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!”

Mehmet Halil Arık

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ